Menü tarıkhaber
ABDULLAH ADEMOĞLU

ABDULLAH ADEMOĞLU

Tarih: 17.07.2023 23:14

GÜNÜN YAZISI

Facebook Twitter Linked-in

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN 
BELA VE MUSİBETLERE KARŞI SABIR 
بسم الله الرحمن الرحيم
اَلَّذٖينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَؕ.
ÜMMÜ SELEME'NİN RADIYALLAHU ANH NAKLETTİĞİNE GÖRE ;
RASULULLAH ( S A V ) ŞÖYLE BUYURMUŞTUR : 
'Birinizin başına bir musibet veya acı bir şey geldiği zaman, 'Biz Allah'a aidiz ve biz O'na döneceğiz. 
Allah'ım! 
Başıma gelen musibetin veya acının mükâfatını senden bekliyorum, 
bundan dolayı bana ecir ihsan et, benim için onu daha hayırlısıyla değiştir, desin.' 
(Ebu Davud; Müslim)
Her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Hiç şüphesiz ki bu geride kalanlar için büyük bir acıdır. Her insan er ya da geç bu gerçekle yüzleşecektir.
İnsanlık tarihine bakıldığı zaman,salih insanların büyük sıkıntı ve zorluklar yaşadıkları görülür. 
Allah Resulü, sıkıntıyla karşılaşan müminlere moral vermek için, 'Müslümanlar benim başıma gelen musibetlere baksınlar da kendi musibetleri karşısında güçlü olsunlar.' buyurmuştur.
İnsan, yaratılışı gereği sevinci, hüznü, neşeyi, kederi birlikte yaşayan bir varlıktır. Hayatı boyunca sevincine vesile olan birçok olayla karşılaştığı gibi üzülmesine yol açacak olaylarla da yüz yüze kalır. Başına gelebilecek tehlikelere maruz kalabilir ve bunlara karşı tedbirli olmak zorundadır. İşte bu tehlike ve musibetlerle karşı karşıya kalan mümin insan, kendini ayakta tutabilecek bir inanca ve dirence sahip olmalıdır.
Bu imtihanları başarıyla vermek ve Hz. Peygamber'in ifadesiyle, zaman zaman eğilse ve beli bükülse bile yıkılmamak zorundadır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, müminle kâfirin mukayesesini yaptığı bir hadisinde, 
belalar karşısında ;
mümini, rüzgârda eğilse bile sökülmeyen yeşil ekine; 
kâfiri ise şiddetli bir rüzgâr karşısında kırılan ya da kökünden devrilen bir ağaca benzetmiştir. 
Mümin elde ettiği başarıların da karşılaştığı sıkıntı ve felaketlerin de içinde bulunduğu dünyada, imtihanın bir parçası olduğunun farkında olmalıdır.
Varlığının Rabbine ait olduğu ve yine O'na döneceği duygu ve bilinci içerisinde olmalıdır.
İnançlı ve bilinçli bir Müslüman, öncelikle işlerini sağlam yapar. 
Muhtemel felaket ve tehlikelere karşı gerekli tedbirleri alır ve bu konuda yapılması gerekli her türlü çabayı sarf eder. Ardından da Yüce Allah'a tevekkül eder.
İyi insanların fazilet yolunda maruz kaldıkları sıkıntıların hatalarına kefaret sayılacağı Peygamberimiz tarafından müjdelenmiş, Allah yolunda çile çekmenin karşılığının birçok yönden sahibine mükâfat olarak döneceği vurgulanmıştır. Mesela bir hadislerinde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: 'Vücuduna batan bir dikene varıncaya kadar, Müslüman'ın başına gelen her bir musibet sebebiyle hataları affolunur.'
Peygamber Efendimiz, keder ve sıkıntılarla karşılaşmamak için Allah'a dua etmiştir.
'Müminin hali ne hoştur! 
Her hali kendisi için hayırlıdır ve bu durum yalnız mümine mahsustur. 
Başına sevinecek bir hal geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. 
Başına bir sıkıntı geldiğinde ona da sabreder; bu da onun için hayır olur.
Cenabı Hak Ümmet i Muhammediye'yi muhafaza eylesin ve tüm sıkıntılardan korusun
Esat Kılavuz
Amin Allah razı olsun muhterem hocam
Yanıtla20h
 
 
Mehmet Zeki Ayyildiz
17 Şubat
  · 
HAYIRLI CUMALAR 
HAYIRLI KANDİLLER
RECEB AYININ 26.GÜNÜ İDRAK EDİLEN MİRAÇ KANDİLİ, 
BU YIL 17 ŞUBAT 2023 ( CUMAYI CUMARTESİYE BAĞLAYAN ) GECESİ İDRAK EDİLECEK.
MİRAÇ, İNSANIN ERDEM YOLCULUĞU VE RABBİNE VUSLATIDIR. 
Sadece İslam dünyasının değil, bütün bir insanlığın yücelmesine ve yükselmesine engel teşkil eden problemler ancak miraç değerleriyle aşılacaktır.
Müminlere düşen görev, 
miracı sadece Sevgili Peygamberimizin (sas) bir hatıratı, bir tarihi vakıa olarak okumak olmamalıdır.
Hz. Muhammed'in amcası Ebû Tâlib'i ve eşi Hz. Hatice'yi peş peşe kaybetmenin acısını yaşadığı, destek arayışı için gittiği Tâif'ten taşlanarak döndüğü Hüzün Yılı'nda gerçekleşti
HABİB-İ EDİBİ'Nİ 
teselliye, 
desteğe ve 
güvene davet eden miraç, MÜSLÜMANLARI DA 
huzura, 
hakikate ve 
marifete davet etmektedir'
MİRÂÇ, Cenab-ı Hak'tan gelen davete icabet ederek kulluğun gereklerini yerine getirerek, her adımda O'na yaklaşmaktır. 
MİRAÇ, beşeriliğin insanlığa, fiziğin metafiziğe, bedenin ruha, ruhun sahibine yükselişidir. 
MİRÂÇ, maddeden uzaklaşarak manaya ulaşmak; fânî olandan vazgeçip bâkî olana yönelmektir. 
MİRAÇ, elemi, kederi, çaresizliği, ümitsizliği bir kenara koyup yeniden yola çıkma, arınma ve durulmadır.
MİRAÇ, 
ilahi huzura erişmenin, Allah'a boyun eğmeden geçtiğini hatırlatan bir fırsattır
MİRAÇ 
Bizlere, ilahi rahmet ve huzura erişmenin, öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlaki erdemlere yükselişten geçtiğini haber verir
MİRAÇ, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa arasındaki bağları kuvvetlendiren, Müslümanların gönül dünyalarını güçlendiren, sıdk ve imanlarını pekiştiren, kardeşlik şuurunu yaşatan, müminleri eğiten, onlara değer kazandıran bir okuldur. Miracın bizim için en büyük dersi “esfel-i safilinden” “ahseni takvime” çıkaracak değerleri göstermesidir.
Miraç hadisesi bizlere, ilahi rahmet ve huzura erişmenin, öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlaki erdemlere yükselişten geçtiğini haber verir
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ (SAS) MİRAÇTAN BİZE ÜÇ BÜYÜK HEDİYE İLE DÖNMÜŞTÜR. 
BİRİNCİSİ, GÜNDE BEŞ DEFA RABBİMİZLE BULUŞMA İMKANI VEREN “MÜMİNİN MİRACI ” NAMAZDIR. 
Mümin namaz ibadetiyle sadece O’nun huzurunda eğilir, sadece O’na secde eder, sadece O’na ibadet eder ve sadece O’ndan yardım diler. 
Namazla mümin kişiliğine ve kimliğine kavuşur. Tevhid ve vahdetin müşahhas hâli namaz sayesinde gerçekleştirir.
İKİNCİSİ, BAKARA SÜRESİNİN SON AYETLERİ DIR Kİ ( AMENERRASÜLÜ )
Burada Rabbimiz bizlere yüksek sorumluluklarımızı ve zaaflarımızı birlikte hatırlatmaktadır. Her sorumluluk bir emanettir ve emaneti omuzlarında taşıyan her insan, her türlü kin ve öfkeden, haset ve kıskançlıktan, gurur ve kibirden uzak durarak bütün insanlara hatta bütün mahlûkata karşı merhametli, mütevazı ve alçak gönüllü olmak zorundadır. Zira Peygamber Efendimizin (sas) ifadesiyle tevazu yüceltir, kibir düşürür, gurur aldatır, haset bitirir. Nefsimizin ölümcül zaafları bizi her türlü miraçtan, yüceliş ve yükselişten alıkoyar.
ÜÇÜNCÜSÜ İSE; TEVHİD İNANCINA SAHİP OLAN HERKESİN EBEDİ KURTULUŞA ERECEĞİ MÜJDESİ 
Tevhid İslâm’ın en temel ilkesi, Kur’an ve Sünnetin ruhu, bütün peygamberlerin gönderilişi gayesidir. Tevhid ilkesinden üç temel esas ortaya çıkar: Selâm, eman ve vahdet yani barış, güven ve birlik. İslâm-selâm ilişkisi, iman-eman ilişkisi ve tevhid-vahdet ilişkisi doğru kurulamadan bir toplumun İslâm toplumu olması mümkün değildir.
CENAB-I ALLAH ( C C ) BU MÜBÂREK GÜN VE ÜÇ AYLAR HÜRMETİNE ÜLKEMİZİ, VE ÂLEM-İ İSLAM’I  DEPREM, SEL VE YANGIN GİBİ HER TÜRLÜ ARAZİ VE SEMAVİ
AFETLERDEN, KAZA VE BELALARDAN MUHAFAZA EYLESİN  
DEPREM MUSİBETİNDE VEFAT EDENLERE ALLAH RAHMET EYLESİN MEKANLARI CENNET VE PEYGAMBERİMİZE KOMŞU OLSUNLAR 
YARALILARA DA RABBİMİN KATINDAN ACİL ŞİFALAR DİLİYORUZ 
GERİDE KALANLARA DA RABBİMİZDEN SAĞLIK SIHHAT VE SABIRLAR DİLİYORUZ 
CENABI HAK BETERİNDEN KORUSUN.
RABBİM CÜMLEMİZE DEPREM FELAKETİNDEN İBRET ALIP DÜNYEVİ VE UHREVİ HAYATINI TANZİM EDEN KULLARINDAN EYLESİN

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N