Menü tarıkhaber
Prof. Dr. Baran Yıldız

Prof. Dr. Baran Yıldız

Tarih: 15.07.2023 03:45

Günün yazısı

Facebook Twitter Linked-in

[28/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kazancı temiz olan, içi dışı pâk olan, ve şerrini insanlardan uzaklaştıran kimseye müjdeler olsun, ilmi ile amel eden, malının fazlasını infak edip sözünün fazlasını tutan kimseye de ne mutlu.”
 
(Taberânî, Kebîr, 4615, V, 71)
[28/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: Denilir ki: Bu güne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur!
el-CÂSİYE Sûresi 34.Ayet
[28/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: İsraf
İsraf malı boş yere harcamaktır. Kur’an’da, “Yiyiniz, içiniz, fakat
israf etmeyiniz” (el-A‘râf 7/31) buyurulmuş, Resûl-i Ekrem de daima
mutedil, ölçülü davranmayı emretmiş, malın boşa harcanmasını yasaklamıştır.
Sigara için yapılan harcamanın, sigara bağımlısı şahsın bu bağımlılığı
göz önünde bulundurulursa israf olmayacağı, hatta önemli bir bünyesel
ihtiyacının karşılanması sayılabileceği görüşü -harcama boşa olmanın ötesinde
zararlı da olduğu için- tutarlı değildir. Harcama yapan kişinin zengin
olması da bu harcamanın israf olmasını önlemez. ...Daha az
[29/4 21:39] Ömer Tarık Yılmaz: 77 - Mesih b. Meryem Île Mesih Decca'lin Zikri Bâbı
 
443- Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti dedi ki: Nâfi'den, onunda Abdillah b. Ömer'den, onunda Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklettiği şu hadîsi Malîk'e okudum. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurmuşlar ki:
 
«Bir gece (rüyamda) kendimi Kabe'nin yanında gördüm: Derken öyle karayağız güzeli bir zat gördüm ki erkeklerden gördüğün karayağızların en güzeli! Kulaklarına inmiş öyle saçları vardı ki gördüğün uzun saçların en güzeli! Onları taramış da (üzerlerinden) su damlıyordu, iki zâta (yahut iki zâtın omuzlarına) dayanarak beyti tavaf ediyordu: Bu kim? diye sordum. Mesih b. Meryem dediler. Sonra birdenbire son derece kıvırcık saçlı, sağ sözü şaşı bir herifle karşılaştım. Zannedersin gözü salkımdan dışarı fırlamış bir üzüm tanesi. Bu kim? diye sordum. Bu da Mesih Deccal'dır dediler.
 
444- Bize Muhammed b. İshâk el Müseyyebî rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Enes yani İbn Iyâd, Mûsa'dan —ki İbn Ukbe'dir.—, o da Nafi'den rivâyet etti
 
Dedi ki: Abdullah b. Ömer şöyle dedîs Birgün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaat arasında Mesih Deccal'i anarak şöyle buyurdular:
 
«Şüphesiz ki Allah Tebareke ve Teâlâ tek gözlü değildir. Dikkat edin ki Mesih Deccal sağ gözü kor (bir herif) dir. Zannedersin gözü salkımdan fırlamış bir üzüm danesidir.»
 
«Akşam rüyamda kendimi Kabe'nin yanında gördüm. Bir de baktım erkeklerin karayağız güzellerinden görebileceğin en güzel bir zat! Uzun saçları omuzlarını, çalıyor. Saçı taranmış, başından su damlıyor. Ellerini iki zatın omuzlarına koymuş; aralarında Beyti tavaf ediyor. (Oradakilere) Bu kim? dedim. Mesih b. Meryem cevabını verdiler. Onun arkasında gayetle kıvırcık saçlı, sağ gözü kör gördüğün insanların İbn Katan'a en benzeri bir adam! O da ellerini iki adamın omuzlarına koymuş Beyti tavaf ediyor. Bu kim? diye sordum. Bu mesih-i Deccal'dır, dediler.
 
445- Bize İbn Nümeyr rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize babam rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Hanzale, Salim'den, o da İbn Ömer'den rivâyet etti ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
 
«Kabe'nin yanında esmer düz saçlı, ellerini iki adamın üzerine koymuş, başından su akan yahut su damlayan bir zat gördüm. Bu kimdir? diye sordum. İsa b. Meryem'dir yahut Mesih b. Meryem'dir, dediler. (Ravi bu sözlerden hangisini söylediğini bilmiyoruz demiş) Onun arkasında da kırmızı, saçı kıvırcık, sağ gözü kör birisini gördüm. Gördüklerim içinde en ziyade İbn Katan'a benzeyen birisi.
 
— Bu kimdir? diye sordum.
 
— Mesih-i Deccal'dır diye cevap verdiler.» buyurmuşlar.
 
446- Bize Kuteybetu'bnü Said rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Leys, Ukayl'den, o da Zühri'den, o da Ebû Selemete'bni Abdurrahman'dan, o da Cabir b. Abdillâh'tan naklen rivâyet etti ki: Resûlüllah:
 
«Kureyş beni tekzib ettiği zaman Hıcr'de ayağa kalktım. Allah bana Beyt-ül Makdis'i tecelli ettirdi. Bunun üzerirfe ona bakarak Kureyşlilere onun alâmetlerini haber vermeye başladım.» buyurmuşlar.
 
447- Bana Harmele b. Yahya rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize İbn Vehb rivâyet etti dedi ki: Bana Yunus b. Yezid, İbn Şihap'tan, o da Salim b. Abdillâh b. Ömer b. El Hattap'dan, o da babasından naklen haber verdi.
 
Dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ı şöyle buyururken işittim:
 
«Bir defa ben uyurken kendimi Kabe'yi tavaf ediyor gördüm. Bir de baktım karayağız, salınmış düz saçlı bir zat iki kişinin arasına girmiş, başından su damlıyor yahut su akıyor.
 
— Bu kimdir? dedim.
 
— Bu Meryem'in oğludur, dediler.
 
Sonra ona iltifat etmek için ilerledim, bir de baktım ki, kırmızı benizli, cesim, kıvırcık saçlı, bir gözü kör bir herif, gözü salkımdan uğramış üzüm danesi gibi.
 
— Bu kim? diye sordum.
 
— Deccal'dır, dediler.
 
insanlar içinde ona en ziyade benzeyen İbn Katan'dır.»
 
448- Bana Zübeyr b. Harb'da rivâ
[29/4 21:39] Ömer Tarık Yılmaz: Huzeyfe (radıyallahu anh) şöyle demiştir: 'Ey Kurrâ cemâati, doğru yolda gidin. Siz çok öne geçmiş kimselersiniz. Eğer (doğru yoldan ayrılarak, ifrat ve tefritle), sağa sola meyledecek olursanız (kötülükte çok öne geçmiş bulunarak) büyük bir dalâlete düşmüş olacaksınız.'
 
Buharî, İ'tisam 2.
 
 
Kütüb-i Sitte
[29/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: 32. Kolları yıkarken dirsekleri,ayağı yıkarken ayak bileklerini aşarak yıkamak.(Müslim-1/126)
[29/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Kutü’l-Amare Zaferi 1916
•  Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü Kuruldu 1969
•  Muhsin Ertuğrul’un Vefatı 1979
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[29/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.” 
 
Nisa 86
[29/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“İman’ın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.” 
 
İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VI, 170/30420
[29/4 21:40] Ömer Tarık Yılmaz: METALİN SANATA DÖNÜŞÜMÜ
TELKARİ SANATI
 
Altın, gümüş ve bakır gibi yumuşak metallerin tellerini, bir kompozisyon meydana getirecek şekilde kıvırarak birbirine veya bir metal yüzeyine kaynak yapma sanatına “Telkari” adı verilir.
Telkari’ye aynı zamanda “vav işi” de denilmektedir. Bu isim, Osmanlıca vav harfinin, gelenekte motif olarak sıkça kullanılmasından dolayı verilmiştir.
13. yüzyılda ortaya çıkan ve bugünkü esnaf ve zanaatkârlar odalarının başlangıcı sayılan Ahiler tarafından Anadolu’ya yayıldığı varsayılan gümüş işleme sanatında, eritilip tel haline getirilen gümüş, haddeden geçirilerek inceltilir ve bu durumda hemen hemen saf hâlde olduğu için kolayca bükülür.
Zanaatkâr, bu telleri ufak el aletleri ile istediği şekilde kesip kıvırır. Parçaları birbirine gümüş kaynağı kullanarak kaynatıp eserini ortaya çıkarır. Telkari sanatında Hasır, Kakma, Kafes, Astar Üzeri gibi çeşitler vardır. Günümüzde fabrikasyon ürünler karşısında geleneğin aktarımı ve sürdürülebilirliği az sayıda usta tarafından Mardin ve Beypazarı’nda devam ettirilmektedir.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[29/4 21:41] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ طَلَبَ عَمَلَ الدُّنْيَا بِعَمَلِ الْآخِرَةِ فَمَا لَهُ فِي الْآخِرَةِ مِنْ نَصِيبٍ. (ض)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kim, dünya menfaatini, âhiret ameli ile elde etmeye kalkarsa onun için âhirette hiçbir nasip yoktur.” (Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)
 
29 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[29/4 21:42] Ömer Tarık Yılmaz: Ashâb-ı Bedir: SA‘D BİN UBÂDE (radıyallâhü anh)
 
Sa‘d bin Ubâde radıyallâhü anh, Ensâr’dan ve Hazrec kabilesinin Benî Turayf kolundandır. Hazrec kabilesinin reîsi olup künyesi Ebû Sâbit veya Ebû Kays’dir. Vâlidesi Amre binti Mes‘ûd, Peygamber Efendimize (s.a.v.) bîat eden hanım sahâbîlerden olup Hicret-i Nebeviyye’nin beşinci senesi, Peygamber Efendimiz Dûmetü’l-Cendel Gazâsı’nda iken vefat etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir ay sonra Medîne-i Münevvere’ye döndüklerinde, onun kabri üzerine cenaze namazı kıldırmışlardır.
 
Sa‘d Hazretleri, câhiliye zamanında okuma-yazma bilenlerdendi. Ok ve mızrağı iyi kullanırdı. Bu kabiliyetlere sahip olan kimseye Araplar, “el-Kâmil” derlerdi.
 
Sa‘d Hazretleri, Akabe Bey‘ati’nde bulunan ve Ensâr’ın temsilcileri olan on iki temsilciden birisidir. Bedir ve sonraki gazâların tamamında, Resûlullah Efendimizin maiyetinde bulunmuştur. Harplerde Peygamber Efendimizin iki sancağı olurdu. Muhâcirlerin sancağı Hazret-i Ali’de, Ensâr’ın sancağı da Hazret-i Sa‘d bin Ubâde’de olurdu.
 
Resûl-i Ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri, Bedir Gazâsı’na çıkmadan önce Ashâb-ı Kirâmıyla müşâvere buyurmuşlardı. Sa‘d bin Ubâde (r.a.) kalkarak dedi ki: “Yâ Resûlallâh! Nefsim kudretinde olan Cenâb-ı Hakk’a yemin ederim ki; eğer bize denize girmeyi ferman buyuracak olursanız, elbette hemen denize atılırız. Eğer Habeşistan çöllerinin ortalarına kadar sefer etmemizi emir buyurursanız, elbette emrinizi yerine getiririz!”
 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) memnun oldular, insanları gazaya davet ederek sefere çıkıp Bedir’e ulaştılar.
 
Sa‘d bin Ubâde (r.a.), oğluna şöyle nasihatte bulunmuştur: “Evladım! Daha sonra özür dileyeceğin sözü ve işi terk et. Muhakkak insan, yaptığı hayırlı işten dolayı özür dilemez.”
 
Sa‘d (r.a.) Hazretleri, Hicret’in 15 veya 16. senesinde Havrân’da vefat etmişlerdir.
 
 
 
29 Nisan 2023
Fazilet Takvimi
[29/4 21:42] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Senden istenen şeylerin hayırlısını, duanın hayırlısını, kurtuluşun hayırlısını, işlerin hayırlısını, sevabın hayırlısını, hayatın hayırlısını, ölümün hayırlısını istiyorum” (Hakim, Deavat, No:1911)
[29/4 21:42] Ömer Tarık Yılmaz: PEYGAMBERLERİN ORTAK NİTELİKLERİ
Peygamberlerde beş ortak nitelik bulunur:
1- Peygamberler doğru sözlü olup asla yalan söylemezler. Özleri ve sözleri birdir. (sıdk)
2- Peygamberler her bakımdan güvenilir insanlar olup, gerek Al- lah’a gerek insanlara karşı hainlik yapmazlar. (emanet) “Hiçbir pey- gamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez...” (Al-i İmran, 3/161)
3- Peygamberler son derece üstün bir zekaya ve anlayışa, sahip- tirler. (fetanet)
4- Peygamberler günah işlemezler. (ismet)
5- Allah’tan aldıkları vahyi kullara olduğu gibi iletirler. (tebliğ)
“Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah’ın vahiylerini tebliğ eden, Allah’tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. ” (Ahzab, 23/39)
 
HAMD
Hamd, sözlükte methetmek, övmek, sena etmek, şükretmek manalarına gelir. İslâm alimleri, hamd’in şükür- den daha geniş, daha üstün ve daha derin olduğunu söylerler. Şükür şahsi nimet için yapıldığı hâlde, hamd bü- tün varlıklara Allah’ın verdiği nimet- ten dolayı yapılmaktadır.
Kişi kendisine verilen nimetten dola- yı şükrederek bütün bir varlık âlemi- nin tasavvuruna dalar ve o zamanda hamdeder.
Şükür ile hamd ibadetleri, insana ki- şisel düşünceden, evrensel düşünceye geçişin eğitimini vermektedir. Şükür hamd’e nisbetle bir nokta, deryaya nisbetle bir damla olarak kalmakta- dır. Böylece hamd, damlada deryayı görebilme ufkunu vermektedir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Dinle sana bir nasihat edeyim, Hatırdan gönülden geçici olma Yiğidin başına bir iş gelirse, Onu yâd ellere açıcı olma. (Karacaoğlan)
[29/4 21:42] Ömer Tarık Yılmaz: İbadetlerde rükün, o ibadetin meydana gelmiş sayılabilmesi için bulunması zorunlu olan ana unsurlar demektir. Orucun rüknü, oruç süresince yeme içme ve cinsî ilişkiden uzak durma anlamına gelen 'imsak'tir. Niyet de, aşağıda açıklanacağı üzere bazı mezheplerce rükün sayılmaktadır. Hangi durumlarda rüknün ihlâl edilmiş olacağı konusu, ileride orucun şartları ve orucu bozan davranışlar bahsinde ayrıntılı şekilde incelenecektir.
İbadetin vücûb sebebi, o ibadetin mükellef tarafından bizzat yerine getirilmesi yükümlülüğünün başladığını gösteren maddî göstergelerdir (alâmet). Meselâ vaktin girmesi namaz yükümlülüğünün, zenginlik zekât yükümlülüğünün sebebi sayılmıştır. Orucun vücûb sebebi ise vakittir, yani ramazan ayının girmesidir. Buna göre, yükümlülük şartlarını taşıyan kimsenin ramazan ayına ulaşması oruç emrinin fiilen ona yönelmesi anlamına gelir. Vücûb sebebi tabiriyle kastedilen budur. Nitekim '... ramazan ayına yetişen onu oruçlu geçirsin' (el-Bakara 2/185) âyeti de bu yükümlülük-sebep ilişkisini göstermektedir.
Namaz ibadetinde vakit, namazın hem vücûb sebebi hem de sıhhat şartı olduğundan onun sebep yönü üzerinde ayrıca durulmamıştır. Ramazan ayı ise, orucun sadece vücûb sebebi olduğundan ayrıca üzerinde durulmasına ihtiyaç vardır. Konuyu önemli hale getiren bir diğer sebep de ramazan ayının başlangıç ve bitişinin tesbitinin nasıl yapılacağı konusunun öteden beri tartışmalı oluşudur. Literatürde bu konu 'rü'yet-i hilâl' yani hilâlin görülmesi meselesi olarak adlandırılır.
A) HİLÂLİN GÖRÜLMESİ
Kamerî aylar, adından anlaşıldığı gibi başlangıcı ve bitişi ayın hareketlerine göre belirlenen aylardır. Ramazan orucu, ramazan ayında tutulduğundan ve ramazan ayı da ay takvimine göre her sene değiştiğinden, oruca başlayabilmek için öncelikle, ramazan ayının başladığını tesbit etmek gerekmektedir. Peygamberimiz 'Hilâli (ramazan hilâli) görünce oruca başlayınız ve hilâli (şevval hilâli) görünce bayram ediniz. Hava bulutlu olursa içinde bulunduğunuz ayı otuza tamamlayınız' buyurmuştur (Buhârî, 'Savm', 5, 11; Müslim, 'Sıyâm', 3-4, 7-10). Bir başka hadiste de 'Hilâli görmedikçe başlamayınız, hilâli görmedikçe bayram etmeyiniz. Hava bulutlu olur da hilâli göremeyecek olursanız, ayı otuza tamamlayın' (Buhârî, 'Savm', 11) buyurulmuştur. Bunun için şâban ayının 29. gününden itibaren hilâli görme araştırmaları yapmak gerekmiştir. Aynı şekilde, ramazan ayının çıkıp şevval ayının girdiğini anlamak, dolayısıyla bayram günü oruç tutmuş olmamak için bu defa ramazanın 29. gününden itibaren hilâl gözetlenir ve görülmeye çalışılır. Şâban ayının yirmi dokuzunda hava bulutlu olur da ay görülemezse, kamerî aylar bazan 29 bazan 30 çektiğinden, Peygamberimiz'in direktifi doğrultusunda şâban ayının otuz çektiği farzedilerek ona göre davranmak gerekir.
Bir hadislerinde Peygamberimiz 'Biz ümmî bir toplumuz; hesap ve okuma yazma bilmeyiz. Şunu biliriz ki ay, ya 29 ya 30'dur' (Buhârî, 'Savm', 11,13; Müslim, 'Sıyâm', 15; Ebû Dâvûd, 'Savm', 4) buyurmuştur.
Rivayet edildiğine göre Peygamberimiz hilâli gördüğü vakit ramazanın bereketli ve huzurlu geçmesi için dua ederdi.
a) Hilâlin Görülme Vakti
Hem güneş battıktan sonra daha kolay görüleceği, hem de hesabın netleşeceği düşüncesinden dolayı âlimlerin büyük çoğunluğu hilâlin gündüz değil, güneş battıktan sonra görülmesine itibar edileceğini söylemişlerdir. Ebû Hanîfe, İmam Muhammed, bir sonraki geceye ait olma ihtimalinden dolayı, zeval vaktinden önce veya sonra olmasına bakmaksızın, gündüzün görülen hilâl ile ramazan orucuna başlanamayacağı gibi ramazan orucunun bittiğine de hükmedilemeyeceği görüşündedir. Diğer mezheplerin görüşü de bu yöndedir. Ebû Yûsuf ise zevalden sonra görülecek hilâli sonraki geceye; zevalden önc
[29/4 21:43] Ömer Tarık Yılmaz: Insanlar bir tek ümmet idi Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarici olarak peygamberleri gönderdi Insanlar arasinda, anlasmazliga düstükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitaplari da gönderdi Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçik deliller geldikten sonra, aralarindaki kiskançliktan ötürü dinde anlasmazliga düstüler Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düstükleri gerçegi izniyle gösterdi Allah diledigini dogru yola iletir (BAKARA/213)
 
Yahudilere bütün tirnakli hayvanlari haram kildik Sirtlarinda yahut bagirsaklarinda tasidiklari ya da kemige karisan yaglar hariç olmak üzere sigir ve koyunun iç yaglarini da onlara haram kildik Bu, zulümleri yüzünden onlara verdigimiz cezâdir Biz elbette dogru söyleyeniz  (EN'AM/146)
 
Yeryüzünde haksiz yere böbürlenenleri âyetlerimden uzaklastiracagim Onlar bütün mucizeleri görseler de iman etmezler Dogru yolu görseler onu yol edinmezler Fakat azginlik yolunu görürlerse, hemen ona saparlar Bu durum, onlarin âyetlerimizi yalanlamalarindan ve onlardan gafil olmalarindan ileri gelmektedir  (A'RAF/146)
 
Onlara (yahudilere), kendisine âyetlerimizden verdigimiz ve fakat onlardan siyrilip çikan, o yüzden de seytanin takibine ugrayan ve sonunda azginlardan olan kimsenin haberini oku  (A'RAF/175)
 
Biz, Israilogullarini denizden geçirdik Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldirmak üzere onlari takip etti Nihayet (denizde) bogulma haline gelince, (Firavun:) 'Gerçekten, Israilogullarinin inandigi Tanri'dan baska tanri olmadigina ben de iman ettim Ben de müslümanlardanim!' dedi  (YUNUS/90)
 
Hani sana: Rabbin, insanlari çepeçevre kusatmistir, demistik Sana gösterdigimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen agaci, ancak insanlari sinamak için meydana getirdik Biz onlari korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azginliktan baska bir sey saglamaz  (İSRA/60)
 
'Erkek çocuga gelince, onun ana-babasi, mümin kimselerdi Bunun için (çocugun) onlari azginlik ve nankörlüge bogmasindan korktuk'  (KEHF/80)
 
Meryem: Bana bir insan eli degmedigi, iffetsiz de olmadigim halde benim nasil çocugum olabilir? dedi  (MERYEM/20)
 
Ey Harun'un kiz kardesi! Senin baban kötü bir insan degildi; annen de iffetsiz degildi  (MERYEM/28)
 
Nihayet onlarin pesinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazi biraktilar; nefislerinin arzularina uydular Bu yüzden ileride sapikliklarinin cezasini çekecekler  (MERYEM/59)
 
Sonra her milletten, rahman olan Allah'a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip ayiracagiz  (MERYEM/69)
 
Dediler ki: Rabbimiz! Dogrusu biz, onun bize asiri derecede kötü davranmasindan yahut iyice azmasindan endise ediyoruz  (TAHA/45)
 
Size rizik olarak verdiklerimizin temiz olanlarindan yeyiniz, bu hususta taskinlik ve nankörlük de etmeyiniz; sonra sizi gazabim çarpar Her kim ki kendisini gazabim çarparsa, hakikaten o, yikilip gitmistir  (TAHA/81)
 
Insanlardan, bilgisi olmaksizin Allah hakkinda tartismaya giren ve her inatçi seytana uyan birtakim kimseler vardir  (HAC/3)
 
Iste böyle Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karsilik verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalidir ki, Allah ona mutlaka yardim edecektir Hakikaten Allah çok bagislayici ve magfiret edicidir  (HAC/60)
 
Bizimle karsilasmayi (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler Andolsun ki onlar kendileri hakkinda kibire kapilmislar ve azginlikta pek ileri gitmislerdir  (FURKAN/21)
 
Cehennem de azginlara apaçik gösterilir  (ŞUARA/91)
 
Onlar ve azginlar oraya tepetaklak (cehenneme) atilirlar  (ŞUARA/94)
 
Sairler(e gelince), onlara da sapiklar uyarlar  (ŞUARA/224)
 
Sehirde korku içinde, (etrafi) gözetleyerek sabahladi Bir de ne görsün, dün kendisinden yardim isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor Musa ona (yardim isteyene) dedi ki: Dogrusu sen, besbelli bir azginsin!  (KASAS/18)
 
Karun, Musa'nin kavminden idi de, onlara karsi azginlik etmisti Biz ona öyle hazineler vermistik ki, ana
[29/4 21:43] Ömer Tarık Yılmaz: NİYET VE İHLAS
 
5715 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: 'Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:
 
'Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resülüne ise, onun hicreti Allah ve Resülünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir.'
 
Buhâri, Bed'ü'l-Vahy 1, Itk 6, Menâkıbu'l-Ensâr 45, Nikâh 5, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155, (1907); Ebu Dâvud, Talâk 11, (2201); Tirmizi, Fedâilu'I-Cihâd 16, (1647); Nesâî, Tahâret 60, (1, 59, 60).
 
5716 - İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
 
'Allah bir kavme azap indirdi mi, o azab, kavmin içinde bulunan herkese isabet eder. Sonra, (Kıyamet gününde) herkes niyetlerine (ve amellerine) göre diriltilirler.'
 
Buhari, Fiten 19; Müşlim, Sıfatu'l-Cenne 84, (2879).
 
5717 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
 
'Kim kırk sabah Allah'a ihlâslı olursa, kalbinden lisanına hikmet çeşmeleri akmaya başlar.'
 
Rezîn tahric etmiştir. Hadis Hilyetü'I-Evliya'da Ebu Eyyüb el-Ensariden merfu olarak kaydedilmiştir, (5,189); keza hadisi Câmi'u's-Sagîr'de de bulmaktayız (Feyzu'l-Kadir 6, 43).
 
NİYET
 
7263 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler.'
[29/4 21:44] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Enes, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle buyurduğunu anlatıyor: 
'Üç haslet vardır. Bunlar kimde varsa imanın tadını duyar: Allah ve Resûlünü bu ikisi dışında kalan herşeyden ve herkesten daha çok sevmek, bir kulu sırf Allah rızası için sevmek, Allah, imansızlıktan kurtarıp İslâm'ı nasib ettikten sonra tekrar küfre, inançsızlığa düşmekten, ateşe atılmaktan korktuğu gibi korkmak.' 
Buhârî, İman 9, 14, İkrâh 1; Müslim, İman 67, (43); Tirmizî, İman 10, (2626); Nesâî, İman 3, (8, 96); İbnu Mâce, Fiten 23, (4033). 
Nesâî'nin kaydettiği bir diğer rivayette 'bu ikisi dışında kalan' tabirinden sonra şu ziyâde vardır. 'Allah için sevmek, Allah için buğzetmek.'
[29/4 21:44] Ömer Tarık Yılmaz: Hayır, öyle değil! Kim “ihsan”  derecesine yükselerek özünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
[Bakara Sûresi.112]
[29/4 21:44] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım! Bana doğru olanı ilham et ve beni nefsimin şerrinden koru.” (Tirmizî, Deavât, 70)
[29/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: Ameller bir takım sûretlerden ibarettir. Bunların ruhları ise içlerinde ihlas sırrının bulunmasıdır.[Ataullah İskenderî]
[29/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: Hz.NU'MAN BİN MUKARRİN
 
Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından
 
 
Hz. Ömer, Eshâb-ı kirâmı toplayıp sordu: 
 
- Ben bir ordu teşkil edip, İran üzerine göndermek istiyorum. Bu husûstaki görüşünüz nedir? 
 
Çeşitli fikirler ortaya atıldı. Eshâbdan birisi şunu teklif etti:
 
- Şam ve Yemen ordusu tamamen İran hudûduna hareket etsin. Sen de Mekke ve Medîne halkı ile Basra ve Kûfe tarafına git, bütün Müslümanları kâfirlerin üzerine gönder! 
 
Hz. Ali kalkıp fikrini beyân etti: 
 
- Ey mü'minlerin emîri! Şam askerini İran'a gönderirsen, Rumlar onların çoluk çocukları üzerine saldırır. Yemen askerini gönderirsen, o zaman Habeşliler bu tarafa geçer. Bu bölgeyi yalnız bırakırsan, etrafımızdaki Araplar isyâna kalkışır, arkadan vurup, senin önündeki işini unutturur.
 
Yerinde kalsın
 
Bunlar yerlerinde kalsın. Basra halkı üç kısma ayrılsın. Bir kısmı çoluk çocukların muhafazasında kalsın. Bir kısm daı ehl-i zimmetin ya'nî müslüman olmıyan, harâc ve cizye veren vatandaşların muhafazası için, ihtiyat olarak bulunsun. Üçüncü kısmı ise, Kûfe askerine yardım için hareket etsin. 
 
Acemler seni sınırda görürlerse, mü'minlerin emîri, Arapların kumandanı diyerek, daha fazla bir hırs ve istekle saldırırlar. Sayılarının çokluğuna gelince, biz şimdiye kadar sayı çokluğu ile savaşmadık. Allahü teâlânın yardımı ile iş gördük, zafer kazandık.
 
Hz. Ömer bu görüşü uygun bulup, dedi ki: 
 
- Bu iş için Irak kumandanlarından birini seçiniz, sınırın işlerini ona bırakayım!
 
Danışma hey'etinde bulunanlar:
 
- Sen askerin durumunu daha iyi bilirsin. Çünkü sen onlarla görüştün. Durumlarına vâkıfsın. Onları iyi tanıyorsun, diye arz ettiler.
 
Bunun üzerine Hz. Ömer, Nu'man bin Mukarrin el-Müzenî'yi kumandan olarak ta'yîn etti. 
 
Nu'man bin Mukarrin, bir miktar Kûfe askeriyle Cundişâpûr ve Sûs kolunda idi. Hz. Ömer ona yazılı bir emir göndererek, etrafındaki askeri yanına toplıyarak, Nihavent üzerine hücum etmesini emretti. 
 
Kûfe kumandanına da, halkı Allah yolunda harbe teşvik edip, onları Nu'man bin Mukarrin'in emrine göndermesini yazdı. Bölgedeki kumandalara, Ahvâz askeriyle, Fâris ve İsfahan hudûdunda bekleyip, o taraflardan Nihavent'in yardımını kesmelerini emretti.
 
Tekbîr sesleri
 
Nu'man bin Mukarrin Hz. Ömer'in emrettiği şekilde ordusu ile hareket etti. Bu orduya, Kûfe'den Huzeyfe bin Yemân kumandasındaki kuvvetle, Mugire bin Şu'be kumandasındaki Medîne'den gelen kuvvetler de katıldı. Nu'man bin Mukarrin'in yanında 30 bin civârında asker toplandı. İran ordusu ise 150 bin kadardı. İran başkumandanı Fîrûzan'dı. 
 
Nu'man bin Mukarrin'in ordusunda Cerir bin Abdullah Becelli, Mugire bin Şu'be gibi büyük zâtlar, Tuleyha bin Huveylid, Amr bin Ma'dıkerib gibi bin kadar kahraman vardı.
 
Nu'man hazretleri, Tuleyha ile Amr'ı keşif için Nihavent'e gönderdi. Bunlar kimseye rastlamayıp, geri döndüler. İslâm ordusu ile Nihavent arası, yirmi saatten fazla idi. Bu mesâfede tehlikeli bir durum olmadığı anlaşılınca, Nihavent'e yüründü. 
 
Bir çarşamba günü, iki ordu birbiriyle karşılaştı. Numan bin Mukarrin tekbîr alınca, bütün İslâm ordusu tekbîr aldı. Tekbîr sadâsından yer, gök inledi. Tekbîr sesleri, İran ordusu üzerinde derin bir korku meydana getirdi.
 
Nu'man bin Mukarrin kumandasındaki İslâm ordusu ile Nihavent yakınlarında putperest İran ordusu arasında harp başladı. İran ordusu, etrafını hendek ve birçok engellerle sağlamlaştırmıştı. İranlılar, istediği zaman siperlerinden çıkış yapıp, sonra geri dönebiliyorlardı. Bu yüzden muhârebeden bir netîce alınamıyordu. 
 
Bir ara İran ordusu siperlerinden çıkıp, İslâm ordusunun yakınlarına kadar geldi ve, ok atmıya başladılar. Müslümanlardan yaralananlar oldu. O gün cum'a idi. Nu'man hazretleri İslâm ordusuna: 
 
- Mü'minlerin emîri minbere çıkıp, hutbede Müslümanların zaferi için duâ edinceye ka
[29/4 21:45] Ömer Tarık Yılmaz: İhtilam olmak, cünüp olarak sabahlamak oruca zarar verir mi?
 
Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadığı gibi, gusletmeyi geciktirerek cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak, zorunlu bir durum olmadıkça hemen boy abdesti alınmalıdır.
[29/4 21:46] Ömer Tarık Yılmaz: ADEM
 
1. Yokluk, varlığın zıddı. Kâinâtın aslı ademdir. Âlemler yâni her şey var olmadan önce ademde idiler. (Kemahlı Feyzullah Efendi) 2. Tasavvufda sâlikin (tasavvuf yolcusunun) kendisini kaplayan mânevî hal sebebiyle kendinden geçmesi hâli.
[29/4 21:49] Ömer Tarık Yılmaz: Bir özür sebebiyle vaktinde kesilemeyen kurbanların fakir ve zengin için hükmü nedir?
 
Kurban kesimi için belirlenmiş olan müddet içinde (kurban bayramı günlerinde) kesilemeyen kurbanları; sahibi fakir ise ve kurbanlık niyetiyle satın almışsa bunu yoksullara verir. Zengin ise, ister kurbanlık satın almış olsun olmasın bir kurbanlık hayvan kıymetini yoksullara sadaka olarak vermesi gerekir (Merğinani, el-Hidaye, IV, 73).
[29/4 21:49] Ömer Tarık Yılmaz: MESCİD-İ NEBÎ
 
 
 
Medine-i Münevvere'de içinde Rasûlüllah (s.a)'in kabr-i seâdetinin bulunduğu câmi-i şerftir. Buna 'Mescid-i Seâdet' de denir. Bizzat Rasûlüllah (s.a) tarafından yaptırılmış, daha sonra muhtelif târihlerde genişletilmiş ve yenilenmiştir.
Bir hadis-i şerifte: 'Benim şu (Medîne'deki) mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki) Mescid-i Harâm dışında diğer mescitlerde kılınan bin namazdan (sevâp cihetinden) daha hayırlıdır.' buyurulmuştur.
[29/4 21:50] Ömer Tarık Yılmaz: 'Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.'
(Fussilet, 41/36)
 http://www.duavesureler.com
[29/4 21:50] Ömer Tarık Yılmaz: 'Hiçbir iyiliği küçümseme; isterse bu, kardeşini güler yüzle karşılaşmak olsun'
(Müslim,' Birr', 144)
 http://www.duavesureler.com
[29/4 21:50] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allahım! (haktan) ayrılmaktan, iki yüzlülükten ve kötü ahlâktan sana sığınırım.'
(Ebu Dâvûd, 'Vitr',32 )
 http://www.duavesureler.com
[29/4 21:56] Ömer Tarık Yılmaz: 'Her kim günde üç kere, ‘Allahım, Muhammed [sallallahu aleyhi vesellem] ümmetini ıslah et’ diye dua ederse âbidlerden sayılır.' Ma‘rûf-i Kerhî [rahmetullahi aleyh]
 
Semerkand Takvimi
[29/4 21:56] Ömer Tarık Yılmaz: Allah İçin Sevmek
 
Sahabilerden Ebû İdris el-Havlânî [radıyallahu anh] bir gün Şam Mescidi’ne gitmişti. Orada bir genç gördü ki dişleri parlıyor, yüzü gülümsüyor ve çevresinde kalabalık bir cemaat toplanıyor. Cemaat ihtilafa düştüğü zaman ona danışıyor, onun görüşünü alıyorlardı. Gencin kim olduğunu sordu. Muâz b. Cebel’dir, denildi.
 
Ebû İdris [radıyallahu anh] ertesi gün erkenden mescide gitti. O genci mescidde namaz kılar vaziyette buldu. Namazını bitirinceye kadar bekledi. Sonra selâm verdi ve gence şöyle dedi:
 
- Seni Allah için seviyorum.
 
Muâz b. Cebel [radıyallahu anh],
 
- Allah için mi, dedi. Ebû İdris [radıyallahu anh],
 
- Allah için, dedi.
 
Muâz b. Cebel Ebû İdris’in [radıyallahu anhümâ] elbisesinin kuşağından tutup kendine doğru çekti ve şöyle dedi:
 
- Müjdeler olsun sana! Çünkü ben Allah Resûlü’nden şöyle duydum:  Allah Teâlâ buyuruyor ki: Benim rızam için birbirini sevenlere, benim rızam için birlikte oturup sohbet edenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim rızam için malını ve gücünü sarfedenlere muhabbetim vâcip olmuştur. 
 
Semerkand Takvimi
[29/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.'
(Fussilet, 41/36)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=1cczBBKoOJo=
[29/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
'Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. '
(Tirmizî, “Îmân”, 12)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=1cczBBKoOJo=
[29/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'…(Allah'ım!) Bizi nimetlerine şükredenler, nimetlerinle seni övenler, verdiğin nimetleri kabul edenler eyle ve bize nimetlerin devamını ihsan eyle.'
(Hâkim, 'Te’min', No:977; İbn Hıbbân, 'Ed’ıye', No: 996)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=1cczBBKoOJo=
[29/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Akrabalarla ilişkiyi kesen cennete giremez. Hadis-i Şerif
[29/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.
 
(Tegâbün, 64/12)
[29/4 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
...Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu Kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır...
 
(Al-Bukhari, Muslim)
[29/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
 
Ey Allah’ım! Ben kendime çok zulmettim, günahları ancak sen bağışlarsın. Mağfiretinle beni bağışla ve bana merhamet et. Şüphesiz sen çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.
 
(Tirmizî)
[29/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
 
El-Fettah
 
En âdil hüküm veren iyilik kapılarını açan
[29/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
Endonezya Nasıl Müslüman Oldu?
 
   Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiye yükledi. Endonezya'ya gitti, oraya yerleşti. İşini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliydi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan. Merak etti, sordu:  
 
 - Hangi kumaştan sattın? 
 
 -Şu kumaştan efendim. 
 
 -Metresini kaça verdin? 
 
 -On akçeye. 
 
 -Nasıl olur?' diye hayret etti,  
 
 -Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu? 
 
 Eleman gitti, müşteriyi buldu, getirdi. Dükkan sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayı müşteriye uzattı. Müşteri şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyordu.  
 
 -Ne demekti hakkını helâl et? 
 
 Olay kısa sürede dilden dile dolaştı. Çok geçmeden kralın kulağına kadar vardı. Sonunda kral kumaş tüccarını saraya çağırdı. Kral sordu:  
 
 -Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslı nedir? 
 
 -Ben, dedi tüccar, bir Müslüman'ım. İslâm dini böyle emreder. Müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim. 
 
 Kral,  
 
 -İslâm nedir, Müslümanlık nedir? gibi peş peşe sorular sordu. Birer birer sorularını cevapladı. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlığını. Fazla zaman geçirmeden İslâm'ı kabul etti. Daha sonra kısa süre içinde de halk Müslüman oldu. 
 
 250 milyonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya'nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı. Yapılan tek şey vardı sadece: İnandığı gibi yaşamak, sahip olduğu güzellikleri çevresiyle paylaşmaktı. Efendimizin müjdesi herkese açık: 'Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir.' Yani, asıl etkili olan söz dili değil, hal diliydi. Konuşmaktan çok yaşamaktı. Anlatmaktan ziyade davranış dilinin devreye girmesiydi.
[29/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: Allah’ım! Kötü ahlâktan, nefsânî arzulardan, kötü işlerden ve ayıp şeylerden beni uzaklaştır.
اَللّٰهُمَّجَنِّبْنِي مُنْكَرَاتِ الْاَخْلاَقِ وَالْاَهْوَاءِ وَالْاَسْوَاءِ وَالْاَدْوَاءِ
Allahumme cennibni munkeratil-ahlakı vel-ehvai vel-esvai vel-edvai.
[29/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: Yüce Allah, dile getirmedikleri veya yapmadıkları müddetçe, içlerinden geçirdikleri şeylerden dolayı ümmetimi sorumlu tutmaz.
(Nesâî, Talâk, 22)
[29/4 21:58] Ömer Tarık Yılmaz: GÜNÜN TARİHİ.......... UNUTTURULAN ZAFERİMİZ: KUT

İngilizler, Çanakkale Savaşının acısını çıkarmak için, daha evvel gözünü diktikleri Bağdat’ı almak isterler. İngiliz Kuvvetleri Basra’dan girip Irak’ın içlerine doğru ilerlerler. Osmanlı’nın orada sadece 8.000 kişilik bir tümeni vardır. Komutan Nurettin Bey, işgalcileri sıkıştırmaya başlar. General Townshend kayaya çarptığını anlar. İlk hamlede kuvvetlerinin üçte birini, 4.567 askerini kaybeder. Apar topar Kut-ül-Amare’ye çekilir. Ancak Osmanlılar burayı kuşatırlar. İki taraf da karşılıklı siper kazıp hazırlanırlar. General her kalktığı hücumda büyük kayıplar verir. İngiliz ordusu, yardımdan ümidini keser. Halkın yiyeceklerine el koyar. O kadar kötü duruma düşerler ki, Osmanlılar Townshend’e, “Teslim ol!” teklifi yapar. “Elimizdeki silahları verelim, üzerine de bir milyon sterlin ödeyelim. Basra’ya dönelim.” derler. Bu arada bir milyon sterlini iki milyona çıkarır ve rüşvet teklif eder, fakat kabul edilmez. Artık yaralılara bakamaz olmuşlardır, bulaşıcı hastalık ve zâfiyetten ölmeye başlarlar, çâresizdirler. 29 Nisan 1916’da beyaz bayrağı çekip, teslim olurlar. İngilizler bu savaşta, 30 bin asker kaybeder. 13’ü general, 478 subay ve 13.300 erle teslim olurlar.

Nedense resmi tarihçilerimiz bu zaferi görmezden gelir. Kut Zaferi ders kitaplarında da okutulacak kadar önemlidir. 

 

ŞİİR........DÖRTLÜK

 

Bölünürsek yok oluruz,

Bölüşürsek tok oluruz,
Birlikte zor kolaylaşır,
Bir olursak çok oluruz.

 

ZEKÂ BULMACASI.........RAKAMLAR

 

 

Daireler içine 1’den 7’ye kadar rakamları öyle yerleştirin ki, çizgilerin doğrultuları toplamı hep 12 olsun. (Cevabı yarın)

 
 
29.04.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[29/4 21:59] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: İbnu Abbas (ra)
Ebu Davud'daki rivayet şöyledir: 'Sizden biri, bir yemek yeyince yemek kabının üstünden yemesin, aşağısından yesin. Zira, bereket üstünden iner.' 
 
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Ebu Davud, Et'ime 44, (3834)
 
Hadisin Açıklaması:
Bu hadis, yemeğin ortasından değil, kenarlarından yenmesini emretmektedir. Bu ma'nâyı te'yid eden başka rivayetler de mevcuttur. Hepsi, yemeğin önce kenarlarından yenilip orta kısmının en sona bırakılmasını emretmekte ittifak ederler. Şâfiî, fakihlerden Râfiî ve başka bazıları: 'Serîd'in en üstünden ve tepsinin ortasından ve sofra arkadaşının önünden yemek mekruhtur. Ancak bu, meyvede olursa ondan bir beis yoktur' demiştir. Fakat, buradaki 'mekruh' hükmü tenkid edilerek Şâfiî'nin el-Ümm'de bu davranışa haram hükmünü verdiği gösterilmiştir. Şâfiî hazretleri haram derken, sadedinde olduğumuz hadiste gelen nebevî nehiyle istidlal etmiştir. İmam-ı Gazalî de şöyle söyler: 'Keza kişi, çöreğin ortasından yemez, etrafından yer. Ancak ekmek az olursa ekmeği parçalar. Kenardan yeme emrinin sebebi, hadiste, bereketin yemeğin ortasına indiğinin bildirilmiş olmasıdır.'
[29/4 21:59] Ömer Tarık Yılmaz: Haberiniz olsun ki bu Kur’ân, insanları en doğru yola hidayet eder ve (Kur’ân’da beyan olunan) salih ameller yapan mü’minleri müjdeler ki kendilerine büyük bir ecir vardır. (İsra Sûresi, âyet 9)
[29/4 21:59] Ömer Tarık Yılmaz: Allahım ! Recep ve Saban 'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan 'a ulaştır. Ravi: Ahmed b. Hanbel , Müsned 1/259
[29/4 22:00] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
 
Fâkih İbnu'l-Muğîre'nin azadlı cariyesi Saibe Radıyallahu Anhâ anlatıyor: 'Hazreti Aişe Radıyallahu Anhâ'nın yanına girmiştim. Odasında, yere konulmuş bir mızrak gördüm. 'Ey mü'minlerin annesi! Bununla ne yapıyorsun?' diye sordum. Şu cevabı verdi: 'Biz bununla şu kelerleri öldürüyoruz. Çünkü Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize bildirdi ki, Hazreti İbrahim aleyhisselâm ateşe atıldığı zaman yerdeki bütün hayvanlar ateşin sönmesine katıldı, sadece keler katılmadı. Dahası o, ateşi (yanması için) üflüyordu. Bu sebeple Aleyhissalâtu vesselâm bunun öldürülmesini emir buyurdu.'
 
Kaynak : İbnu Mace Sünen (3231) - Hds :(6949)
 
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[29/4 22:00] Ömer Tarık Yılmaz: “Yoksula bir şey vermek sadakadır. Akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer. Biri sadaka sevabı diğeri de akrabayı görüp gözetme sevabıdır.” (Tirmizi , Zekat 26)
 
335- عَنْ بْنِ عُمَرَ رضي اللهُ عَنْهُمَا قال : كانت تَحْتِي أمرأَةٌ وَكُنْتُ أحبهَا, وَكان عُمَرُ يَكْرَهُهَا, فَقال لِي : طَلِّقْهَا, فَأبيتُ, فَأَتَى عُمَرُ النَّبِيَّ
 
فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقال النَّبِيُّ
: طَلِّقْهَا
335: İbni Ömer’in (Allah Onlardan razı olsun)şöyle dediği rivayet edilmiştir: Çok sevdiğim bir kadınla evliydim. Babam Ömer o kadından hoşlanmıyor ve onu boşamamı benden istiyordu. Ben de boşamak istemedim. Bunun üzerine babam Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e durumu anlatınca Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’de bana: O kadını boşa, diye emretti. (Ebu Davud, Edeb 120, tirmizi, talak 13)
 
336- عَنْ أبي الدَّرْدَاءِ
 
أن رَجُلاً أَتَاهُ فَقال : إن لِيَ أمرأَةً, وَإن أُمِّي تَأمرنِي بِطَلاَقِهَا؟ قال أَبُو الدَّرْدَاءِ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ
يَقُولُ : الْوَالِدُ أَوْسَطُ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ, فَإن شِئْتَ, فَأَضِعْ ذَلِكَ الْبَابَ, أَوِ احْفَظْهُ.
336: Ebu’d Derda (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre bir adam ona gelerek: Benim bir karım var. Anam ise onu boşamamı emrediyor ne yapmalıyım? Diye sordu. Ebu’d Derda ona şu cevabı verdi: Ben Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle derken işittim: “Anne ve baba cennete orta kapıdan girmeye vesile olur veya insanı cennete ulaştıracak en iyi şey ana babaya iyilik etmektir. Artık sen o kapıyı istersen bırak istersen elinde tut.” (Tirmizi , Birr 3)
 
337- عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَاذِبٍ رضي اللهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِىِّ
 
قال : اَلْخَالَةُ بِمَنْزِلَةِ الأمِّ.
337: Bera ibni Azib (Allah Onlardan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Teyze anne yerindedir.” (Tirmizi , Birr 6)
 
337/1- عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبَسَةَ
 
قال : دَخَلْتُ عَلَى النَّبِىِّ
بِمَكَّةَ- يَعْنِ فِى اَوَّلِ النُّبُوَّةِ- فَقُلْتُ لَهُ: مَا أنت؟ قال : نَبِىٌّ. فَقُلْتُ: وَمَا نَبِىٌّ؟ قال : اَرْسَلَنِىَ اللهُ تَعَالَى. فَقُلْتُ: بِاَىِّ شَىْءٍ اَرْسَلَكَ؟ قال : اَرْسَلَنِى بِصِلَةِ الأرْحَامِ، وَكَسْرِ الأوْثان, وَأن يُؤَحَّدَ اللهُ لاَ يُشْرِكُ بِهِ شَىْءٌ.
337/1: Amr bin Abese (Allah Ondan razı olsun) anlatıyor. “Mekke’de iken peygamberliğinin ilk zamanında O’nun yanına vardım ve sen kimsin? dedim. O’da: ”Peygamberim” dedi. Peygamber ne demektir? dedim. O’da: “Allah beni vazifeli olarak gönderdi” dedi. Ben hangi şey ile gönderdi? deyince: “Akrabayı görüp
[29/4 22:01] Ömer Tarık Yılmaz: Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri için bir düşman ve üzüntü konusu olsun diye sahipsiz görüp aldılar. Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir yanılgı içindeydi.
-Kasas Suresi, 8
 
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[29/4 22:01] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3565]
 
Nesâi'nin bir diğer rivâyeti şöyledir: '.. Başını meshetti.'' -Şû'be, bir defasında alnından başının gerisine kadar (eliyle) işâret etti- sonra dedi ki:  
 
'Ellerini tekrar geri getirip getirmediğini bilmiyorum.'' 
 
Nesâi, Tahâret 76, (1, 68-69).
 
 
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[29/4 22:01] Ömer Tarık Yılmaz: Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar. - Tevbe - 82. Ayet
[29/4 22:01] Ömer Tarık Yılmaz: Din kolaylıktır. Bir kişi takatinin üstünde ibadete kalkışırsa din karşısında âciz kalır. Bunun için aşırıya kaçmayın, dosdoğru yolu tutun ve (salih amellerden alacağınız mükâfattan ötürü) sevinin. Sabah, akşam ve gecenin bir kısmında (dinç olduğunuz vakitlerden) yararlanın (ki taat ve ibadetinize devam edin) - Buhârî, Îmân, 29
[29/4 22:01] Ömer Tarık Yılmaz: “Allah’ım, Beni amellerin ve ahlakın en güzeline kavuştur. Onların en güzeline ancak sen ulaştırırsın. Beni kötü işlerden ve kötü ahlaktan muhafaza et. Bunlardan ancak sen koruyabilirsin.” - Nesai, İftitâh, 16
[29/4 22:02] Ömer Tarık Yılmaz: Bilginin anahtarı soru sormaktır. İnsan hem kendine hem de çevresindekilere sorular sorar. İnsana soru sorduran şey, bir yönüyle merak ve bir yönüyle de öğrenme güdüsüdür.##İnsanlar arasındaki iletişimin bir nevîni teşkil eden soru sormanın, bir takım adab ve usulü vardır. Şekli, diyaloğun türüne göre değişse de şu iki temel şart her zaman gözetilmelidir. Bunlardan ilki, bilene sormak, diğeri de gereksiz soru sormamak. Kur’an-ı Kerim’de “..bilmiyorsanız kitaplılara (ilim sahipleri) sorun.” (Enbiyâ, 21/7) buyurulması insanların hem bilmediklerini sormasını hem de bunları bilenlere sormasını tavsiye etmektedir. Diğer taraftan Peygamberimizin, “Şüphesiz Allah sizin için üç şeyi çirkin gördü: Dedikodu, malı zayi’ ve israf etmek, çok soru sormak.” (Buhari, Zekât, 53) şeklindeki hadisinden de lüzumsuz soru sorulmaması gerektiğini anlıyoruz.##Soru sormak derste, sohbette, sokakta, camide kısacası hayatın her alanında söz konusudur. Hangi ortamda olursa olsun soru sorma, polemik ve tartışma amaçlı olmamalıdır. İstifade ve anlama amaçlı olmalıdır. - SORU SORMA ADABI
[29/4 22:02] Ömer Tarık Yılmaz: Nevileri ve Ahlak İlminin Kısımları
1- Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki 'huy' dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke, ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı bir semere verir. Bu bakımdan ahlak özellikleri güzel ve çirkin diye ikiye ayrılır. Şöyle ki: Güzel huylara ve bunların güzel meyve ve neticelerine: 'Ahlak-ı Hasene, Ahlak-ı Hamide, Mehasin-i Ahlak, Mekârim-i Ahlak (Güzel Huylar)' adı verilir. Aksine çirkin huylara ve bunların meyvelerine de: 'Ahlak-ı Kabiha, Ahlak-ı Zemîme, Mesavi-i Ahlak, Rezail-i Ahlak (Çirkin huylar)' denir. Örnek: Edeb, tevazu, kerem, birer güzel huy eseridir. Sefahat, kibir, cimrilik de birer çirkin huy eseridir.
İşte bütün bu huylardan ve neticelerinden bahseden ilme 'Ahlak İlmi' denilmektedir.
2- Ahlak ilmi, nezarî ve amelî ahlak diye iki kısma ayrılır.
Nazarî Ahlak: Ahlak esaslarına ve kanunlarına ait görüşleri ve fikirleri gösterir.
Amelî Ahlak: Ahlakla ilgili görevlerin nelerden ibaret olduğunu bildirir.
İnsanlar, hayatlarındaki uygulama bakımından Nazarî ahlaktan çok, Amelî ahlaka muhtaçtırlar. Biz de bu eserimizde bu amelî ahlak kısmını biraz anlatacağız. Yalnız şunu da belirtelim ki, filozofların birtakımı, ahlak esaslarını lezzete, zevke, maddî menfaate, kalbin duygularına veya görev ve kemal duygusuna dayandırmak istemişlerdir. Oysa ki, bunlardan hiç biri, ahlak için yeterli bir dayanak olamaz. Bunlara dayanan ahlak müesseseleri, insanların bu konudaki ihtiyaçlarını karşılayamaz. Ancak hak bir dine bağlanan ve dayanan, bu yönden İlâhî bir mana taşıyan ahlak müessesesi, insanın manevî ihtiyaçlarını karşılar ve yükselmesine yeterli olur.
İşte, Allah'a hamd olsun, bizler İslam dini sayesinde böyle yüksek bir ahlak müessesesine sahip bulunmaktayız
[29/4 22:02] Ömer Tarık Yılmaz: bu iki incelemeye göre Allah'ın ismi büyük türeme ile türeyen bir Arapça isimden nakledilmiş ve onun asıl mânâsını ihtiva etmiştir. Hem de aslı ve kendisi Arapça'dır. Bu arada bazılarının zannına göre aslı Arapça değil, fakat Arapça'ya nakledildikten sonra sırf Arapça'dır.
 
Nahiv âlimi tefsirci Endülüslü Ebu Hayyan diyor ki: Bilginlerin çoğuna göre; ' ' yüce ismi hemen söylenmiş bir sözdür ve türememiştir. Yani ilk kullanıldığında yüce Allah'ın özel ismidir . İmam Fahreddin Râzî de 'Bizim seçtiğimiz görüş şudur: Allah kelimesi yüce Allah'ın özel ismidir ve aslında başka bir kelimeden türememiştir. İmam Halil b. Ahmed ve Sibeveyh, usul alimleri ve İslam hukukçularının hepsi bu görüştedirler.' diyor. Gerçekten çağırma kipinde Allah kelimesinin başındaki hemzenin düşmeyişi ve araya bir şey girmeden çağırma edatı ile birleşmesi bu hemzenin, kelimenin aslından olduğunun bir delilidir. Bundan dolayı 'el' belirleme edatı değildir. Ancak kullanmayı kolaylaştırmak için çoğunlukla bu edat gibi kullanılmıştır ve Allah kelimesinin sonuna tenvin getirilmemiştir. Gerçi hemzenin hazf edilmesi, kelimede kalmasından daha çoktur ve daha fazladır. Fakat ' = yâ' ile ' = el' belirleme edatları bir araya gelmedikleri ve bundan dolayı 'yennecmü' v.s. denilemeyip
 
(Yâ eyyühennecmü), yâ hâze'l-Harisü, yâ eyyühennâsü gibi araya veya gibi kelimeler konduğu halde (yâ Allah) diye hemzenin yerinde kalması ile yetinilmesi ve sonra bu kelimenin Allah'tan başka hiç kimse için asla kullanılmamış bulunmasından dolayı 'en-Necmü, en-nâsü ve'l-ünâsü' cinsinden olmadığını gösterdiğinden kelime ve mânâ itibariyle bu özelliğin tercih edilmesi gerekmiştir.
 
Özetle ' ' ismi türemiş veya başka bir dilden Arapça'ya nakledilmiş değildir
[29/4 22:03] Ömer Tarık Yılmaz: 'Ey Allah'ın Resülü! elbiseye değen meziden ne yapmalıyım?'' dedim.
 
'Bir avuç su alıp, bunu, mezinin değdiğini zannettiğin yerlere serpmen sana yeterlidir!' cevabını verdi.''
 
Ebu Dâvud, Tahâret 83, (210); Tirmizi, Tahâret 84, (115); İbnu Mâce, Tahâret 70, (506).
 
3636 - Abdullah İbnu Sa'd el-Ensâri radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'dan guslü gerektiren şeyler nelerdir, sudan sonra olan sudan sordum. Şu cevabı verdi:
 
'Bu mezidir. Her erkek mezi ifrâz eder. Mezi akınca fercini ve husyelerini yıkarsın, ve namaz abdestiyle de abdest alırsın.'
 
Ebu Dâvud, Tahâret 83, (211).
 
3637 - Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: 'Ben de (meziyi), kendimden ipek ipliği gibi iner görürdüm. Öyleyse bunu sizden biri görünce (telaşlanmayıp) zekerini yıkasın ve namaz abdestiyle abdest alsın.' Burada meziyi kastetmiştir.- '
 
Muvatta, Tahâret 54, (1, 41).
 
KUSMUK
 
3638 - Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalâtu vesselâm (bir keresinde) kustu ve abdest aldı.'' Ma'dân der ki: 'Resulullah
[29/4 22:03] Ömer Tarık Yılmaz: Tâliblerde huzûr hâsıl oldukdan sonra, zikr etmelerine son vererek bu huzûr üzerinde durmaları lâzım mıdır, değil midir? Huzûrun hangi mertebesinde zikr yapılmaz? Burada öyle sâlikler var ki, başlangıçdan sonuna kadar zikr yapıyorlar. Zikri hiç bırakmıyorlar. Nihâyete kadar yaklaşıyorlar. İşin doğrusu nasıldır? Ne yapmamız emr buyurulur?
 
Yüksek kapınıza dördüncü olarak sunulur ki, Hâce hazretleri [ya’nî, Ubeydüllah-i Ahrâr] (Fıkarât) kitâbında buyuruyor ki, (Sonunda zikr yapmak emr olunur. Çünki, birçok dilekler vardır ki, zikrsiz ele geçmez). Bu dileklerin ne olduğunu beyân buyurunuz.
 
Beşinci olarak yüksek kapınıza sunulur ki, çok kimse geliyor tarîkat öğretilmesini istiyorlar. Fekat, yidikleri lokmaların halâl olmasını gözetemiyorlar. Bu gevşek davranışları ile birlikde huzûra ve biraz
[29/4 22:07] Ömer Tarık Yılmaz: Hac ve Umre Özel Vakit
 
Ana Sayfa
Hac ve Umre
Hac ve Umre Özel Vakit
Haccın farzlarını yani “ihrama girme”, “Arafat vakfesi” ve “ziyaret tavafı”nı, kendileri için belirlenmiş özel vakitlerinde yapmak haccın geçerlilik şartıdır.
Hac törenleri (menasik), hac ayları içinde yapılır.
 
Hac ayları, hac menasikinin yapılacağı aylar olup, şevval ve zilkade ayı ile zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylardan önce hac menasikine başlanmaz. Ayrıca hacla ilgili vakfe, tavaf, sa‘y, şeytan taşlama gibi menasikten her birinin bu aylar başladıktan sonra belirlenen vakitler içinde yapılması gerekir, aksi halde sahih olmaz.
 
in Hac ve Umre Tags: hac
Diğer Konular
Müzdelife Vakfesi
Sa'y
Haccın Vacipleri
Ziyaret Tavafı
Arafat Vakfesi
Haccın Rükünleri
[29/4 22:08] Ömer Tarık Yılmaz: Ayçiçeği
 
Ana Sayfa
A
Ayçiçeği
Rüyada Ayçiçeği Yediğini Görmek
Rüyada Ayçiçeği Toplamak
Rüyada Ayçiçeği Tarlası Görmek
Rüyada Ayçiçeği Ekmek
Rüyada Ayçiçeği Almak
İlgili
Rüyada ayçiçeği görmek, şahsın arama yaptığı rahata ve mutluluğa kavuşmasına işaret eder. Rüyayı gören kişinin geleceği açık, yolu da aydınlıktır. Yaradan yoluna kendine hayır getirmiş olacak şahısları çıkaracaktır ve bu şahıslar yardımıyla hem yaşamı güzelleşmiş olacak hem de fenalıklardan, kazalardan ve belalardan ırak olacak anlamına gelir. Rüyada ayçiçeği görmek, ömür boyunca kesilmeyecek olan kazanca ve rızka yorumlanır. Rahat, memnun ve sağlıklı bir yaşam yaşamak manasına çıkar.
 
Rüyada Ayçiçeği Yediğini Görmek
Rüyada ayçiçeği yediğini görmüş olan kimse yaşamtan yana iyileşecek anlamına gelir. Ağırlığı olan borçlar basitçe kapanacak, hastalıklar bitmiş olacak, yaşam aniden güzelleşmiş olacak ve hafifleyecektir. Sıkıntının, derdin ve fakirliğin yerini, sağlık, mülk sahibi olmak ve sevinç alım yapacaktır diye tabir edilir.
 
Rüyada Ayçiçeği Toplamak
Büyük, ani farklılık ve sevindirici bir olay olmak suretiyle değerlendirmeye tabi tutulur. Rüyayı gören kişinin öylesine ve büyük beklentiler içerisine girmiş olmadan atıldığı bir işten hiç ummadığı ve düşünce edemediği kadar büyük ölçüde kazanç sahip olacağına yorumlanır.
 
Rüyada Ayçiçeği Tarlası Görmek
Rüyada ayçiçeği tarlası görmek, rüyayı gören kişinin sürekli tüm insanlara halis niyetlerle ve dostane duygularla yaklaştığına, hasımına dahi kötülük yapamayacak kadar hijyenik kalpli ve incelikli olduğuna işaret eder. Kişi, kendisini iyi şeyler yapacak olmaya ithaf etmiş, engin yürekli biridir denilmektedir.
 
Rüyada Ayçiçeği Ekmek
Rüyada ayçiçeği ekmek de rüyada ayçiçeği tarlası görmek gibi yorumlanır. İyiliğe ve hayra yakın durmuş olup, hak yolunda sevap olacak, insanlar için de hoşa gitecek ameller yapacak olmaya delalet eder.
 
Rüyada Ayçiçeği Almak
Rüyada ayçiçeği almış olduğunu görmüş olan kimse dileği gerçekleşecek ve sevdiğine kavuşacaktır şeklinde açıklanır. Rüyayı gören kişi hayallerini süsleyen şahısı bulmuş olacak, onunla son derece sevineceği bir yaşama girişimde bulunmak için buluşup, hürmet ve sevgi çerçevesinde bir birlikteliğe başlayacaktır.
 
İlgili
Günebakan
8 Eylül 2021
Benzer yazı
Yeşil Ot
8 Eylül 2021
Benzer yazı
Kebap
8 Eylül 2021
Benzer yazı
in A
Diğer Konular
Azat
Azat etmek
Azgın
Azgın Ata Binmek
Azgınlık
Azık
[29/4 22:09] Ömer Tarık Yılmaz: ALİYY (El-Aliyy)
  Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N