Menü tarıkhaber
Prof. Dr. Baran Yıldız

Prof. Dr. Baran Yıldız

Tarih: 26.06.2023 03:46

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

RABİA İBN-İ  KÂ'B
Rabiâ İbn-i Ka'b kendisi anlatmaktadır :
 
«Gönlüm iman nuruyla aydınlandığında ve kalbim İslâm'ın manâ-larıyla dolduğunda taze bir gençtim.
 
Gözlerim Rasûlüilah'ı (s.a.v,) ilk görüşünde, onu bütün organla­rımı saran bir sevgiyle sevdim ve beni her şeyden alakoyacak şekil­de ona tutuldum.
 
Bîr gün kendi kendime şöyle dedim :
 
«— Yazıklar olsun sana Rabîa! Niçin kendini tamamen Rasûlül-lah'ın (s.a.v.) hizmetine vermiyorsun?»
 
Git, kendini ona arzet...
 
Eğer seni kabui ederse ona yakın olmak saadetine erer, sevgisini kazanır, dünya ve ahiretin en iyisini elde edersin.
 
Kendimi Rasûiüllah'a (s.a.v.) arzötmekte ve beni hizmetine kabul etmesini rica etmekte gecikmedim.
 
Rasûlüllah (s.a.v.) ricamı geri çevirmedi ve benim ona hizmet et­meme razı oldu.
 
O günden itibaren, Rasûlüilah'ı gölgesinden daha iyi taki birisi olmuştum.
 
den
 
Nereye gitse onunla beraber yürür, nasıl dönse çevresinde öyle dönerdim.
 
Benim bulunduğum tarafa göz ucuyla bir defa baksa hemen, önü­ne dururdum.
 
O da bir ihtiyacı olunca, hemen onu yapmam için beni bulurdu.
 
Gün boyunca ona hizmet ederdim. Gün bitince o, yatsıyı kılıp evi­ne çekilirdi. Ben de gitmeye niyet ederdim. Ama kendi kendime şöy­le derdim :
 
Nereye gidiyorsun Rabîa?
 
Belki geceleyin Rasûlüllah'ın (s.a.v.) bir ihtiyacı olur.
 
Evinin eşiğinden ayrılmamak üzere kapıda otururdum.
 
Rasûlüllah (s.a.v.) geceyi namaz kılarak geçirirdi. Çok defa Fati-ha'yı okuduğunu duyardım. Gece yarısına kadar onu okur dururdu. Çok uzun sürdüğü için oradan ayrılırdım veya uyku bastığı için uyur kalırdım.
 
Çok defa, «Semîâ'llahu limen hâmideh» dediğini duyardım. Onu da Fatiha'yi okuduğundan daha uzun sûre okurdu.
 
Rasûlüllah (s.a.v.) kendisine iyilikte bulunan kimseye onunkinden daha büyük bir iyilikle karşılık vermeyi isterdi.
 
Ona yaptığım hizmetten dolayı, bana karşılık vermeyi istemişti : Bir gün yanıma gelip : «— Rabia!» dedK
 
«— Buyur ya Rasûlallah!» Allah sana saadet versin.
 
 Benden birşey iste, onu sana vereyim». Biraz düşünüp şöyle dedim :
 
«— Ya Rasûiallah! İsteyeceğimi düşünüp sana bildirmem için ba­na mühlet ver».
 
«— Tamam, zararı yok».
 
O sırada ben; ailestz, parasız ve evsiz-barksiz yoksul bir gençtim. Benim gibi yoksul müslümanlarla birlikte mescidin sofasında [1]  kalı­yordum.
 
Halk bize «İslâm'ın misafirleri» derdi.
 
Müslümanlardan biri Rasûlüliah'a (s.a.v.) bir sadaka getirdiği za­man, o sadakanın tamamını bize gönderirdi.
 
Yine birisi ona hediye verdiğinde, Rasûlüllah (s.a.v.) bir kısmını kendisi alır, geri kalanını da bize verirdi.
 
İçimden şöyle geçirdim: Fakirlikten kurtulup zenginleşeceğim, başkaları gibi, mal, hanım ve çocuk sahibi olacağım dünya nîmetİerin-den birini isteyeyim.
 
Ancak şöyle demekte gecikmedim.
 
«— Yazıklar olsun sana Rabîa İbn-i Ka'b! Dünya gelip geçicidir, fanidir. Azîz ve Ceîîi olan Allah, senin dünyadaki rızkına kefildir. O dünya rızkı sana mutlaka gelecektir.
 
Peygamber'in Rabbi katında, isteği geri çevrilmeyen bir derecesi vardır. Ondan, senin için ahiret nimeti olan birşeyi talep et».
 
Böylece içim rahatlamıştı. Daha sonra Rasûlüliah'a geldim.
 
«—Ne diyorsun Rabîa!»
 
«— Ya Rasûlallah! Benim için Allah Ta'âlâ'ya; beni cennı na arkadaş etmesi için dua etmeni istiyorum».
 
«— Bunu sana kim tavsiye etti
 
«— Hiç kimse tavsiye etmedi. Fakat sen bana : Benden birşey is­te, onu sana vereyim, dediğinde içimden; dünya nimetlerinden olan birşeyi senden istemeyi geçirmiştim.
 
Bakî olanı (ahireti) fanı olana tercih etmekte gecikmedim. Senden, benim cennette senin arkadaşın olmam için Allah'a dua etmeni is­tedim».
 
Rasûlüllah (s.a.v.) uzun süre sustuktan sonra :
 
 «— Bundan başka bir istediğin var mı?» dedi.
 
«— Hayır, Ya Rasûlallah! Ben senden birşey isteyecek durumda değilim».
 
«— Öyleyse çok secde etmek suretiyle nefsine yard

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N