Prof. Dr. Baran Yıldız
Tarih: 18.07.2023 11:42
Günün yazısı
[30/6 00:10] Ömer Tarık Yılmaz: 19- Temizlik ve Sairede Sağdan Başlama Bâbı
639 - Bize Yahya b. Yahya et-Temimî de rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Ebû'l Ahvas, Eş'as'tan, o da babasından, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen haber verdi Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) temizleneceği zaman temizliğinde taranacağı zaman taranışında ve ayakkabı giyeceği zaman onları giymede sağdan başlamayı pek severdi.
640 - Bize Ubeydullah b. Mu'az dahi rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize babam rivâyet etti.
(Dedi ki): Bize Şu'be, Eş'as'dan, o da babasından, o da Mesruk'tan, o da Âişe'den naklen rivâyet etti. Âişe şöyle dedi: Resûlül-lâh (sallallahü aleyhi ve sellem) her işinde: Ayakkabı giymesinde, taranmasında ve temizlenmesinde sağdan başlamayı severdi.
[30/6 00:10] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalatu vesselam, biri satıcının biri de alıcının ölçekleri olmak üzere iki ölçekten geçmedikçe bir zahireyi satmayı yasakladı.'
Kütüb-i Sitte
[30/6 00:10] Ömer Tarık Yılmaz: 86. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:'İstiğfarın seyyidi(Allah'tan bağışlanmayı dilemenin en iyisi)şudur: Allah'ım Sen benim Rabbimsin.Senden başka ilâh yoktur.Beni yarattın ve Senin kulunum.Gücüm yeterince,Senin emrince vaadin üzereyim.Yaptığım şeylerin kötülüğünden sana sığınırım.Senin bana olan nimetini ikrar ve itiraf ediyorum.Günahımı da itiraf ediyorum,beni bağışla;çünkü Senden başkası günahları bağışlayamaz.' Bir kul,gecelediği zaman bunu söyler de ölürse cennete girer(yahut cennet ehlinden olur).Sabahladığı zaman bunu söyler de o gününde ölürse yine cennete girer.(Tirmizi)
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Kurban Bayramı’nın 3. Günü
• Sultan II. Mahmud’un Vefatı 1839
• Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Kuruluşu 1921
• Prof. Fuat Sezgin’in Vefatı 2018
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
A’raf 31
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“…Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlıkları belirlenen günlerde kesecekleri zaman üzerlerine Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula da yedirin.”
Buhârî, Edeb, 62
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: KURBAN
Kurban kesilirken, bir an için insanın yaşadığına hamd etmemesi elde değildir. Hamd ve şükür, yaşamak gibi zaruret oluyor. O gün havada, elle tutulur bir kurban yeli eser. Artık bu ölüm, öbür günlerdeki hayvan ölümlerine benzemez. Farklı bir ölümdür bu. Ölümün metafizik havası, canlı bir şekilde, her yanımızı ve ölüm olduğu halde, bu ölüm diri bir ölümdür. Hayvanların ölünce toprak haline geleceği ve öteki dünyaya geçmeyeceği, buna karşılık, kurban edilen hayvanların yarın Cennette otlayacağı haberinin hikmetinden biri de bu değil mi? Bir ölüm ölüme götürüyor, bir ölüm dirime götürüyor. Böylece bir bakıma, bir kurban kesilirken, kurban edilen hayvanın hüviyetinde, bütün bir yıl kesilen hayvanlar dirilmiş oluyor.
“Bunu gör, buna tahammül et. Ve gerçeği anla. Kurban bir sembüldür. Aslında her gün, senin için, nice varlık kurban olmaktadır. Ama sen de bunun dışında değilsin. Öyleyse neye adandığını araştır ve bil.” demektir Kurban. Kurban, ölümden yapılmış, böylesine canlı bir konuşmadır.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
• Kurban Bayramı’nın 2. Günü
• Dünya Endüstriyel Tasarım Günü
• Yaprak Fırtınası
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
“...İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
A’raf 29
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
“Âdemoğlu kurban günü Allah katında kurban kesmekten daha güzel bir amel işlememiştir.”
Tirmizî, Edâhî, 1
[30/6 00:11] Ömer Tarık Yılmaz: KURBAN BAYRAMINDA BESLENME
• Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede hem de sindirimde zorluk oluşturur. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide rahatsızlıkları çeken bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir.
• Etler, C ve E grubu vitaminleri ile kalsiyumdan fakirdir. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında C vitamininden zengin sebze/salata/meyve/taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi oldukça önemlidir.
• Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kâğıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır.
• Kolesterol yüksekliği olanlar ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır.
• Kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli, akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa içeriği yüksek yemekler tercih edilmelidir.
• Etlerin yanında bulgur/esmer pirinç; ayran/yoğurt/cacık tüketilmesi tercih edilmelidir.
• Günlük en az 8 su bardağı su tüketimine dikkat edilmelidir.
Kuveyt Türk Dijital Takvim
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[30/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ قَضَى لِأَحَدٍ مِنْ أُمَّتِي حَاجَةً يُرِيدُ أَنْ يَسُرَّهُ بِهَا فَقَدْ سَرَّنِي وَمَنْ سَرَّنِي فَقَدْ سَرَّ اللهَ وَمَنْ سَرَّ اللهَ أَدْخَلَهُ اللهُ الْجَنَّةَ. (مشكاة)
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kim ümmetimden bir kimseyi sevindirmek maksadıyla (meşrû) bir ihtiyacını giderirse, muhakkak beni sevindirmiş olur. Ve beni sevindiren, muhakkak Allâhü Teâlâ’yı razı etmiş olur. Kim de Allâhü Teâlâ’yı razı ederse, Allâhü Teâlâ onu, Cennet’ine koyar.” (Mişkâtü’l-Mesâbih)
30 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[30/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: SULTAN MAHMUD HAN’IN TEMBİHNÂMESİ
Sultan İkinci Mahmud Han, tahta çıktığı ilk günlerde sadrazama devlet işlerinin ve halkın hâlinin ıslahı için bir tembihnâme yazmıştı. Bazı kısımları şöyledir:
Malumdur ki Allâhü Teâlâ şöyle buyurmuştur -meâlen- “…Muhakkak ki biz, seni yeryüzünde halife kıldık. Artık insanlar arasında hak ile hükmet ve hevâya (nefsin arzularına) tâbi olma.” (Sâd Sûresi, âyet 26) Buna göre ben ve vekilim olan sizler adaletle hareket etmekle ve nefislerimize uymamakla memuruz.
Nâil olduğumuz bu devlet ve saltanat, sırf Hazret-i Allâh’ın lütfudur. Uhdemizdeki hilâfet makamının asıl sahibi ancak Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’dir. Sana ilk tembihim şudur:
Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emaneti olan bütün ümmet-i Muhammed’in, küçük büyük bütün işlerini, dinimizin emri üzere hak ve adaletle göresin. Dinimizin emir ve yasaklarını icrâda son derece dikkat edesin ki, gerek devletimizde gerek halkımızın tamamında dîn-i mübîn-i İslâm’ın nûrâniyeti apaçık zuhûr edip bütün müminlerin hâlleri iyi olsun.
Gerek sen, gerek âlimler ve devlet adamları, verilen hizmetleri birlik ve beraberlik içerisinde göresiniz, ihtilâf ve nifâka sebep olacak hâllerden, başkalarının işlerine yersiz müdahaleden son derecede kaçınasınız.
Fakirlerin, gariplerin ve zayıfların hallerini merhamet ile araştırıp onları her türlü zulümden muhafaza edesin.
İstanbul’da sâkin olan halkın beş vakit farz namazlarını cemâatle edâ etmelerini temine gayret edersin. Bilhâssa cuma günleri sabah namazı, cemaat ile kılındıktan sonra Fetih Sûresi okunarak ümmet-i Muhammed’in selâmeti için dua ettiresin. İslâm nurunun parlamasına vesile olan bu gibi hâllerin icrâsıyla Peygamberlerin sultanı, Allâhü Teâlâ’nın habîbi, kıyamet günü şefâatçimiz olan Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin ve Ashâb-ı Kirâm’ın ve selef-i sâlihînin yolundan giderek güzelce gayret edesin, dünya ve âhiret saadetine mazhar olasın. Cenâb-ı Hak, cümlenize muvaffakiyet ihsan eyleye. Âmîn. (Yedikıta Dergisi)
30 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[30/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَعْظَمُ الْأَيَّامِ عِنْدَ اللهِ يَوْمُ النَّحْرِ ثُمَّ يَوْمُ الْقَرِّ. (ك)
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allâhü Teâlâ katında günlerin en büyüğü, kurban bayramının birinci günü, sonra da ikinci günüdür.” (Hâkim, el-Müstedrek)
29 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[30/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: BİR ÎSÂR NUMUNESİ
Îsâr, bir kimsenin din kardeşinin dünya işlerindeki arzularını, kendi arzu ve isteklerine tercih etmesidir. Siyer âlimlerinin büyüklerinden İmâm Vâkıdî (rah.) şöyle anlattı:
“Benim, birisi Hâşimî (Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sülalesinden) olan iki arkadaşım vardı. Dostluğumuz çok kuvvetliydi. Bir Ramazân-ı şerîf ayında ailem ile şiddetli bir darlıkta kaldık. Hiç paramız kalmamıştı. Bayram da yaklaşıyordu. Bir gün hanımım dayanamayıp, “Şu yavrucaklarımızın hâli için çok müteessir oluyorum. Bayramda yine eski elbiselerini giyecekler ve komşuların çocuklarını yeni elbiseleriyle görerek üzülecekler. Hiç olmazsa çocuklara elbise için para bulsan olmaz mı?” dedi.
Bu sözlerin de verdiği keder ile Hâşimî olan arkadaşıma bir mektup gönderip mümkünse bir miktar para göndermesini ricâ ettim. Kısa bir müddet sonra üzeri mühürlenmiş ve içerisinde bin dirhem olduğu yazılı bir kese getirildi. Keseyi aldım, fakat az sonra diğer arkadaşımdan da bana bir yazı geldi. O da sıkıntıda olduklarını ve mümkünse bir miktar para göndermemi istemişti. Kardeşlik ve dostluk gayreti ile keseyi açmadan o arkadaşıma gönderdim. Sonra mescide gittim. Hanımıma karşı utancımdan o geceyi orada geçirdim. Fakat ertesi gün eve gidip olanları anlattığımda, kardeşliğe yakışanı yapmış olduğumu söyleyip beni tebrik etti.
Ben sevinç içinde dışarı çıktığımda Hâşimî arkadaşımla karşılaştım. Elinde, bana gönderdiği kese, olduğu gibi duruyordu. “Bana doğruyu söyle, sana gönderdiğim kese nasıl oldu da bana geri döndü?” diye sordu. Ben olanları anlattım. Bunun üzerine, “Sen, bana haber gönderdiğinde, sahip olduğum paranın tamamını sana gönderdim. Fakat bu defa ben darlığa düştüğüm için diğer arkadaşımızdan yardım istedim. O da bu keseyi mühürlü olarak bana geri göndermiş.” dedi. Sonra kesenin içindeki paranın yüz dirhemini, hanımımın söylediği ihtiyaç için ayırıp kalanını üçer yüz dirhem olarak aramızda paylaştık.
Aramızda geçen bu hâdise, Halîfe’ye ulaşınca beni huzuruna çağırtmış. Vardığımda her birimize ikişer bin dinar, zevcem için de bin dinar ihsan etti. Bu şekilde, darlıktan tamamen kurtulduk.
29 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[30/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ تَعَالَى يَطَّلِعُ فِي الْعِيدَيْنِ إِلَى الْأَرْضِ فَابْرُزُوا مِنَ الْمَنَازِلِ تَلْحَقْكُمُ الرَّحْمَةُ. (فيض)
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ, Ramazan ve Kurban Bayramı günlerinde yeryüzüne (rahmeti ile) tecellî eder. O hâlde (bayram namazı için) evlerinizden çıkın ki (Allâh’ın) rahmet(i) size de isabet etsin.” (Münâvî, Feyzu’l-Kadîr)
28 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[30/6 00:12] Ömer Tarık Yılmaz: ZİLHİCCE AYI VE KURBAN BAYRAMI
Hicrî senenin on ikinci ve son ayı Zilhicce’dir. Zilhicce, Eşhüru Hurum (haram aylar)dan biridir. Hac ibadeti, bu ay içerisinde yapıldığı için bu aya, hac sahibi manasına gelen zilhicce denilmiştir.
Zilhicce ayının 10. günü kurban bayramıdır. Bu gün, Cenâb-ı Hakk’a yakınlık niyetiyle kurban kesilen gündür.
Bu gün, müminler için sevinç günüdür. Çünkü Allâhü Teâlâ’nın bir emri olan hac ibadeti, bir gün önce yerine getirilmiştir.
Arefe günü Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, Arafat’ta vakfede iken, “…İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a râzı oldum...” meâlindeki, Mâide Sûresi’nin 3. âyet-i celîlesi nâzil olmuştur. Bu İlâhî müjde, Ka‘bü’l-Ahbâr’ın bile Müslüman olmadan önce dikkatini çekmiş ve Hazret-i Ömer’e (r.a.): “Ey Müminlerin Emiri! Sizin Kitab’ınızda okumakta olduğunuz bir âyet var ki biz Yahûdîler’e nâzil olsaydı, o gün bayram yapardık.” demiş. Hazret-i Ömer, “Hangi âyet-i kerîme?” diye sorunca Ka‘bü’l-Ahbâr, bu âyet-i kerîmeyi okumuş, Hazret-i Ömer (r.a.) da ona, “Biz, onun nâzil olduğu günü de yeri de hakkıyla bilir ve kıymetini takdir ederiz ki o, cumaya denk gelen Arefe gününde ve Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) vakfede bulunduğu sırada nâzil olmuştur.” cevabını vermiştir.
MUTFAĞIMIZ: CİĞER KAVURMASI (5 Kişilik)
Malzemeler: 500 gram karaciğer, 2 adet domates, 2 adet biber, 2 adet soğan, 1 baş sarımsak, 1 kaşık salça, sıvı yağ, tuz, karabiber, kekik.
Yapılışı: İnce doğranmış soğan ve sarımsak, küp şeklinde doğranmış biberler ve salça, yağda şeffaflaşana kadar kavrulur. Zarı soyulup küp şeklinde doğranmış ciğer ilave edilip biraz daha kavrulur. (Ciğer, önce haşlanıp ince ince doğrandıktan sonra da kavrulabilir.) Üzerine, ufak parçalar halinde doğranmış domatesten sonra tuz, kekik ve karabiber eklenir. Domatesler yumuşayıncaya ve ciğerler suyunu çekinceye kadar (6-7 dakika) ağzı kapalı olarak pişirilir.
Yanında bol maydanozlu ve sumaklı soğan salatası ile ikram edilebilir. Afiyet olsun.
28 Haziran 2023
Fazilet Takvimi
[30/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: “Ey rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine garkeyle! Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” (A’raf, 7/151)
[30/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: İLK İNSAN İLK PEYGAMBER: HZ. ÂDEM
Kâinatı yarattıktan sonra meleklerine “Ben yeryüzünde bir ha- life yaratacağım.” (Bakara 2/30) buyuran Allah, ilk insan olarak Âdem’i yaratmıştır.
Topraktan yaratılan Hz. Âdem eşi Havva ile birlikte cennete yerleştirilmiş, kendilerine her türlü bolluk sunulmuş bununla birlikte yasak olan bir ağaca yaklaşmamaları emredilmiştir. Fakat şeytan onları kandırıp o ağacın meyvesinden yemeleri- ni sağlayınca cennetten yeryüzüne indirilmişlerdir. Aynı za- manda ilk peygamber olan Hz. Âdem, cennetten çıkarıldıktan sonra hatasından dolayı tövbe etmiş Allah da tövbesini kabul etmiştir. Böylece dünyada kıyamete kadar devam edecek olan insanlığın imtihan süreci başlamıştır.
DİNÎ KAVRAMLAR
VAHİY
Vahiy, Allah’ın buyruk ve mesajını belli yollarla pey- gamberlere iletmesidir. Al- lah, kullarının doğru yolu bulmalarını, barış ve huzur içinde yaşamalarını istedi- ği için, onlara peygamber aracılığıyla vahiy gönderir. İnsanları evrenin yaratılışı konusunda bilgilendirir; yaratılış nedenini ve haya- tın anlamını bulmalarına yardım eder.
ÖZLÜ SÖZ
Kişinin eli ve kalbi doğru ise o kuluna Allah nimet vermiş demektir. (Sadi Şirazî)
[30/6 00:13] Ömer Tarık Yılmaz: A) HÜKÜM BAKIMINDAN HAC ÇEŞİTLERİ
Şer`î hüküm açısından hac farz, vâcip ve nâfile olmak üzere üç çeşittir. Belirli şartları taşıyan yükümlünün ömründe bir defa haccetmesi farzdır. Yükümlü olmadığı halde, haccetmeyi adayan kişinin bu adağını yerine getirmesi vâciptir. Diğer nâfile ibadetlerde olduğu gibi, başlandıktan sonra bozulan nâfile haccın kazâsı da vâcip olur. Farz ve vâcip dışında yapılan hac ise nâfiledir. Hacla yükümlü olmayan çocukların yaptıkları hac ile bir kimsenin birinciden sonra adama (nezir) dışında yapacağı her hac nâfiledir.
B) YAPILIŞ ŞEKLİ BAKIMINDAN HAC ÇEŞİTLERİ
Yapılış biçimi (edâ) açısından ise hac, ifrad haccı, temettu` haccı ve kırân haccı olmak üzere üç çeşittir.
Hac ve umre, her biri tek başına yapılabildiği gibi, aynı yılın hac ayları içinde, ikisi birbirine bağlı olarak da yapılabilir. Hac ayları içinde, hacdan önce umre yapıp yapmamaya, yapıldığı takdirde umre ve haccın ayrı veya aynı ihramla yapılma durumuna göre hac, ifrad haccı, temettu` haccı ve kırân haccı olmak üzere üç şekilde eda edilir.
a) İfrad Haccı
İfrad haccı umresiz yapılan hacdır. Sadece hac ibadeti yapıldığı için 'umresiz hac' anlamında olmak üzere bu ad verilmiştir. Hac ayları içinde, hacdan önce umre yapmayıp, sadece hac niyetiyle ihrama girerek hac menâsikini eda edenler, ifrad haccı yapmış olurlar. İster mîkat sınırı dışında ister içinde ikamet etsin, herkes ifrad haccı yapabilir.
b) Temettu` Haccı
Temettu` 'yararlanmak, istifade etmek? anlamına gelir. Aynı yılın hac aylarında umre ayrı ihramla, hac ayrı ihramla yapıldığı zaman iki ihram arasında, ihramsız, yani ihram yasaklarının bulunmadığı yasaksız bir zaman dilimi, umre ile hac arasında hac yasaklarının söz konusu olmadığı serbest bir vakit bulunduğu için bu ad verilmiştir.
Temettu` haccı aynı yılın hac ayları içinde, umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmaktır. Hac ayları içinde umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra, aynı yıl hac için yeniden ihrama girip hac menâsikini de eda eden uzak bölgelerden gelmiş hacılar temettu` haccı yapmış olurlar.
c) Kırân Haccı
Kırân haccı, her ikisine birlikte niyet edilerek aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccı bir ihramda birleştirmektir. Hac ve umre tek ihramla yapıldığı için 'birleştirmeli hac' anlamında bu adı almıştır. Umre ve hacca, ikisine birden niyet edip umreyi yaptıktan sonra ihramdan çıkmadan, aynı ihramla hac menâsikini de tamamlayan Âfâkýler 'kırân haccı' yapmış olurlar.
d) Temettu` ve Kırân Haccının Şartları
1. Hacceden kişi Âfâký olmalıdır. Harem ve Hil bölgelerinde, mîkat sınırları içinde ikamet edenlerin temettu` ve kırân haccı yapmaları câiz değildir. Hac aylarından önce Mekke'ye gidip hac günlerine kadar orada kalan Âfâkýler de bu konuda aynı hükme tâbidir. Bunlardan haccedecek olanların, o yıl hac ayları girdikten sonra umre yapmamaları gerekir. Yaptıkları takdirde, isâet etmiş olurlar; şükür kurbanı değil, ceza kurbanı keserler.
2. Umre ve hac, her ikisi aynı yılın hac aylarında yapılmalıdır. Şayet umre hac aylarından önce yapılmışsa veya umre tavafının en az dört şavtı, hac ayları henüz girmeden tamamlanmışsa yapılan hac temettu` veya kırân değil, ifrad haccı olur.
3. Hac aylarında yapılan umreden sonra 'sahih ilmâm' olmamalıdır. Sahih ilmâm, Hanefîler'e göre, umre ile hac arasında herhangi bir sebeple memlekete dönmekle, Şâfiîler'e göre ise, mîkat sınırları dışına çıkmakla gerçekleşir. Umre ile hac arasında, Hanefîler'e göre memleketine giden; Şâfiîler'e göre ise mîkat sınırları dışına çıkan kimse, dönüşte tekrar umre yapmazsa, yaptığı hac temettu` değil, ifrad olur. Kırân haccında umreden sonra ihramdan çıkılmadığı için umre ile hac arasında ister mîkat dışına çıkılsın, ister memlekete veya başka bir yere gid
[30/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: Iste onlara, alt taraflarindan irmaklar akan Adn cennetleri vardir Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altin bileziklerle bezenecekler; ince ve kalin dîbâdan yesil elbiseler giyecekler Ne güzel karsilik ve ne güzel kalma yeri! (KEHF/31)
Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranislarda bulunanlari, zemininden irmaklar akan cennetlere kabul eder Bunlar orada altin bileziklerle ve incilerle bezenirler Orada giyecekleri ise ipektir (HAC/23)
(Onlarin mükâfati), içine girecekleri Adn cennetleridir Orada altin bilezikler ve incilerle süslenirler Orada giyecekleri elbiseleri de ipektir (FATIR/33)
'Ona altin bilezikler verilmeli veya yaninda ona yardimci melekler gelmeli degil miydi?' (ZUHRUF/53)
Üzerlerinde yesil ipekten ince ve kalin elbiseler vardir; gümüs bilezikler takinmislardir Rableri onlara tertemiz bir içki içirir (İNSAN/21)
[30/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: ÎLÂ
108 - Enes (radıyallahu anh) 'in anlattığına göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i bir at yere atmıştı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın (sağ) tarafı veya (sağ) omuzu ezildi. Bu O'na ayakta duramayacak kadar ızdırab verdi. O sıralarda hanımlarını da bir ay müddetle terketti. Bu esnada, hurma kütüğünden yapılmış bir merdivenle çıkılan tenezzüh odasına (meşrübe) çekildi. Ashâb (radıyallahu anhum ecmaîn) kendisine 'geçmiş olsun' ziyaretine geliyorlardı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) oturarak namaz kılardı, onlar ise ayakta durarak namaza uymuşlardı. Selâmı verince şöyle dedi: 'İmam, kendisine uyulmak için vardır. Öyle ise ayakta namaz kıldırıyorsa siz de ayakta kılın, şâyet oturarak kıldırıyorsa siz de oturarak kılın, imam rükuya varmadan rükuya gitmeyin, o başını kaldırmadan siz de kaldırmayın.'
Râvi der ki: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ayın 29'unda meşrübeden indi. Ashâb: 'Ey Allah'ın Resûlü, sen bir aylık bir müddet için îlâ'ya (ayrı kalmaya) karar vermiştin' dediler. Onlara: 'Bu ay yirmi dokuz gündür' cevabını verdi.'
Buhârî, Salat 18, Ezan 51, 82, 128, Sıfatu's-Salat 83, 128, Savm 11, Mezâlim 25, Nikâh 91, Talâk 21, Eymân 20; Tirmizî, Savm 6, (690); Nesâî, Talak 32, (6, 166).
Buhârî ve Müslim'de Ümmü Seleme'den gelen bir rivayette: 'Bu ay yirmi dokuz çekiyor' buyurmuştur.
Müslim'de Câbir (radıyallahu anh)'dan kaydedilen bir rivayette: 'Sonra iki elini üç sefer uzattı, ikisinde her iki elinin bütün parmaklarıyla, sonuncu kerede sadece dokuz parmağıyla işaret etmişti' diye (yirmi dokuzu gösterdiği açıklanır) (Sıyam 24).
109 - İbnu Ömer (radıyallahu anh), 'Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay beklemek vardır. Eğer erkekler (o müddet içinde kefaret yaparak zevcelerine) dönerlerse şüphe yok ki Allah cidden gafur ve rahîmdir...' (Bakara 226) âyetinin açıklaması ile alakalı olarak) şöyle demiştir: 'Ayette zikredilen) dört ay geçtikten sonra ya rücu etmek veya boşamak üzere zevc tevkif olunur. Îlâ yapan fiilen boşamayınca (bu müddetin dolmasıyla) boşanma husule gelmez.' Bu görüş, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Ebu'd-Derda ve Hz. Aişe (radıyallahu anhüm ecmaîn)'den ve Ashab'tan on iki kişiden de rivayet edilmiştir.
Buhârî, Talak 21; Muvatta Talak 19, (2, 557).
Buhârî'nin bir başka rivayetinde İbnu Ömer demiştir ki: 'Cenâb-ı Hakk'ın âyette zikrettiği îlâ, dört aylık müddet dışında hiç kimseye helal olmaz. Bu müdded dolunca ya tatlılıkla hanımını tutar veya, Allah'ın emrettiği şekilde boşamaya karar verir. (Îlâ müddetini uzatarak kocasının ayrıca birde boşanmasını beklemek gibi üçüncü bir yola sülûk edilemez.)'
110 - Hz. Ali (kerremallahu vechehu) buyurmuştur ki: 'Bir kimse hanımına yaklaşmamaya yemin ederse (îlâ'ya karar verirse), bundan boşanma hâsıl olmaz. Dört aylık müddet geçince, îlâ yapan koca tevkif olunur, ya boşar ya da kefaret ödeyerek rücu eder.'
Muvatta, Talak 17, (2, 556).
İmam Mâlik der ki: 'Bir kimse, çocuğu sütten kesilinceye kadar hanımına yaklaşmamaya yemin edecek olsa, bu îlâ yemini sayılmaz. Bana Hz. Ali'den ulaşan bir rivayete göre, bu durumdan kendisine sorulduğu vakit bunun îlâ olmadığını belirtmiştir.'
111 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) der ki: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) hanımlarına yaklaşmamaya yemin etti (îlâ kararı verdi) ve (bal yemeyi de kendi kendine) haram etti. Böylece helal olan bir şeyi kendisine haram kılmıştı. Sonra kefâret karşılığında yeminini bozdu'
Tirmizî, Talak 21, (1201).
[30/6 00:14] Ömer Tarık Yılmaz: Ebu Zerr (Cündeb İbnu Cünâde el-Gıfârî) (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Bana Cebrâil aleyhisselam gelerek 'Ümmetinden kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmadan (şirk koşmadan) ölürse cennete girer' müjdesini verdi' dedi. Ben (hayretle) 'zina ve hırsızlık yapsa da mı?' diye sordum. 'Hırsızlık da etse, zina da yapsa' cevabını verdi. Ben tekrar: 'Yani hırsızlık ve zina yapsa da ha!' dedim. 'Evet, dedi, hırsızlık da etse, zina da yapsa!'
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) dördüncü keresinde ilâve etti: 'Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir'.
Buhârî, Tevhid 33; Müslim, İman 153, (94); Tirmizî, İman 18, (2646).
[30/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
[Bakara Sûresi.43]
[30/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lütfu bol olan yalnız sensin.” (Âl-i İmrân, 3/8)
[30/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Akılsız güç yıkılabilir ama yapamaz.[Cenap Şahabettin]
[30/6 00:15] Ömer Tarık Yılmaz: Fitre (Fıtır Sadakası) nedir?
Borcundan ve aslî ihtiyaçlarından başka nisap miktarı malı veya onun değerinde parası olan müslümanın fıtır sadakası vermesi vaciptir.
Buna kısaca 'Fitre' denir. Fıtır sadakasının vacip olması için, zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi ve artıcı nitelikte olması şart değildir.
Fitre, Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadakadır. Bayramdan önce verilmesi iyidir. Bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Dinî ölçülere göre zengin olan kimsenin, hem kendisinin hem de erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir.
Fakir olan çocuğun babası ölmüş veya fakir ise babasının babası, torununun fitresini verir.
Bir kimse karısının ve büyük çocuklarının fitresini vermekle mükellef değildir. Bunlar zengin iseler fitrelerini kendilerinin vermesi lâzımdır.
Karısının ve aile içindeki büyük çocuklarının fitrelerini onların izni olmadan verebilir. Aile içinde olmayan büyük çocukların fitrelerini ise onların izni ile verebilir. Bir kimse babasının ve anasının fitrelerini vermekle yükümlü değildir.
Fitre Şu Dört Cins Yiyecek Maddesinden Aşağıdaki Miktarlarda Verilir:
Cinsi: Miktarı:
1. Buğday 1460 Gram (520 dirhem)
2. Arpa 2920 Gram (1040 dirhem)
3. Kuru Üzüm 2920 Gram (1040 dirhem)
4. Hurma 2920 Gram (1040 dirhem)
Bu gıda maddelerinin kendileri verilebileceği gibi, para olarak değerleri de verilir. Hangisi fakirin yararına ise onu vermek daha uygundur. Bir fitre yalnız bir fakire verilir, ikiye bölünmez. Bir fakire birden fazla fitre verilebilir. Fitre niyet edilerek verilir. Ancak bunun fitre olduğunu fakire söylemek gerekmez. İçinden niyet etmesi yeterlidir.
Zekât hangi fakirlere verilirse fitre de onlara verilir. Bir özürden dolayı Ramazanda oruç tutmayanlar da, nisap miktarı mal veya paraya sahip iseler fitrelerini vermekle yükümlüdürler.
Varlıklı müslümanlar fitre vermek suretiyle fakirlere bayram sevincini tattırırlar. Böylece, hem borcunu ödemiş hem de sevap kazanmış olurlar.
Fitre vermek, orucun kabul edilmesine, ölümün şiddetinden ve kabir azabından
[30/6 00:16] Ömer Tarık Yılmaz: AKRABÂ
Aralarında neseb (soy), süt ve evlilik bakımından yakınlık bulunanlar. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki Akrabâna (onları gözetmek, ziyâret etmek ve yardım etmek) , fakîre ve yolcuya (durumlarına göre zekât ve yiyecek vermek sûretiyle) hakkını ver! Elindekini isrâf etme. (İsrâ sûresi 26) Ey ümmetim! Beni Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki, fakîr akrabâsı varken, başkalarına verilen zekâtı Allahü teâlâ kabûl etmez. (Hadîs-i şerîf-Et-Tergîb vet-Terhîb) Akrabânıza yardım ve iyilik ediniz. Hâllerini, hatırlarını sorunuz. Muhtâç iseler ellerinden tutunuz. Onları incitmekten çok sakınınız. Babanızın emrinden sakın çıkmayınız. Amcanızın derdiyle dertleniniz. Dayınızın hâlinden gâfil olmayınız. Diğer akr abânızı akrabâlık derecesine göre arayınız ve onlara yardımcı olunuz. Böyle yaparsanız Allahü teâlânın ikrâm ve ihsânlarına kavuşursunuz. (Muhammed Rebhâmî)
[30/6 00:16] Ömer Tarık Yılmaz: Akcebe
T. Beyaz zırh giyen
Kısaltmalar:
A. Arapça,
F. Farsça,
FR. Fransızca,
IB. İbranice,
İ. İtalyanca,
Moğ. Moğolca,
T. Türkçe,
Y. Yunanca,
E.T. Eski Türkçe
[30/6 00:17] Ömer Tarık Yılmaz: Hanbeli mezhebi hakkında bilgi verir misiniz?
Kurucusu Ahmed b. Hanbel’e nisbet edilen Hanbeli mezhebi, diğer üç önemli fıkıh mezhebinin tarihi olarak sonuncusudur.
Mezhebin kurucusu Ahmed b. Hanbel Hicri 164/780 yılında Bağdat’ta dünyaya gelmiş 241/855 yılında doğduğu yer olan Bağdat’ta vefat etmiştir. Devrinin önemli alimlerinden ilim tahsil eden Ahmed b. Hanbel özellikle hadis ilmiyle meşgul olmuştur. Bu nedenle uzak yerlere hadis rivayeti için hadis yolculukları yapmıştır. Daha sonra bu yolculukların neticesinde ulaştığı rivayetleri meşhur kitabı Müsnedinde bir araya getirmiştir. İmam Şafii’den uzun yıllar ders alan Ahmed b. Hanbel, Hanefi mezhebinin önemli müçtehitlerinden Ebu Yusuf’tan da istifade etme imkanı bulmuştur.
Hayatındaki önemli olaylardan bir tanesi de Halife Me’mun’un ortaya attığı Kur’an’ın mahluk olduğu fikrini savunmadığı gerekçesiyle işkenceye tabi tutulmasıdır. Fetva ve mezhebiyle ilgili usulü yazmaktan ziyade topladığı hadisleri yazmış ve mezhebinde de daha çok senedi sahihse hadislerle amel etmiştir. Yeri geldiğinde istihsanla da amel eden Hanbeliler sedd-i zerayi prensibini en fazla çalıştıran mezhep mensuplarıdır.
Mezhebin gelişmesine Hanbeli fıkhının önemli alimlerinden İbn-i Teymiyye’nin büyük katkısı olmuştur. Bugün Suudi Arabistan ve çeşitli körfez ülkelerinde Hanbeli mezhebi İbn-i Teymiyye tarafından yapılmış yorumu çerçevesinde yaşanmaktadır.
Hanbeli mezhebi diğer üç önemli fıkıh mezhebinden sonra ortaya çıkmasının da tesiriyle bağlısı en az olan fıkıh mezhebidir. Bugün Suudi Arabistan başta olmak üzere Irak, Suriye, Filistin ve Mısır’da Hanbeli mezhebinin bağlıları bulunmaktadır.
[30/6 00:17] Ömer Tarık Yılmaz: 3.
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَيُّ الْأَعْمَالِ أَفْضَلُ؟ قَالَ: إِيمَانٌ بِا للّٰهِ وَرَسُولِهِ. قِيلَ: ثُمَّ مَاذَا؟ قَالَ: جِهَادٌ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ. قِيلَ: ثُمَّ مَاذَا؟ قَالَ: حَجٌّ مَبْرُورٌ.
Ebu Hureyre’den (r.a.) rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: 'Peygamber (s.a.s.) 'e: - Amellerin hangisi daha fazîletlidir? diye sorulunca, o şöyle buyurmuştur: - Allah'a ve Rasûlüne îmân etmektir. -Sonra hangisidir? diye sorulunca, şöyle buyurmuştur: - Allah yolunda cihâddır. - Sonra hangisidir? diye sorulunca, şöyle buyurmuştur: - Kabul olunmuş hacdır.' (Buhârî; 'Hac', 4; ' İman', 18; Müslim, 'İman', 135.)
[30/6 12:54] Ömer Tarık Yılmaz: 'Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.'
(Bakara, 2/148)
http://www.duavesureler.com
[30/6 12:54] Ömer Tarık Yılmaz: 'Muhammed'in hayatı Kudret elinde olan zata yemin ederim ki oruçlu kimsenin ağzının kokusu Allah indinde misk kokusundan daha güzeldir.'
(Buharî, 'Savm', 9; Müslim,' Sıyam', 163)
http://www.duavesureler.com
[30/6 12:54] Ömer Tarık Yılmaz: 'Muhammed'in hayatı Kudret elinde olan zata yemin ederim ki oruçlu kimsenin ağzının kokusu Allah indinde misk kokusundan daha güzeldir.'
(Buharî, 'Savm', 9; Müslim,' Sıyam', 163)
http://www.duavesureler.com
[30/6 12:54] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah’ım! Bizi bağışla, bize merhamet eyle, (ibadetlerimizi, hayır ve hasenatımızı, dualarımızı) kabuleyle, bizi cennete koy, bizi cehennemden azat eyle, bütün işlerimizi ıslah eyle.'
(İbn Ebi Şeybe, 'Dua', 135, No: 29342)
http://www.duavesureler.com
[30/6 12:55] Ömer Tarık Yılmaz: • Kurban Bayramının 1. Günü
'Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu halde yalnız ona teslim olun…' (Hac 22/34)
Semerkand Takvimi
[30/6 12:55] Ömer Tarık Yılmaz: Kurban Bayramı
Hz. İbrahim [aleyhisselâm] gördüğü rüyaların rehberliğinde oğlunu kurban etmeye karar vermiş, oğlu Hz. İsmail [aleyhisselâm] bu kararı yürekten desteklemişti. Bir insanın ulaşabileceği en kritik sınırlardan biri bu olmalıdır: Çocuğunu, ciğerpâresini kesmekle Allah’ın emrine karşı çıkmak arasında kalmak.
Kurban bayramında bu olayı hatırlarız. Bütün bir müminler topluluğu olarak, bir insanın, Hz. İbrahim’in [aleyhisselâm] bu kritik eşikte gösterdiği kulluğu, verdiği dersi kutlamak için bayram yapıyoruz gibidir. Sanki o hepimiz adına kulluğun zirvelerini dolaşmıştır.
Kurban bayramı, yüz milyonlarca müminin kestiği yüz milyonlarca hayvanla dünyayı tazeleme bayramıdır. Dünyada bir mahşer kurulur o gün. Canlar Allah’ın adıyla alınmakta, Allah diyen kullara pay edilmektedir. Bu bir hüzün değil bir sevinç günüdür.
O gün, Allah’ın dâimî olan ikramı her göze görünür hale gelir. Allah Teâlâ, maddi imkânı olana kurban kesmeyi ve etini fukaraya dağıtmayı zorunlu kılmıştır. Fukara o gün Allah’ın konuğu olduğunu daha yakından hissedebilir. Mübarek olsun.
Semerkand Takvimi
[30/6 12:55] Ömer Tarık Yılmaz: • Kurban Bayramının 2. Günü
• Yaprak Fırtınası
Semerkand Takvimi
[30/6 12:55] Ömer Tarık Yılmaz: Ailesinin Rızkı İçin Çalışan Allah Yolundadır
A‘meş’in [rahmetullahi aleyh] naklettiğine göre Ebü’l-Mehârik [rahmetullahi aleyh] şöyle anlatmıştır: Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] sahabileriyle birlikteydi. O sırada önlerinden bir genç geçti. Ebû Bekir [radıyallahu anh],
- Yazık! Keşke bu adam gençliğini ve kuvvetini Allah yolunda kullansa, kazanacağı sevap çok daha fazla olurdu, dedi. Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] ise şöyle buyurdu:
Bu genç eğer yaşlı anne ve babasına yardım etmek için çalışıyorsa Allah yolundadır. Şayet evdeki küçük çocuklarının rızıklarını temin etmek için çalışıyorsa Allah yolundadır. Eğer başkalarına muhtaç olmamak, onlara el avuç açmamak için çalışıyorsa yine Allah yolundadır. Fakat riya için ve başkaları duysun diye çalışıyorsa, o zaman şeytanın yolundadır.
Kehf Sûresi
Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] buyururlar: Kim her cuma günü Kehf sûresini okursa bu, onun için diğer cumaya kadar (günahlarına) kefâret olur (Süyûtî).
Kendisinde Kehf sûresi okunan eve, o gecede şeytan giremez (Süyûtî).
Vâkıa Sûresi
Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] buyururlar: Kim her gece yatmadan evvel Vâkıa sûresini okursa fakirlik yüzü görmez (Süyûtî).
Semerkand Takvimi
[30/6 12:55] Ömer Tarık Yılmaz: • Kurban Bayramının 3. Günü
'Gayemiz Allah (c.c) içindir. Mal mülk için değildir, para için şöhret için değildir.' Gavs-ı Sânî [kuddise sırruhû]
Semerkand Takvimi
[30/6 12:55] Ömer Tarık Yılmaz: Hz. Peygamber’in [sallallahu aleyhi vesellem] Evinde Şiddet Olmamıştır
Güzel ahlâka en çok ihtiyaç duyulan ve uygulanması gereken yer ailedir. Allah Resûlü [sallallahu aleyhi vesellem] bir hadisinde, Ben ancak ve ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim buyurmuştur. Çünkü oradaki davranışlarının kimse sana hesabını sormaz, bir ceza vermez ama, ...yaratan bilmez mi (Mülk 67/14) buyuran Allah her şeyi görür, bilir ve hesabını sorar. Resûlullah Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] ailesine karşı da çok merhametli idi. O ne bir hizmetçisine ne de eşlerinden birine vurmuştur. O ailenin, eşlerin şerefini korumuş, bu hususta tüm insanlığa örnek olmuştur.
Hz. Âişe [radıyallahu anhâ] şöyle demiştir: Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem], hiç kimseye vurmadı. Ne bir kadına ne de bir hizmetçiye!.. Allah yolunda cihad müstesna!
Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] şahsı namına kimseden intikam almazdı. Kendisine gelen bedevîlerin Allah Resûlü’ne [sallallahu aleyhi vesellem] kaba saba davranışları olur, Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] ise boynunda iz bırakanlar olmasına rağmen onlara karşılık vermez ve kızmazdı.
Semerkand Takvimi
[30/6 12:56] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.'
(Bakara, 2/148)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=d8vznFjHNuI=
[30/6 12:56] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
“Allahım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım; zulmetmekten ve zulme uğramaktan da sana sığınırım.”
(Buhârî, “De'avat”, 40; Ebu Dâvûd, “Vitr”, 32; Nesâî, “İstiâze”, 7, 8, 25)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=d8vznFjHNuI=
[30/6 12:56] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.'
(Kasas, 28/21)
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=d8vznFjHNuI=
[30/6 12:56] Ömer Tarık Yılmaz: Salih mü'minlerden dostlarınızı çoğaltınız. Çünkü Kıyamet günü her bir mü'min için şefaat hakkı vardır. Hadis-i Şerif
[30/6 12:56] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın gökten rızık (sebebi olarak yağmur) indirip, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için deliller vardır.
(Câsiye, 45/5)
[30/6 12:56] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
Allahım! Bana öğrettiğin şeyleri hakkımda faydalı eyle, bana fayda verecek şeyleri öğret, beni, bana fayda verecek ilim ile nasiplendir.
(Al-Hakim)
[30/6 12:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
...Allah’ım! Yaparak ve geciktirerek işlediğim, açıktan ve gizli olarak işlediğim kusurlarımı bağışla. Sen, öne alan ve önce olansın. Sen, geriye bırakan ve sonsuz olansın. Senin her şeye gücün yeter.
(Buhârî, Müslim, Hâkim)
[30/6 12:57] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
Ed-Darr
Zarar veren şeyleri yaratan, âsileri zarar vererek cezalandıran
[30/6 12:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
Cömertliğin İmtihanı
Yemen hükümdarı, oldukça cömert idi. İhsanları her yere yayılmasına rağmen, Hatim-i Tai’nin cömertliğinden bahsedilmesine tahammül edemez. Sarayında herkese büyük bir ziyafet verir. Zengin fakir herkes yer. Halkın, (Hükümdarın ziyafeti ne kadar muhteşem oldu, neredeyse Hatime yaklaştı) dediğini duyunca, Hatim sağ kaldıkça, cömertlikte birinci olmasına imkan olmadığını anlar, onu öldürtmeye karar verir. Çok güçlü bir genç bulup eline yirmi altın verir. İşi bitirince de, yirmi altın daha vereceğini söyler.
Genç, sora sora Tay kabilesine kadar gelir. Güler yüzlü, kendisi gibi yiğit bir gençle karşılaşır. Bu sevimli genç (Hoş geldin yiğit. Çok yorgun olduğun anlaşılıyor. Bu gece misafirim ol!) diyerek evine götürür. Gece, misafirine çok ikram ve ihsanda bulunur. Sabah olunca, misafir gitmek isteyince, birkaç gün daha kalmasını ısrar eder. Misafir der ki:
- Çok önemli bir işim var. Bir an önce gitmem gerekir. İyilik ve hizmet etmekten zevk duyduğu anlaşılan ev sahibi der ki:
- İşin nedir, sana acaba bir yardımım dokunabilir mi?
- Ey asil kişi, sen çok cömertsin, iyilik seversin, senden sır çıkmayacağı belli. Hatim isimli birini arıyorum. Acaba tanıyor musun?
- Hatim ile ne işin var?
Misafir, niçin geldiğini anlatıp der ki:
- Bu işte bana yardımcı olman mümkün mü?
- Elbette mümkündür. Yalnız bu iş pek kolay olmaz. Dediklerime uyarsan tereyağından kıl çekmiş gibi zahmetsiz olur.
- Ne yapmam gerekir?
- Hatim de senin gibi yiğit biridir. Belki öldüremezsin. Ben sana onun yerini tarif edeyim. Ancak öldüremez de iş meydana çıkarsa, yerini söylediğim için beni öldürebilir. Bu bakımdan benim ellerimi, ayaklarımı bağla. Zorla söylettiğin anlaşılsın.
Misafir, ev sahibinin elini, kolunu, ayaklarını iyice bağladıktan sonra sorar:
- Hatim nerede?
- Hatim denilen kimse benim. Madem benim başım senin işine yarayacak, ne diye onu vermiyeyim? Misafirin arzusunu yerine getirmek, gönlünü etmek benim en büyük arzumdur. Hemen öldür, kimse duymadan buradan git!
Genç, neye uğradığını şaşırır. Hemen Hatimin ayaklarına kapanıp der ki:
- Sana gül yaprağı ile vuran kalleştir. N’olur beni bağışla!..
Genç, helalleşip oradan ayrılıp hükümdarın huzuruna çıkar. Olanları anlatır. Hükümdar da, iyiliksever, cömert olduğu için hatasını anlayıp (Taşıma su ile değirmen dönmez. Cömertlik mal ile değilmiş. Hatimin cömertliği yaratılışından, fıtratından, güzel huyundan ileri geliyormuş. Sen verilen görevi fazlasıyla yerine getirdin) diyerek yirmi yerine kırk altın verir.
[30/6 12:57] Ömer Tarık Yılmaz: Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul et!
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء ﴿٤٠﴾
(İbrâhîm 40)
Rabbic’alnî mukîmes salâti ve min zurriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ.
[30/6 12:57] Ömer Tarık Yılmaz: Ben size kabirleri ziyareti yasaklamıştım, artık onları ziyaret edin. Çünkü kabirleri ziyarette tezkire (ölümü hatırlatma ve ibret) vardır.
(Ebû Dâvûd, Cenâiz, 75, 77)
[30/6 12:58] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET............ BAYRAM GÜNLERİ
Bayramlar; Müslümanların birbiriyle kaynaştığı, küs olanların barıştığı, fakir, fukarâ ve yetimlerin sevindirildiği, sevinç ve neşe günleridir. Bayram günleri, Peygamber efendimizin zamanından beri, husûsî bir şekilde kutlanmıştır. Bütün İslâm devletlerinde de bugüne kadar kutlanarak gelmiştir.
Bayram günleri; ana, baba, hoca, akraba, arkadaş ve komşu ziyâretleri yapılır. Sâlih olan akrabayı ziyâret lâzımdır. Sâlih arkadaşları ziyâret de çok sevaptır. Bayram öncesi, yiyecek, giyecek ve temizlik gibi hazırlıklar yapılır. Bayram günlerinde herkes, temiz giyinir. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakir, öksüz ve yetimler sevindirilir. Bayram namazından sonra, kabirler ziyâret edilir; geçmişlerin, akraba ve din büyüklerinin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunur, duâ edilir ve sadakalar verilir. Daha sonra da, aile büyükleri, dost, akraba, arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir. Çocuklar babalarının ve aile büyüklerinin; gençler de yaşlıların ellerini öperler.
Böylece, Müslümanların bir arada sevinme ve kaynaşma günleri olan bayramlarla, güzel örf, âdet ve gelenekler nesilden nesile aktarılmış olunur.
Şehirler, kasabalar şimdi eski tadında değil. Büyük bir çoğunluk bayramda evden kaçmayı, tatil için turistik yerleri tercih ediyor. Bayram boyunca kapıları çalınmayan evler gitgide çoğalmakta.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Medine’ye hicret edince, Medinelilerin câhiliye âdetlerinden kalma bayramları kutladıklarını görünce; “Allahü teâlâ size onlardan daha hayırlı iki bayram (Ramazan ve Kurban Bayramı) ihsan etti.” buyurarak Müslümanlara sevinç ve neşe günlerini bildirmiştir.
g Allahü teâlâ, necip milletimize ve bütün Müslümanlara sıhhat ve âfiyet içerisinde nice bayramlar nasip eylesin! Âmin!
GÜNÜN TARİHİ........ KARA KUVVETLERİ GÜNÜ
Türk Kara Kuvvetleri MÖ 209 yılında kuruldu. Osmanlı Devleti zamanında ise ilk düzenli ordu, 28 Haziran 1363’te çıkan Pencik Kânunu ile kurulmuştur. Kahraman Türk Ordusu, kurulduğu tarihten itibaren Türk tarihine nice şerefli sayfalar yazmıştır. Kurulduğu 28 Haziran günü, her yıl Kara Kuvvetleri Günü olarak kutlanmaktadır.
28.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[30/6 12:58] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET............ BAYRAM GÜNLERİ
Bayramlar; Müslümanların birbiriyle kaynaştığı, küs olanların barıştığı, fakir, fukarâ ve yetimlerin sevindirildiği, sevinç ve neşe günleridir. Bayram günleri, Peygamber efendimizin zamanından beri, husûsî bir şekilde kutlanmıştır. Bütün İslâm devletlerinde de bugüne kadar kutlanarak gelmiştir.
Bayram günleri; ana, baba, hoca, akraba, arkadaş ve komşu ziyâretleri yapılır. Sâlih olan akrabayı ziyâret lâzımdır. Sâlih arkadaşları ziyâret de çok sevaptır. Bayram öncesi, yiyecek, giyecek ve temizlik gibi hazırlıklar yapılır. Bayram günlerinde herkes, temiz giyinir. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakir, öksüz ve yetimler sevindirilir. Bayram namazından sonra, kabirler ziyâret edilir; geçmişlerin, akraba ve din büyüklerinin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunur, duâ edilir ve sadakalar verilir. Daha sonra da, aile büyükleri, dost, akraba, arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir. Çocuklar babalarının ve aile büyüklerinin; gençler de yaşlıların ellerini öperler.
Böylece, Müslümanların bir arada sevinme ve kaynaşma günleri olan bayramlarla, güzel örf, âdet ve gelenekler nesilden nesile aktarılmış olunur.
Şehirler, kasabalar şimdi eski tadında değil. Büyük bir çoğunluk bayramda evden kaçmayı, tatil için turistik yerleri tercih ediyor. Bayram boyunca kapıları çalınmayan evler gitgide çoğalmakta.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Medine’ye hicret edince, Medinelilerin câhiliye âdetlerinden kalma bayramları kutladıklarını görünce; “Allahü teâlâ size onlardan daha hayırlı iki bayram (Ramazan ve Kurban Bayramı) ihsan etti.” buyurarak Müslümanlara sevinç ve neşe günlerini bildirmiştir.
g Allahü teâlâ, necip milletimize ve bütün Müslümanlara sıhhat ve âfiyet içerisinde nice bayramlar nasip eylesin! Âmin!
GÜNÜN TARİHİ........ KARA KUVVETLERİ GÜNÜ
Türk Kara Kuvvetleri MÖ 209 yılında kuruldu. Osmanlı Devleti zamanında ise ilk düzenli ordu, 28 Haziran 1363’te çıkan Pencik Kânunu ile kurulmuştur. Kahraman Türk Ordusu, kurulduğu tarihten itibaren Türk tarihine nice şerefli sayfalar yazmıştır. Kurulduğu 28 Haziran günü, her yıl Kara Kuvvetleri Günü olarak kutlanmaktadır.
28.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[30/6 12:58] Ömer Tarık Yılmaz: SOHBET.......... EN BÜYÜK NÎMET
Aklımızın ermediği şeyler çoktur. Bunu yüce Rabbimiz bildiği için en büyük nîmet olarak bizlere Peygamberleri gönderdi...
Rabbimizin üzerimizdeki nîmetlerini saymakla bitiremeyiz. Nasıl sayabiliriz ki; kavuştuğumuz, fakat bilmediğimiz nîmetler, bildiklerimizden daha çoktur... Bu nîmetlerin büyüklerinden olan akıl nîmeti, büyük önem taşır. Fakat o da tek başına bir şey yapamaz, onun da diğer organlarımız gibi belli bir kapasitesi vardır. Gözümüzle belli bir mesafeyi görebiliriz, kulaklarımız belli bir mesafeden sesi duyabilir. Burnumuz gene öyle...
Aklımızın da ermediği şeyler vardır ve çoktur. Bunu yüce Rabbimiz bildiği için, bizlere acıdı ve en büyük nîmet olarak bizlere Peygamberler gönderdi. Kitaplar indirdi...
Aklımıza kalsaydı; iyi ile kötüyü, hayır ile şerri nasıl ayırt edebilecektik, gözlerimizle göremediklerimizi nasıl tanıyacaktık? Meselâ: Îmânın şartlarından biri olan Meleklere îmânı, nasıl elde edebilecektik? Rabbimizi ve O'nun sıfatlarını, kıyamet gününü, tekrar dirileceğimizi ve yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimizi onlar bildirmese idi, aklımızla ne zaman kavrayabilecektik?
Peygamberlerin toplam sayısı 124.000’den fazla, bunlardan 313’ü Resuldür. Hepsi îmânın 6 şartını (Yâni Amentü'yü) kavimlerine bildirdiler. Bunun içindir ki; bu Peygamberlerin birini inkâr, hepsini inkâr demektir.
Bütün Peygamberlerin bildirdikleri hususlar şunlardır:
1- Bizleri ve bütün kâinatı yaratan ve yaşatan Rabbimizin varlığına ve birliğine îmân etmek.
2- Rabbimizin emirlerini, neleri yapmamızı, neleri yapmamamızı bildirdiler. Nasıl hareket edersek Cennete veya Cehenneme gireceğimizi öğrettiler.
3- Yerde ve gökte ne varsa hepsi bizim için yaratılmış, bize hizmet etmektedirler. Bizi de O'nu tanıyıp O'na ibâdet etmemiz için yarattığını bildirdiler.
4- Yaşamakta olduğumuz bu dünya hayatının geçici olduğunu, bir imtihan salonu olduğunu öğrendik. Gerçek hayatın âhıret hayatı olduğunu, o hayatın ebedî olduğunu ve yaptıklarımızdan hesap vereceğimizi, karşılığını göreceğimizi yine o mübârek zatlardan öğrendik...
M. Said Arvas TÜRKİYE GAZETESİ 31.03.2022
29.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[30/6 12:59] Ömer Tarık Yılmaz: MENKIBE........ ŞEYH EDEB-ÂLİ HAZRETLERİ
Şeyh Edeb-âli hazretleri, Eskişehir yakınlarında, (İtburnu) denen bir köye yerleşip, iİlim ve feyiz saçtı tâliplere. İnsanlar, akın akın koştular bu ilim irfan yuvasına. Dünya sultanları bile hürmetle gelir, istifâde ederlerdi bu âhıret sultanından.
Osmân Gâzi de müdâvimi olmuştu bu kutlu dergâhın. O günlerde bir rüyâ gördü. Bu, çok mânâlı bir rüyâ idi. Edeb-âli hazretlerinin göğsünden bir nur çıkıp kendi göğsüne girdi. Sonra o nurun girdiği yerden bir ulu ağaç çıktı. Dört bir yana dal budak saldı. Gölgesinde devletler kuruldu. Bir nice nehirler aktı. Nice şehirler inşâ edildi...
Uyanınca hemen dergâha koştu. Rüyâyı hocasına anlattı. ve tâbirini sordu.
Şeyh Edeb-âli o rüyâyı dinledi ve cevâbında buyurdu ki:
“Öyle görünüyor ki babandan sonra bey sen olacaksın. Kızım Mal Hâtun hanımın olacak. O parlak nur buna işârettir. Sizin asîl soyunuzdan nice Pâdişahlar gelecek. Nice insanlar îmân edecek. Rüyânın tâbiri budur.”
Sonra Osmân Gâzi’nin alnından öptü. Ve bu asîl insana, gözünün nûru kızını, ona nikâh ederek evlendirdi.
Abdüllatif Uyan TÜRKİYE GAZETESİ 05.02.2022
GÜNÜN TARİHİ..........SULTAN 2. MAHMUD HÂN
Osmanlı Pâdişahlarının otuzuncusu ve İslâm halîfelerinin 95’incisidir. Sultan I. Abdülhamid Hânın oğlu ve Sultan Abdülmecid Hânın babasıdır. 1785’de doğup, 30 Haziran 1839’da vefât etmiştir. 1808 yılında tahta çıkarak, pâdişah ve halîfe oldu. Zamanında, pek çok imar faaliyetleri olmuştur. Bozulmuş olan Yeniçeri ocağını kaldırdı.
Arabistan’da sükûneti temin etti. Harbiye ve Tıp Fakültesi’ni kurdu ve Beyazıd’da yangın kulesini yaptırdı. Tophane’de Nusratiye Câmii, Bahçekapı’da Hidâyet, Üsküdar’da Adliye câmilerini yaptırdı. Unkapanı Köprüsü, Beylerbeyi ve Çırağan saraylarını, Galatasaray Lisesi’ni inşa ettirdi. Eyüp Sultan hazretlerinin türbesini tâmir ettirdi. Kendi türbesi Çemberlitaş’tadır.
30.06.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[30/6 12:59] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: Ebu Hüreyre (ra)
Resulullah (sav) buyurdular ki: 'Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil cennet nehirlerindendir.'
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Müslim, Cennet 26, (2839)
Hadisin Açıklaması:
Hadiste zikri geçen dört nehirden üç tanesi sevgili vatanımız Anadolu'dan çıkar ve kendi hudutlarımız dahilinde Akdeniz'e dökülür ve yurdumuza büyük bereket sağlar. Fırat, Doğu Anadolu topraklarından çıkarak Basra Körfezi'ne ulaşır. Nil-i mübarek Mısır topraklarına çöl ortasında hayat verdikten sonra Akdeniz'e ulaşır. Şârihlerimiz bunların 'cennetten çıkmaları'nı iki surette açıklarlar:
* İslamiyet bu nehirlerin havzalarına ulaşmış, oralar İslam toprağı olmuştur. Dolayısıyla o nehirlerden içenler, istifade edenler, ehl-i iman olarak cennetliktirler.
* Diğer tevil, hadisin zahirine bakar. Bir başka yoruma hacet bırakmaz. Ehl-i Sünnet akidesine göre cennet, tıpkı cehennem gibi halen yaratılmış olarak mevcuttur. Ayrıca bir başka hadiste Resul-i Ekrem, bu mübarek nehirlere cenetten her an birer damla karıştığını ifade buyurmuştur.
Bediüzzaman bu meseleye 'Öyle taşlar vardır, bağırlarından nehirler çağlar' (Bakara 74) ayetini açıklama sadedinde, bir başka açıklık getirir ve der ki:
'Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i mübarek, Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla, taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar harikanuma ve mucizevari bir surette mazhar ve musahhar olduğunu ifham eder ve onunla böyle bir manayı müteyakkız kalplere veriyor ki: 'Şöyle azim ırmakların elbette mümkün değil, şu dağlar hakiki menbaları olsun. Çünkü, faraza o dağlar tamamen su kesilse ve mahruti birer havuz olsalar, o büyük nehirlerin şöyle sür'atli ve kesretli cereyanlarına muvazeneyi kabetmeden, birkaç ay ancak dayanabilirler ve kesretli mesarife karşı galiben bir metre kadar toprakta nüfuz
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N