Araba cansız ve şuursuzdur. Bununla beraber araba şuurlu gibi, biliyor, düşünüyor gibi hareket eder. Yani, kırmızı ışıkta durur, yeşilde geçer, yolun sağından gider, döneceği zaman sinyal verir, bir tehlike anında fren yapar vs. Bunların hepsi bilerek ve şuurlu olarak yapılan işlerdir. Araba ise cansız, akılsız ve şuursuz olduğundan anlaşılır ki bu işler arabanın işi degildir. Demek bundan anlıyoruz ki araba akıllı, şuurlu birisinin tadarrufunda ve idaresindedir. Onu kullanan söför şuurlu olduğundan cansız ve şuursuz olan arabanın yaptığı bütün hareketler şuurlu gibi oluyor. Arabanın rasgele hiçbir hareketi olmuyor. Çünkü şuurlu olan söför arabaya hakimdir. Araba onun dediği sekilde hareket ediyor. Eğer şöför arabayı kendi haline bıraksa dethal yoldan çıkar ve tepetaklak olur.
Demek anlıyoruz ki akılsız, şuursuz, cansız bir varlık biliyor, görüyor, hesap ederek hareket ediyor gibi davranıyorsa bu iş o cansız, akılsız ve şuursuz varlığın işi olamaz. O cansız ve şuursuz varlık bilen, gören, şuurlu bir varlığın tasarrufundadır.
Aynen öyle de, bu kâinatta cansız, akılsız ve şuursuz varlıklar suurlu gibi hareket etmektedirler. Mesela, güneş bizi aydınlatmakta ve ısıtmakta, bulutlar yagmur vermekte, ay takvimlik ve gece lambalığı yapmakta, ağaçlar bize meyve vermekte ve hayati ihtiyacımız olan oksijeni üretmekte ve hakeza. Yani bütün bu varlıklar akılsız, şuursuz oldukları halde sanki herşeyi biliyor ve görüyor gibi hareket etmektedirler. O zaman anlıyoruz ki bu işler bu cansız, akılsız, şuursuz varlıkların işi değildir. Belki sonsuz ilmi, iradesi, kudreti rahmeti olan bir zatın idaresindedirler. Akılsız, şuursuz ve cansız varlıklarda görünen bu şuurlu işler bu varlıkların şuurlu bir zatın tasarrufunda olduklarını göstermektedir. Eğer O Zat bir an bu ķâinatı kendi haline bıraksa bir anda hersey hercü merc olur.
Demek cansız, akılsız, şuursuz bir varlık, görüyoruz ki şuurlu gibi davranıyor, anlıyoruz ki o şuursuz varlık şuurlu birisinin tasarrufundadır.
Kâinatta ise bütün bu cansız ve şuursuz varlıklar adeta herşeyi biliyor gibi hareket ettiklerinden anlaşılır ki bu kâinat bilen, gören, gücü yeten, merhametli bir Zat'ın tasarrufundadır. Dolayısıyla bu alemde rasgele hiç bir hareket olmamaktadır.
Demek bu alemde canlı cansız hiç bir varlık rasgele hareket etmiyor ve kontrol dışı değildir. Herşey kontrol altındadır.
Bunun faydası ise, insan rasgele hiçbir şeyin olmadığını, herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilerek yaşadığından son derece rahat olur. Herşeyin tesadüfen, rasgele olduğunu düşünen sapıklar ise korku ve endişe içinde yaşarlar.