Eskiden, bir müridin kemâle ermesi için, ya seyr-u sülûk ettirilir, yâ da seyahat verilirdi. Tabi bu hadise, maneviyatın işareti ile olurdu. Tasavvufî seyahatin de, kendine göre bazı âdâb ve erkânı bulunurdu
Hocam, bunun kibirle de ilgisi var. İnsanoğlu malına, mevkisine, şanına, kendi şahsına güveniyor. Allaha tenezzül etmiyor.Dünyada kalacakmış gibi yaşıyor. Gücü arttığı ölçüde Allah'tan uzaklaşıyor