Menü tarıkhaber
Prof. Dr. Baran Yıldız

Prof. Dr. Baran Yıldız

Tarih: 18.07.2023 14:53

Günün yazısı

Facebook Twitter Linked-in

[5/7 21:53] Ömer Tarık Yılmaz: 22- Mestler Üzerine Mesh Bâbı
 
645 - Bize Yahya b. Yahya et-Temimî ile ishâk b. İbrahim ve Ebû Küreyb toptan Ebû Muâviye de rivâyet ettiler. H.
 
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe de rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Ebû Muâviye ile Veki' rivâyet ettiler. Lâfız Yahya'nındır.
 
Dedi ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, o da İbrahim den, o da Hemmamdan naklen haber verdi. Şöyle dedi: Cerir bevl etti sonra abdest aldı ve mestlerinin üzerine mesh etti. Kendisine sen böylemi yapıyorsun dediler.
 
— Evet, ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bevl ettiğini sonra abdest alarak mestleri üzerine mesh ettiğini gördüm dedi. A'meş Şöyle dedi:
 
— «İbrahim dedi ki: Bu hadis onların hoşuna gidiyordu. Çünkü Cerir'in İslama girmesi Maide sûresinin nüzulünden sonra idi.»
 
646 - Bu hadisi bize İshâk b. İbrahim ile Ali b. Haşrem dahi rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize İsa b. Yunus haber verdi. H.
 
647 - Bize Yahya b. Yahya et-Temîmi rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, A'meş'ten, o da Şakîk'tan, o da Huzeyfe'den naklen haber verdi. Huzeyfe şöyle dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte idim bir kavmin çöplüğüne vararak ayakta bevl etti. Ben bir tarafa çekildim. Bunun üzerine (bana):
 
«Yaklaş» buyurdular. Bende yaklaştım ve ökçelerinin yanında durdum. (Müteakiben) Abdest aldı ve mestlerinin üzerine mesh etti.
 
648 - Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Cerir, Mansurdan, o da Ebû Vâilden naklen haber verdi. Ebû Vail Şöyle dedi: Ebû Mûsa bevl hususunda pek şiddetli davranırdı. Bir şişeye bevl eder ve şöyle derdi. Beni İsrail'den birinin cildine bevl bulaşırsa onu makaslarla kesermiş. Bunun üzerine Huzeyfe şunları söyledi: Arkadaşınızın bu derece şiddet göstermemesini isterdim. Vallahi Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber yürüdüğümü görmüşümdür. Baktım ki; bir duvarın arkasındaki bir çöplüğe gitti, ve sizden birinin yaptığı gibi ayakta bevletti. Ben kendisinden biraz öteye çekildim. Fakat o bana işaret buyurdu. Bende gelerek hacetini defedinceye kadar arkasında durdum.
 
649 - Bize Kuteybetü'bnü Sa'id rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Leys rivâyet etti. H.
 
Bize Muhammed b. Rumh b. el-Muhacir de rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Leys, Yahya b. Sa'id'den, o da Sa'd b. İbrahim'den, o da Nafi' b. Cübeyr'den, o da Urvetü'bnü Mugira'dan, o da babası Mugîre b. Şu'be'den, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen haber verdi ki Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) def-i hacet için dışarı çıkmış Mugirada içinde su bulunan bir kapla onu takip etmiş. Kaza-i hacetten sonra ona su dökmüş Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) abdest almış ve mestleri üzerine mesh etmiş.
 
İbn Rumh'un rivâyetinde «Hîyne» kelimesinin yerine «Hattâ». vardır.
 
650 - Bize bu hadisi Muhammed b. el-Müsenna da rivâyet etti.
 
(Dedi ki) ; Bize Abdulvehhâb rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Ben Yahya b. Sa'id'den bu isnadla duydum. Hem o şöyle dedi:
 
«Mugire: Resul-u Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) yüzünü ve ellerini yıkadı başınada mesh etti sonra mestlerinin üzerine mest eyledi dedi.»
 
651 - Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî de rivâyet etti.
 
(Dedi ki): Bize Ebû'l Ahvas, Eş'as'dan, o da Esved b. Hilâl'dan, o da Mugiretü'bni Şu'be'den naklen haber verdi. Mugira şöyle dedi:
 
— Bir gece ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) île beraber bulunuyordum. Ansızın indi, ve kaza-i hacet etti. Sonra geldi. Ben yanında bulunan bir kabdan ona su döktüm abdest aldı ve mestlerinin üzerine mesh etti.
 
652 - Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ebû Küreyb de rivâyet ettiler. Ebû Bekr dedi ki: Bize Ebû Muâviye. Ameş'den, o da Müslim den, o da Mesruk'tan, o da Mugîre b. Şu'beden naklen rivâyet etti. Mugira şöyle dedi:
 
— Bir seferde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraberdim. (Bana):
 
— «Ya Mugire ibriği al dedi.» Bende aldım sonra onunla beraber çıktım. Resûlüllah (sallalla
[5/7 21:55] Ömer Tarık Yılmaz: İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: 'Resulullah aleyhissalatu vesselam şöyle dua buyurdular: 'Allahım, ümmetime, günün ilk vakitlerin(de yaptıkları iş)i bereketlendir.'
 
 
Kütüb-i Sitte
[5/7 21:56] Ömer Tarık Yılmaz: 90. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir yolculukta bulunduğu zaman seher vaktine girince şöyle buyurdu:'Allah'a hamdimizi ve Allah'ın bize olan güzel imtihanını işiten kimse(bunu başkasına)ulaştırsın.Allah'ım! Bize sahip ol.Ateşten Allah'a sığınır olduğumuz halde,üzerimize nimetini ihsan et'.(Müslim,Ebu Dâvud,İbni Huzeyme)
[5/7 21:56] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Barbaros Hayrettin Paşa’nın Vefatı 1546
•  Ankara Üniversitesi Kuruldu 1946
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[5/7 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükmek isteyerek öyle her yolun başında oturmayın..” 
 
A’raf 86
[5/7 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“Üç kişi yolculuğa çıktıkları zaman içlerinden birisini başkan seçsinler.” 
 
Ebû Dâvûd, Cihâd 80
[5/7 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: GAZAVÂT-I HAYREDDİN PAŞA
 
“Gazavât-ı Hayreddin Paşa”, Barbaros Hayreddin Paşa’nın hayatını ve hâtıralarını anlatan bir eserdir.
Küçük bir gemi reisliğinden başlayıp kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa’nın hayatının bütün safhalarını maddesiyle manasıyla, inceden inceye anlatan bu eser, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın emri üzerine Seyyid Muradi tarafından kaleme alınmıştır.
Seyyid Muradi, Hayreddin Paşa’nın yanında ve hizmetinde bulunmuş reislerdendir. Çok açık bir Türkçe ile yazdığı eserindeki hadiselerin bir kısmını Barbaros Hayreddin Paşa’dan, bir kısmını gazalara iştirak edenlerden, çoğunu da bizzat kendisinin iştirak ettiği seferlere şahit olarak kaleme almıştır.
Gazavatnâme türünün en önemlilerinden biri olan bu eser, sadece Barbaros’un deniz seferlerini ihtiva eden bir tarih kaynağı olarak değil Kanûnî Sultan Süleyman’ın deniz politikasını yansıtan bir eser olarak da türünün en güzel örneklerinden biridir.
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[5/7 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Tarihte Bugün
 
•  Antalya’nın Kurtuluşu 1921
•  Başbağlar Katliamı 1993
•  Şair Adil Erdem Bayazıt’ın Vefatı 2008
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[5/7 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
“...Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.” 
 
A’raf 100
[5/7 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
“(Bir müslümana) zarar verene Allah da zarar verir, meşakkat verene Allah da meşakkat verir.” 
 
Ebû Dâvûd, Akdıyye, 31/3635
[5/7 21:57] Ömer Tarık Yılmaz: Ekip Performansını Arttırmak İçin Etkili Aktiviteler
 
Yöneticiler, her şey olağan seyrinde ilerlerken çalışanlarının motivasyonlarının ve buna bağlı olarak da performanslarının düştüğünü gözlemleyebilir. Kısa sürede çözülmesi gereken bu sorun, uzun vadede çok daha ciddi problemlere yol açabilir.
İyi bir lider, bir sorunu erkenden anlayıp zamanında müdahale etmelidir. Bu süreci çok az hasarla ve hatta krizi fırsata çevirerek atlatabilmek için uygulanabilecek bazı yöntemler bulunur. En ideal yöntemlerden bir tanesi de ekip olarak gerçekleştirilecek çeşitli aktivitelerdir.
Outdoor ve Indoor Aktivite Örnekleri;
Oyunlar
Turnuvalar
Piknikler
Eğitimler
Keyifli Molalar
Detaylar Kuveyt Türk Blog’da…
 
 
 
        
 
        
 
Kuveyt Türk Dijital Takvim
 
https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kuveytturk.dijital.takvim
[5/7 22:09] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ‮ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَيْسَ لِأَحَدٍ فَضْلٌ إِلَّا بِالدِّينِ أَوْ عَمَلٍ صَالِحٍ، حَسْبُ الرَّجُلِ أَنْ يَكُونَ فَاحِشًا بَذِيًّا بَخِيلًا جَبَانًا. (حم)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bir kimse için fazilet (üstünlük) ancak din ile veya sâlih amel ile olur. Kişiye şer olarak, sözünde ve fiilinde ahlâksız olması, cimri ve korkak olması yeter.” (Müsned-i Ahmed)
 
04 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[5/7 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: ALLAH İNDİNDE SİZ ÇOK KIYMETLİSİNİZ
 
Enes bin Mâlik radıyallâhü anh’ten şöyle rivâyet olundu:
 
“Çölde (bir vahada) yaşayan Zâhir isminde bir zât, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in ziyaretine gelir ve her gelişinde de orada yetişen meyvelerden, çiçeklerden hediye getirirdi. Zâhir radıyallâhü anh, tekrar evine döneceği zaman, Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem de onun memleketinde olmayıp da ona lâzım olan şeyleri hediye eder ve şöyle buyururdu: ‘Zâhir, bizim çölümüz, biz de onun şehri gibiyiz. (Yani o bize çölde yetişen şeylerden getirir, biz de çölde olmayıp şehirde olan ve onun da ihtiyacı olan şeyleri ona veririz.)’
 
Bir gün Hazret-i Zâhir (r.a.), çölden getirdiği mallarını satmak için çarşıda oturduğu sırada Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona fark ettirmeden arkasından yavaş yavaş yaklaştılar ve (latife yapmak için) mübarek elleriyle, onun gözlerini kapattılar. Bunun üzerine Hazret-i Zâhir (r.a.), ‘Beni kucaklayan kimdir? Kim ise beni bıraksın!’ dedi.
 
Bunu dedikten sonra gözünün alt tarafından arkasına doğru baktı ve kendisini tutanın Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem olduğunu anladı. Fırsatı ganimet bilip sırtını Resûlullah Efendimizin göğsüne dayadı. Sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v.) latife yaparak ‘Bu köleyi kim satın alır?’ buyurdular. Hazret-i Zâhir (r.a.), ‘Yâ Resûlallah! Benim gibi bir köleye kim para verir? (Çünkü ben güzel yüzlü biri değilim.)’ dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ‘Yâ Zâhir! Sen başkalarının yanında para etmesen de Allah indindeki kıymetin çok yüksektir.’ buyurdular.”
 
BEYİT:
 
Göz yum cihandan aç gözünü kendi hâline
 
Sen göz yumup açınca bu dünyâ gelir geçer
 
                                 Şeyhülislam İbn-i Kemal
 
(Gözlerini dünyaya kapat, kendi hâline bak. Sen, göz yumup açıncaya kadar bu dünya gelir geçer.)
 
 
 
04 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[5/7 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللهُ وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الْإِيمَانِ. (ن)
 
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “İman, yetmiş küsür şubedir: En üst mertebesi ‘Lâ ilâhe illallâh’ demektir; en alt mertebesi ise (insanlara) eziyet verecek şeyi yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.” (Sünen-i Nesâî)
 
05 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[5/7 22:10] Ömer Tarık Yılmaz: KELİME-İ TEVHÎD, SEMÂVÂT VE ARZDAN AĞIRDIR
 
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri muhtelif mektuplarında, kelime-i tevhîd ile alâkalı şöyle buyurmuşlardır:
 
Nefis, azgınlıkta, inatta ve Allâhü Teâlâ’ya verdiği ahdi bozup imanı ve insanları ifsâd etmekte devam ettiği müddetçe, kişinin imanını, kelime-i tevhîdi tekrar ederek tecdîd etmesi; yenilemesi lâzımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “İmanınızı, ‘Lâ ilâhe illallah’ diyerek yenileyiniz.” buyurmuştur. Muhakkak bu kelime-i tevhîdi her zaman tekrar etmek lâzımdır. Zira nefis, devamlı şer ve fesat peşindedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kelime-i tevhîdin faziletine dair şöyle buyurmuştur: “Gökler ve yerler terazinin bir gözüne konulsa, kelime-i tevhîd de diğer gözüne konulsa, kelime-i tevhîdin olduğu kefe muhakkak diğerinden ağır gelir.” (1-52)
 
Bu fakire keşfen sabit oldu ki; bu kelime-i mukaddesenin bereketi, bütün âleme taksim olunsa sonsuza dek tamamına kâfî gelirdi ve tamamı (rahmete) kanardı. Bir de bu kelime-i tayyibe ile “Muhammedün Resûlullah” (kelimesi) birleştiği zaman (fazileti) nasıl olur! (Kıyas et!) (2-37)
 
İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, iki evladının vefat haberi üzerine, her biri için ayrı ayrı yetmiş bin defa kelime-i tevhîdin okunmasını ve sevaplarının da ayrı ayrı onların ruhlarına hediye edilmesini tavsiye buyurdular. (2-14)
 
(Kelime-i tevhîd hatmi: Kelime-i tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh”dır. Bu tevhîd, yetmiş bin defa okunup vefat eden kimsenin ruhuna hediye edilir. Hatimde her yüzüncüde “Lâ ilâhe illallâh Muhammedün resûlullah” diye okunur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Kim, yetmiş bin defa ‘Lâ ilâhe illallah’ derse ölmeden önce Cennet ile müjdelenir.”)
 
Allâhım, bizi bu kelime-i tevhîdin bereketinden mahrum kılma. Bizi, bu kelime üzere sabit kıl ve bu kelimeyi tasdik üzere vefat ettir. O kelimeyi tasdik edenlerle beraber haşreyle. Bu kelime-i tevhîdin ve onu tebliğ eden Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hürmetine, bizi Cennet’ine dâhil eyle. Âmîn. (2-37)
 
 
 
05 Temmuz 2023
Fazilet Takvimi
[5/7 22:11] Ömer Tarık Yılmaz: Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.
[Bakara Sûresi.214]
[5/7 22:11] Ömer Tarık Yılmaz: HZ. SALİH (a.s.) ve SEMUD KAVMİNİN AKIBETİ-I
Hz. Salih, Şam ile Hicaz arasında yer alan Hicr ashabına bir diğer adıyla Semud milletine gönderildi. Bu millet kayaları oy- muş, tepelere saraylar kurmuş, taş oymacılığının en şaheser örneklerini sunmuştu. Ayrıca bol servetlere, parlak ve göz alı- cı bahçelere ve akarsulara da sahiptiler. Ancak tevhid inancını unutup, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapar hâle gelmişlerdi.
Salih (a.s.) onlara Allah’ın nimetlerini hatırlattı. Ancak insan- ların çoğu Hz. Salih’in kendilerine verdiği tüm öğütlere yüz çevirerek onu yalanladılar, onu sihirbaz olmakla itham ettiler. Babalarının dinini terk etmek istemediklerini belirterek, kıya- met ve hesap günü olacağı düşüncesini de reddederek onunla alay etmeye, yurtlarından kovmaya çalıştılar (Hûd, 11/62; Şuara, 26/153-154; Kamer, 54/24-25).
 
DİNÎ KAVRAMLAR
HAT
Ayet ve hadis metinlerini veya güzel sözleri değişik yazı stili ile göze güzel gö- rünecek tarzda levhalara yazma sanatına denir.
Şeyh Hamdullah, Kayışzâde Hafız Osman, Mehmet Emin Yesarî, Şemseddin Karahisarî, Hamit Aytaç gibi değerli hat- tatların, Kûfî, Nesih, Celî, Sü- lüs, Rik’a Divanî gibi tarzlarla ortaya koydukları güzel yazı- lar, nice gönüllerde iz bırak- mış ve bırakmaya da devam etmektedir.
 
ÖZLÜ SÖZ
Zihin arı, kitap çiçek, dış dünya kovandır. Sıra bal yapmaya geliyor. (Cemil Meriç)
[5/7 22:11] Ömer Tarık Yılmaz: A) İbadetlerde Vekâlet
İbadetler yalnız bedenle, yalnız mal ile veya hem beden hem de mal ile yapılanlar olmak üzere üçe ayrılır. Hangi şekilde yapılırsa yapılsın, yapılan bir ibadetin sevabı başkasına bağışlanabilir. Kendisine sevap bağışlanan kişi de bundan yararlanır.
Başkası adına, onun yerine ibadet yapılıp yapılamayacağı, şayet yapılabilirse, bununla o kişinin yükümlü olduğu farz ve vâcip ibadetlerin sorumluluğunun düşüp düşmeyeceği hususuna gelince:
a) Namaz, oruç, itikâf gibi sadece bedenle yapılan ibadetlerde vekâlet mutlak olarak câiz değildir. Hiç kimse başkası adına, onun yerine oruç tutamaz, namaz kılamaz. Bu tür ibadetlerin vekâleten yapılması ile yükümlünün sorumluluğu kalkmaz.
b) Zekât, kurban, sadaka gibi yalnız mal ile yapılan ibadetlerde vekâlet, mutlak olarak câizdir. Bir kimse zekâtını bizzat verebilecegi gibi, kendi adına vermek üzere başkasını vekil de edebilir.
c) Hac gibi hem bedenî hem de malî ibadetlerde ise, yükümlünün bizzat edadan aczi halinde vekâlet câizdir; aksi halde câiz değildir. Ölüm, yaşlılık, devamlı hastalık, kadınların birlikte yolculuk yapacak mahremlerinin bulunmayışı gibi sebeplerle bizzat haccedemeyecek kimselere vekâleten yapılan hac, onlar adına yapılmış olur. Bu durumdaki kimselerden, üzerlerine hac farz olmuş olanların, bedel göndererek vekâleten hac yaptırmaları gerekir. Vekâleten yapılan hac ile bunların hac borçları eda edilmiş sayılır.
Üzerlerine hac farz olduğu halde, kendileri haccetmedikleri gibi, bedel de göndermeden vefat eden kimselerin ise, kendi yerlerine haccetmek üzere bedel gönderilmesini vasiyet etmeleri gerekir. Bıraktıkları mirasın üçte biri, bedel gönderilecek kişinin masrafını karşıladığı halde, mirasçılar bedel göndermezlerse, Allah katında sorumlu olurlar. Mirasın üçte biri bedelin masrafını karşılamazsa veya ölenin bu konuda vasiyeti yoksa, mirasçılar bedel göndermekle sorumlu olmazlar. Ancak, vasiyet olmasa veya mirasın üçte biri bedel göndermeye yetmese bile, mirasçılar masrafını kendileri karşılayarak onun adına hacceder veya ettirirlerse, yükümlünün hac borcu ödenmiş olur. Rivayet edildiğine göre Has`am kabilesinden bir kadın Peygamberimiz'e gelerek, babasının binek üzerinde duramayacak kadar yaşlı olduğunu söylemiş ve kendisinin onun adına haccedip edemeyeceğini sormuş, Peygamberimiz de buna izin vermiştir (Buhârî, 'Hac', 1; Müslim, 'Hac', 407).
Şâfiîler'e göre ise, üzerine hac farz olduğu halde, haccetmeden vefat eden kişinin, bu konuda vasiyeti olmasa ve mirasının üçte biri hac masrafını karşılamasa bile, mirasçılar mirasın tamamı ile, onun adına haccetmek veya ettirmekle yükümlüdür. Çünkü Hz. Peygamber haccı diğer kul borçlarına benzetmiş ve Allah hakkının ödenmeye daha lâyık olduğunu ifade etmiştir (Buhârî, 'Cezâü's-sayd', 22). Kendisine hac farz olduğu yıl, hac için yola çıkan fakat haccedemeden vefat eden kişinin bedel gönderilmesini vasiyet etmesi gerekmez ise de üzerine hac farz olduğu yıl haccetmeyip, daha sonra hac yolculuğuna çıkan kişi haccetmeden vefat ederse, yerine bedel gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir. Bu durumda bedel, Ebû Hanîfe'ye göre bu kişinin memleketinden, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'e göre ise, vefat ettiği yerden gönderilir.
B) Farz Olan Hac İçin Vekâlet Şartları
Farz olan haccın bedel tarafından yapılan hacla eda edilmiş sayılabilmesi için:
1. Adına haccedilecek kişi vefat etmiş veya yaşlılık, iyileşme ümidi olmayan hastalık, kadının birlikte yolculuk yapacağı mahreminin bulunmaması gibi sebeplerle, bizzat haccetmekten devamlı olarak âciz olmalıdır. Bizzat haccetmekten devamlı olarak âciz olduğu konusunda galip zan bulunan kişi, adına vekâleten haccedildikten sonra haccedebilecek hale gelse bile, vekilin yaptığı hacla borcu ödenmiş olur. Fakat acz hâli geçici olan veya bizzat haccedebilecek durumda olan kişi ad
[5/7 22:12] Ömer Tarık Yılmaz: Namazi tam kilin, zekâti hakkiyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin (BAKARA/43)
 
Hep birlikte Allah'in ipine (Islâm'a) simsiki yapisin; parçalanmayin Allah'in size olan nimetini hatirlayin: Hani siz birbirinize düsman kisileridiniz de O, gönüllerinizi birlestirmisti ve O'nun nimeti sayesinde kardes kimseler olmustunuz Yine siz bir ates çukurunun tam kenarinda iken oradan da sizi O kurtarmisti Iste Allah size âyetlerini böyle açiklar ki dogru yolu bulasiniz (AL-İ İMRAN/103)
 
Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekismeyin; sonra korkuya kapilirsiniz da kuvvetiniz gider Bir de sabredin Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir  (ENFAL/46)
 
'Dini ayakta tutun ve onda ayriliga düsmeyin' diye Nuh'a tavsiye ettigini, sana vahyettigimizi, Ibrahim'e, Musa'ya ve Isa'ya tavsiye ettigimizi Allah size de din kildi Fakat kendilerini çagirdigin bu (din), Allah'a ortak kosanlara agir geldi Allah diledigini kendisine (peygamber) seçer ve kendisine yöneleni de dogru yola iletir  (ŞURA/13)
 
Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapi gibi saf baglayarak savasanlari sever  (SAFF/4)
[5/7 22:12] Ömer Tarık Yılmaz: KİŞİYİ İYİ SIFATLARIYLA ANMA
 
7260 - Ebu Züheyr es-Sakafi radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bize, Nebavet veya Benavet'te -ravi dedi ki: Benave, Taif'te bir yerdir- hitapta bulundu ve dedi ki: 'Cennet ehlini cehennem ehlinden tefrik edip bileceğiniz zaman yakındır.' Ashab: 'Ne ile bileceğiz ey Allah'ın Resülü?' dediler. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm açıkladı:
 
'(Kişiler hakkında yapacağınız iyilikle anma ve kötülükle anma suretiyle, sizler, birbirinize karşı Allah'ın şahitlerisiniz, (sizin hayırla yâdettikleriniz cennetliktir, zemmederek, kötülüyerek andıklarınız da cehennemliktir).'
 
7261 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: 'Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a: 'Yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim?' diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Komşunun 'iyi yaptın!' dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer 'kötülük yaptın!' dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir' buyurdular.'
 
7262 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: 'Cennetlik kişi o kimsedir ki, Allah kulağını hakkında halkın hayırlı övgüleriyle doldurmuştur, kendisi de hayırla yadedildiğini işitir. Cehennemlik olan da, kendi kulakları, halkın hakkındaki kötü anmalarıyla dolan ve bunu bizzat işiten kimsedir.'
[5/7 22:12] Ömer Tarık Yılmaz: İ'TİKAF
 
96 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edinceye kadar Ramazan'ın son on gününde itikafa girer ve derdi ki: 'Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününde arayın'. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan sonra, zevceleri de itikafa girdiler.'
 
Buhârî, Fadlu Leyletü'l-Kadr 3, İtikâf 1,14; Müslim, İtikaf 5, (1172); Muvatta, İtikaf 7, (1, 316); Tirmizî, Savm 71, (790); Nesâî, Mesâcid 18, (2, 44); Ebu Dâvud, Sıyâm 77, (2462, 2464); İbnu Mâce, Sıyâm 59; (1771).
 
Bir başka rivayette şöyle denir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) her Ramazan'da itikafa girerdi. Akşam namazını kılar kılmaz itikaf mahaline gelirdi. Râvi der ki: Bir gün Hz. Aişe de itikaf için izin istedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) izin verdi. Mescidin içinde itikaf için bir çadır kuruldu. Bunu Hafsa validemiz (radıyallahu anhâ) işitti, O'nun için de bir çadır kuruldu. Arkadan Zeyneb (radıyallahu anhâ) validemiz için de bir çadır kuruldu. Sabah olup da Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hücresinden çıkınca dört çadır kurulduğunu görür ve 'Bunlar da ne?' diye sorar. Durum haber verilince: 'Onları bu işe sevkeden şey nedir, Allah'ın rızasını kazandıracak bir amel düşüncesi mi? Hayır! Derhal kaldırın, gözüm görmesin!' emretti. Çadırlar kaldırıldı. O Ramazan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'da itikafı terketti. Şevvâl'in son onunda itikafa girdi.'
 
Bir diğer rivayette şöyle denir: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çadırların kaldırılmasını emretti. Derhal yıkıldılar. O yıl itikafa girmeyi Ramazan'da terketti, Şevvâl ayının ilk onunda yerine getirdi.'
 
97 - Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Biz Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le birlikte Ramazan'ın orta on gününde i'tikafa girdik, yirminci günün sabahı olunca eşyalarımızı (evlerimize) taşıdık. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir hutbe irad etti ve) sonra şunu söyledi: 'İtikafa girmiş olanlar, itikaf mahallerine dönsünler. Zira bu gece bana Kadir gecesinin hangi gece olduğu gösterilmişti, sonra unutturuldu. Siz, son onda ve tek gecelerde arayın. Ayrıca bu gece kendimi su ve çamur içinde secde eder gördüm.' Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) itikaf mahalline dönünce, o günün sonuna doğru hava bozdu. Mescid o sıralarda (üzeri dallarla örtülmüş) çardak şeklindeydi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in burnu ve burun yumuşağı üzerinde su ve çamur bulaşığını gördüm. Bu gece 21. gece idi.'
 
Buhârî, Fadlu Leylet'l-Kadr 2, 3, İtikaf 1, 9, 13; Müslim, Sıyâm 213, (1167);
 
98 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) her Ramazanda on gün i'tikafa girerdi. Vefat ettiği yılda ise yirmi gün i'tikafa girdi.'
 
Buhârî, İ'tikaf 17; Ebu Dâvud, Savm 78, (2466). İbnu Mâce, Sıyâm 58, (1769).
 
99 - Enes ve Ubey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyorlar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Ramazan'ın son on gününde itikafa girerlerdi. Fakat bir sene (seferde olduğu için) itikafa girmedi, müteakip yıl yirmi gün itikaf yaptı.'
 
Hadisi Ebu Dâvud, Übeyy hazretlerinden (Savm 77, (2463)); Tirmizî de Enes hazretlerinden (Savm 79, (803)) rivayet etmiştir. İbnu Mâce, Sıyam 58, (1770).
 
100 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, 'Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) mescitte itikafda olduğu sırada, kendisi de hayızken, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın saçlarını taramıştır. Bu hizmeti yaparken kendisi odasından ayrılmamış; Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) başını ona uzatmıştır. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) itikafta iken, (büyük veya küçük abdest bozmak gibi) zarurî bir ihtiyaç olmadıkça odaya girmezdi.'
 
Buhârî, Hayz 2, İtikaf 2, 3, 4, 19, Libâs 76; Müslim, Hayz 6-7 (297); Muvatta, İ'tikaf 1 (1, 312); Tirmizî, Savm 80, (804); Ebu Dâvud, Sıyam 79 (2467, 2468, 2469); Nesâî, Hayz 20, (1, 193).
[5/7 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: 'Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır'. 
Müslim, İman 240, (153).
[5/7 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
[Bakara Sûresi.79]
[5/7 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: “Rabbimiz! Günahlarımızdan ve işimizdeki aşırılıklardan ötürü bizi bağışla, sebatımızı arttır, kâfir topluluğa karşı bize yardım et!” (Âl-i İmrân, 3/147)
[5/7 22:13] Ömer Tarık Yılmaz: Âlim ile sohbet etmek lâl ü mercân incidir, / Câhil ile sohbet etmek günde bin can incitir.[Lâedrî]
[5/7 22:14] Ömer Tarık Yılmaz: AKÎDE
 
İnanılacak şey. (Bkz. Akâid ve Îtikâd)
[5/7 22:14] Ömer Tarık Yılmaz: Akhun
 
  T.Güney Hun Devleti
 
 
 
     Kısaltmalar:
     A. Arapça,
     F. Farsça,
     FR. Fransızca,
     IB. İbranice,
     İ. İtalyanca,
     Moğ. Moğolca,
    T. Türkçe,
     Y. Yunanca,
     E.T. Eski Türkçe
[5/7 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: Farklı mezhepten olan imamın arkasında kılınan namaz geçerli midir?
 
Herhangi bir fıkıh mezhebine bağlı olan kişi, başka mezhepten olan bir imamın arkasında namazını kılabilir. İmamla cemaat arasındaki mezhep farkı, namazın sıhhatine engel teşkil etmez. İmama uyan kişi de imamın, kendi mezhebindeki namaz için gerekli şartları yerine getirip getirmediğini araştırmakla sorumlu değildir. Ancak imama uyan kişi imamın kendi mezhebine göre abdesti olmadığını kesin olarak biliyorsa Hanefi ve Şafii mezhebine göre bu kişinin o imama uyarak kılacağı namaz sahih olmaz. Örneğin burnu kanadığı halde abdest almadan namaz kıldıran bir Şafii’nin arkasında Hanefi mezhebinden birinin kıldığı namaz geçerli değildir.
 
Maliki ve Hanbeli mezhebine göreyse imamın namazı kendi mezhebine göre sahih oluyorsa, imama uyan kişinin mezhebine göre sahih olmasa dahi, ona uyan kişinin namazı geçerlidir. Zira onlara göre önemli olan imamın namazının kendi mezhebine göre sahih olmasıdır. Örneğin Maliki veya Hanbeli birisinin, başının tamamını mesh etmemiş dahi olsa bir Hanefi veya Şafii imamın arkasında kıldığı namaz geçerlidir.
[5/7 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: 7.
 
 
 عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ ـ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ـ أَنَّهُ قَالَ الْحُجَّاجُ وَالْعُمَّارُ وَفْدُ اللَّهِ إِنْ دَعَوْهُ أَجَابَهُمْ وَإِنِ اسْتَغْفَرُوهُ غَفَرَ لَهُمْ ‏
 
Ebû Hüreyre (r.a.) 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: 'Hac ve Umre yapanlar Allah'ın misafirleridir. O'ndan birşey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları affeder. ' (İbn Mâce, 'Menâsik', 5).
[5/7 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: 'Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar.'
(Bakara, 2/186)
 http://www.duavesureler.com
[5/7 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: 'Ramazan orucunu tutup ardından şevvalden altı gün daha oruç tutan kimse, bütün sene oruç tutmuş gibidir.'
(Müslim, 'Sıyâm', 204)
 http://www.duavesureler.com
[5/7 22:15] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah'ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım; zulmetmekten ve zulme uğramaktan da sana sığınırım.'
(Buhârî, 'Deâvât', 40; Ebu Dâvûd, 'Vitr', 32;Nesâî, 'İstiâze', 7, 8, 25)
 http://www.duavesureler.com
[5/7 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: • Hittîn Savaşı Zaferi (1187)
'Kabul olacağına inanarak Allah’a dua edin. Şunu iyi bilin ki Allah boş ve gafil bir kalple yapılan duayı kabul etmez.' (Hadis-i Şerif)
 
Semerkand Takvimi
[5/7 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: Zerre Zayi Olmaz
 
Bir gün Hz. Âişe validemize [radıyallahu anhâ] bir dilenci geldi; bir şeyler istedi. Annemiz üzerini yokladı, elbisesinin cebinde sadece bir adet kuru üzüm tanesi buldu. Onu dilenciye uzattı; dilenci verilenin bir üzüm tanesi olduğunu farkedince, almaktan çekinir gibi davrandı. Kendine göre, annemizin bu kadar küçük bir şeyi sadaka vermesini hoş bulmadı. Etrafındakiler de durumu biraz yadırgadılar. Âişe validemiz [radıyallahu anhâ], elindeki üzüm tanesini uzatıp,
 
 Al onu; eğer kabul edilirse onun içinde, yüce Allah’ın ahirette amel terazisine koyacağı nice zerreler var  dedi.
 
Kulluğun aslı ve tadı ihlâstır. Allah için yapılan işe küçük denmez. Mümin, her fırsatta elinden gelen hayrı yapmalıdır. Zerre kadar hayır Allah katında zayi edilmez.
 
Cömertlik malla değil gönülle olur. Fakirler de cömert olabilir. Bazan bir altın bin altını geçer. Allah Teâlâ buyurur ki:
 
 Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa (ahirette) onu görür  (Zilzâl 90/7-8).
 
Semerkand Takvimi
[5/7 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: • Barbaros’un Haçlı Donanmasına Karşı Preveze Zaferi (1535)
'İnsanlardan utanmayan Allah’tan da utanmaz.' (Hadis-i Şerif)
 
Semerkand Takvimi
[5/7 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: Demek Binbir Tane Şüphesi Varmış
 
Meşhur âlimlerden biri bir beldeye uğramıştı. Yanında birçok talebe ve halk olduğu halde bir ihtiyar ninenin yanından geçtiler. İhtiyar nine kalabalığı görünce, oradaki birine,
 
 Bu kimdir, bu kalabalık nedir?  diye sordu. Âlimin talebelerinden biri bunu duydu ve yaşlı nineye,
 
 Onu tanımıyor musun? O, Allah Teâlâ’nın varlığı hakkında binbir tane delil ortaya koymuş bir âlimdir  diye cevap verdi. Nine gülerek,
 
 Eğer onun Allah’ın varlığı hakkında binbir tane şüphesi olmasaydı, binbir tane delile ihtiyacı olmazdı. Ben yüce Allah’a delilsiz iman ediyorum  dedi. Bu söz âlime ulaştı, çok hoşuna gitti, ellerini açıp,
 
 Allahım! Senden şu ihtiyar kadının imanı gibi bir iman ve kalp safiyeti istiyorum  diye dua etti. Sonra etrafındakilere,
 
 Benim gibi dininizi araştırın, ama bu nine gibi de saf bir gönülle iman edin!  tavsiyesinde bulundu.
 
Bu hakikat şairin mısralarında şöyle ifade edilmiştir:
 
Her şeyde O’nun varlığına bir âyet vardır;
 
Bütün âlem O’nun birliğini haykırmaktadır.
 
Semerkand Takvimi
[5/7 22:16] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Ayet
'Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar.'
(Bakara, 2/186)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?ayet=qrJQN5TyUp4=
[5/7 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Hadis
'Faziletlerin en üstünü,akrabalık ilişkisini kesenle ilişkini sürdürmen, sana veryene vermen, sana sataşanı bağışlamandır.'
(Ahmed b. Hanbel, Müsned,III,439)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?hadis=qrJQN5TyUp4=
[5/7 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Bir Dua
'Ey Rabbim! Bana katından temiz bir soy ihsan eyle, şüphesiz sen duayı işitensin!'
(Âl-i İmrân, 3/38)
 
Daha fazlası için Bir Ayet Hadis Dua uygulamasını hemen indir; Google Play: https://birayethadisdua.page.link/app?dua=qrJQN5TyUp4=
[5/7 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Kulun uykudan kalkınca söyleyeceği şeylerin en sevimlisi: Ölüyü dirilten Allah’ı tesbîh ederim ve O her şeye Kâdirdir, demesidir. Hadis-i Şerif
[5/7 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Ayeti
 
Biz, bu Kitab’ı kullarımızdan seçtiklerimize miras olarak bahşettik: onlardan bazısı (günaha dalıp) kendilerine zulmeder; bazısı [doğru ile yanlış arasında] bir yol izler, bir kısmı da Allah’ın izniyle hayırlı işlerde başı çekenlerden olur: İşte bu en büyük fazilettir!
 
(Fâtır, 35/32)
[5/7 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hadisi
 
Allahım! Helâl olan nimetlerinle yetinmemi, haramlardan müstağni olmamı ihsan eyle, fazlı kereminle beni Senden başkasına muhtaç eyleme.
 
(Al-Hakim)
[5/7 22:17] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Duası
 
...Allah’ım! Lütfun, rahmetin ve bereketlerinden ve rızkından bana aç, bolca ihsan eyle. Allah’ım! Kıyamet gününde cennet, korku gününde güven istiyorum. Allah’ım! Verdiğin ve vermediğin şeylerin şerrinden sana sığınıyorum…
 
(Hâkim)
[5/7 22:47] Ömer Tarık Yılmaz: Vaktin Esmaül Hüsnası
 
El-Mümit
 
Varlıkların hayatlarına son veren, canlarını alan
[5/7 22:48] Ömer Tarık Yılmaz: Günün Hikayesi
 
Namazı geciktiren genç
 
   Manifaturacılık yapan bir genç vardı. İşlerinin çokluğunu bahane ederek, namazlarını hep son vaktine bırakırdı. Dükkânın yakınındaki camide, vaktin çıkmasına az zaman kala namazlarını yetiştirirdi.  
 
 Bir gece, kan ter içinde kalmıştı. Rüyasında ölmüş, hesap için mizan başına getirmişlerdi. (İbadetlerimi yaptım, haram işlemedim, hesabım kolay geçer) diye ümit ediyordu. Melekler önce iman ve doğru itikat aradılar, hemen önlerine geldi. Sonra namaza sıra geldi; fakat aradılar, bir türlü bulamadılar.  
 
 - Ben hiçbir namazımı kazaya bırakmadım, mutlaka bulmanız lazım,diye feryat ediyordu.  
 
 Nihayet melekler,  
 
 - Kusura bakma, sana ait bir tek namaz bulamadık. Şimdi seni cehenneme atacağız, diyerek yüksek bir dağa çıkardılar. Genç çırpınarak,  
 
 - Hayır, bunda bir yanlışlık var,  ben hiç namazlarımı bırakmadım, dediyse de dinlemediler, dağın tepesinden, aşağıda olan cehenneme fırlattılar. O şiddetli korkuyla, dizlerinin bağı çözüldü, birden karşılarına nur yüzlü bir zat çıktı, düşerken havada yakalayıp,  
 
 -Ben senin kıldığın namazlarım, dedi.  
 
 Genç heyecanla,  
 
 - Ben çok perişandım, az sonra cehenneme düşecektim, niye bu kadar geç kaldın? diye sordu.  
 
 O da,  
 
 - Sen de beni hep son vakte bırakırdın, dedi.  
 
 Genç o günden sonra vakti girer girmez namazlarını kılmaya başladı.
[5/7 22:48] Ömer Tarık Yılmaz: Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي ﴿٢٥﴾وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي ﴿٢٦﴾وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي ﴿٢٧﴾يَفْقَهُوا قَوْلِي ﴿٢٨﴾
(Taha 25-28)
Rabbişrah lî sadrî. Ve yessir lî emrî. Vahlul ukdeten min lisânî. Yefkahû kavlî.
[5/7 22:48] Ömer Tarık Yılmaz: Allah'ım, kabrimi ibadet yeri hâline getirme! Peygamberlerinin kabrini mescit hâline getiren ümmete Allah'ın gazabı şiddetli olur.
(Muvatta', Kasru's-salât, 24; Humeydî, Müsned, III, 252)
[5/7 22:49] Ömer Tarık Yılmaz: GÜNÜN TARİHİ.......... KOCA YUSUF’UN VEFÂTI

1857 yılında Bulgaristan’ın Şumnu şehrinin, Karalar köyünde doğan Koca Yusuf, 16 yaşında güreşe başlayarak vefâtına kadar sırtı hiç yere gelmeden güreşmiş ve Cihan Pehlivanı unvanını almıştır. Koca Yusuf, mindere çıkan ve grekoromen güreşi yapan ilk Türk pehlivanıdır. 1885 yılında Kırkpınar başpehlivanı olmuş; 1894 yılından itibaren Avrupa ve ABD’de devrin en ünlü güreşçileri ile güreşmiştir. 138 kilo ağırlığındaki sporcu, 1.88 metre boyundaydı. 1898 yılında Fransa’dan sonra ABD’ye giderek çeşitli güreşçilerle dünya şampiyonluğu için yaptığı müsabakaların hepsini kazanarak, yurda dönmek için New York’tan La Bourgogne isimli Fransız yolcu gemisine binerek 2 Temmuz günü hareket etmiştir. Bindiği gemi 4 Temmuz günü, İngiliz yelkenli gemisi ile çarpışmıştır. Bu çarpışmada kan kayıbından şehîd olmuştur. 

 

BARBAROS HAYREDDİN PAŞA

Türk tarihinin en büyük amirali olan Barbaros Hayreddin Paşa; 1470’li yıllarda Midilli Adası’nda doğdu. 1517’de, ağabeyi Oruç Reis ile Akdeniz’in en önemli kalelerinden biri olan Cezayir’i, İspanyollarla yaptığı savaşta yenip fethetmişlerdi. Orada Cezayir Beyliği’ni kurdular ve Akdeniz’i bir Türk gölü hâline getirdiler. Oruç Reis’in vefâtından sonra Barbaros Hayreddin Paşa, bu beyliği tek başına sürdürüp, daha sonra Osmanlı Devleti’nin himayesi altına girdi. Kânunî Sultan Süleyman Hân da, Barbaros Hayreddin Paşayı, Osmanlı Devleti’nin ilk Kaptan-ı Deryalığına getirdi. O zamanki Türk donanmasına kumanda eden Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’deki üstünlüğümüzü bizden almak isteyen Andrea Dorya kumandasındaki Haçlı Donanması’nın; 600 gemi, 3.000 top ve 60.000 askeri vardı. Osmanlı Donanmasında ise; 122 gemi, 166 top ve 20.000 askeri vardı. Türk denizcilik tarihinin en büyük zaferlerinden biri olan Preveze Deniz Zaferi, 27 Eylül 1538’de kazanıldı. Bu zafer üzerine, Akdeniz bir Türk denizi hâline geldi. Barbaros Hayreddin Paş 4 Temmuz 1546’da vefât etti. Türbesi İstanbul’da Beşiktaş’tadır.

 
 
04.07.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[5/7 22:50] Ömer Tarık Yılmaz: YURDUMUZ.............. 5.000 YILLIK AYAK İZİ BULUNDU

 

2.320 kilometrekare alana sâhip, Türkiye'nin ilk ve tek UNESCO sertifikalı jeoparkı 'Kula- Salihli UNESCO Global Jeoparkı' içinde yapılan baraj inşaatı sırasında bulunan insan ayak izlerinin 5.000 yıllık olduğu ortaya çıktı. Zarar görmemesi için izlerin yeri gizli tutuluyor.

Daha önce 11.000 yıllık olduğu bilinen ayak izleri ile küllerin geçmişi araştırıldı.
Çeşitli üniversitelerden akademisyenler ile volkanologların meydana getirdiği bir komisyon, Sindel Mahallesi yakınlarında bulunan ayak izleri ve külleri inceledi. Ayak izi ve küllerin yaklaşık 4.700 ila 5.000 yıl arasında bir yaşa sâhip olduğu tescillendi.
Bu izler 1960 yıllarında, Demirköprü Barajı inşaatında bir yol çalışması sırasında bulundu. O dönemde 100'e yakın ayak izi bulunmuştu. Zaman içinde ayak izleri yerlerinden alınıp çeşitli müzelerde sergilenmek üzere götürüldü. Bu arkeolojik, kültürel ve jeolojik SİT alanlarını barındıran dünyanın 99., Avrupa'nın 58. jeoparkıdır. Dünyada 41 farklı ülkede, 147 jeopark bulunuyor. (06.03.2021) 

 

YEMEK............BEZELYELİ PİLAV

 

MALZEME: 2 su bardağı pirinç, 1 su bardağı iç bezelye, 2 bardak su, 1,5 bardak et suyu, 1 çorba kaşığı tereyağı, yeterince tuz, karabiber.

YAPILIŞI: Pirinç ayıklanıp, yıkanıp süzülür. İç bezelyeler suda haşlanıp süzülür. Tencereye 2 bardak su, 1.5 bardak et suyu konup tuzlanır. Kaynadıktan sonra içine pirinç ve bezelyeler atılır, ağzı kapatılıp ateşi iyice kısılır.
Pirinç, suyunu çektikten sonra ateş kapatılır. Üzerine karabiber ekilip, tencerenin ağzı yeniden kapatılır. 10 dakika demlenmeye bırakılır. Sonra, içine eritilmiş tereyağı katılıp karıştırılır. Sıcak sıcak servis yapılır.

 
 
05.07.2023 - Türkiye Takvimi - https://play.google.com/store/apps/details?id=turkiyetakvimi.takvim
[5/7 22:51] Ömer Tarık Yılmaz: Ravi: İbnu Abbas (ra)
Bana Ömer İbnu'l-Hattab (ra) anlattı. Dedi ki: 'Bedir günü olunca, Aleyhissalatu vesselam müşriklere bir baktı. Onlar bin kişiydiler. Halbuki ashabı üçyüzondokuz kişi. Hemen kıbleye yönelip, ellerini kaldırdı. Rabbine sesli olarak şöyle dua etmeye başladı: 'Ey Allahım! Bana vaadettiğin (zaferi) yerine getir, Allahım! Bana zafer ver! Ey Allahım, eğer ehl-i İslam'ın bu bölüğünü helak edersen artık yeryüzünde sana ibadet edilmeyecek!' Ellerini uzatmış olarak yakarmalarına öyle devam eti ki, rıdası omuzundan düştü. Bunu gören Ebu Bekr (ra) yanına gelerek rıdasını aldı omuzuna attı, sonra arkasından yaklaşıp: 'Ey Allah'ın Resulü! Rabbine olan yakarışın yeter. Allah Teala Hazretleri sana vaadini mutlaka yerine getirecek!' dedi. O sırada aziz ve celil olan Allah şu vahyi inzal buyurdu: 'Hani siz Rabbinizden imdad taleb ediyordunuz da, O da: 'Muhakkak ki ben size meleklerden birbiri ardınca bin(lercesi ile) imdad ediciyim' diyerek duanızı kabul buyurmuştu' (Enfal 9). Gerçekten Hak Teala Hazretleri o gün meleklerle yardım etti.' 
 
Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Müslim, Cihad 58, (1763), Buhari, Megazi 4, Tirmizi, Tefsir, Enfal (3081), Ebu Davud, Cihad 131, (2690)
 
Hadisin Açıklaması:
Burada Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh)'ın Allah'a güveni Resulullah'ınkinden fazla gözükmektedir. Bu ise muvafık olmayan bir ma'nâ. Hattâbî şu açıklamayı yapar: 'Hiç kimseye, Hz. Ebu Bekr'in Allah'a güveninin, bu halde Reslullah'tan fazla olduğu vehmine kapılması caiz olmaz. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı bu hale sevkeden husus, O'nun ashabına olan şefkatidir. Kalplerini takviye etmek istemiştir. Zira bu, Resulullah'ın onlarla yaptığı ilk  ciddi savaştır. Burada teveccüh, dua ve yakarmalarda onların nefislerini teskin için mübâlağaya yer vermiştir. Çünkü onlar, Aleyhissalâtu vesselâm'ın duasının müstecab olduğunu biliyorlardı. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebu Bekr'in, kendisine gelip artık yakarmayı bırakmasını söyleyince bırakmıştır. Zira Hz. Ebu Bekr'in itminan bulup mâneviyatının kuvvetlendiğini görünce, duasının kabul edildiğini anlamış oldu. İşte bundan dolayı Resulullah 'Yakında o cemiyet bozulacak, onlar arkalarını dönüp kaçacaklar' (Kamer 45) diyerek duadan çıktı.'
[5/7 22:51] Ömer Tarık Yılmaz: Mü’minlerden bir kısım erler vardır ki, Allah’a verdikleri ahde sadâkat gösterdiler. Onlardan kimisi adağını ödedi (şehit oldu) ve kimisi de adağı(nı yerine getirmek, şehit olmak) için bekliyor. Hiçbir şekilde (sözlerini, hak yolundaki azim ve gayretlerini) değiştirmemişlerdir. (Ahzâb Sûresi, âyet 23)
[5/7 22:51] Ömer Tarık Yılmaz: Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet, güç ve şeref mi arıyorlar. Bilsinler ki gerçekten bütün izzet ve şeref yanlızca ALLAH Teâlâ’ya aittir. (Nisa, 139)
[5/7 22:51] Ömer Tarık Yılmaz: Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Ravi: Tirmizi
[5/7 22:51] Ömer Tarık Yılmaz: Büyük cürümlerin en büyüğü, dünya sevgisidir. Ravi: Deylemi
[5/7 22:52] Ömer Tarık Yılmaz: Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
 
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: 'Kölenin müddeti üç gündür. Şayet müşteri, bir hastalığa rastlarsa, herhangi bir delil ibraz etmeden köleyi satana geri verir. Üç günden sonra hastalığa rastlarsa, bu hastalığın, satın aldığı zamana ait olduğu hususunda delil ibraz etmesi gerekir.'
 
Kaynak : Ebu Davud, Büyu 72, (3506)
 
( Sen de oku : bit.ly/Hadisiserif )
[5/7 22:53] Ömer Tarık Yılmaz: götürüyorsunuz beni diye bir çığlık atar. Onun sesini insanlardan başka her şey duyar eğer insan bu sesi duysaydı bayılıp düşerdi.” (Buhari, Cenaiz 50)
 
446- وعن ابنِ مسعودٍ
 
قال : قال رسولُ الله
: الجنةُ أَقْرَبُ إلى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِهِ، وَالنَّارُ مِثْلُ ذلِكَ .
446: Abdullah ibni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun)'dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Cennet size ayakkabınızın bağından daha yakındır, cehennemde böyledir.”
 
BÖLÜM: 54
 
DİNİ HEYECAN VE AHİREt ENDİŞESİNDEN DOLAYI AĞLAMAK VE AĞLAMANIN DEĞERİ
 
قال الله تعالى : وَيَخِرُّونَ لِلأَذْقَان يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعاً .
 
“İşte böyle deyip ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar da Kur’anı dinleyişleri onların gönül alçaklığını ve itaatlerini artırır.” (17 İsra 109)
 
قال الله تعالى : أَفَمِنْ هذا الحديثِ تَعْجَبُونَ وتَضْحَكُونَ وَلاَ تبكُونَ.
 
“Siz bu Kur’anı ve haberlerini mi tuhaf buluyorsunuz, ağlayacağınız yere gülüyorsunuz.” (53 Necm 59-60)
 
447- وعَنْ ابن مَسعودٍ
 
قال : قال لي النبيُّ
: اقْرَأ عليَّ القرآن قلتُ: يا رسُولَ الله، أَقْرَأُ عَلَيْكَ، وَعَلَيْكَ أنزل ؟! قال : إني أحب أن أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْري. فقرَأْتُ عليه سورَةَ النِّسَاءِ، حتى جِئْتُ إلى هذِه ألاية:فَكَيْفَ إذا جِئْنامِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلى هؤلاَءِ شَهِيداً. [النساء: 41]،قال:حَسبُكَ الآن فَالْتَفَتُّ إلَيْهِ، فَإذا عَيْنَاهُ تَذْرِفَان.
447: Abdullah ibni Mes’ud (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Bana Kur’an oku” buyurdu. Ben:
 
-Ey Allah’ın Rasulü Kur’an sana indirilmişken ben mi sana Kur’an okuyacağım! dedim. O da: “Ben Kur’anı başkalarından dinlemeyi severim,” buyurması üzerine Nisa suresini okumaya başladım. “Öyleyse hesap günü her topluluk içinden şahitler getireceğimiz ve seni de onlara şahid tutacağımız zaman...” (4 Nisa 41) anlamındaki ayete geldiğimde, “Şimdilik bu kadar okuman yeter” buyurdu. Bir de baktım gözlerinden yaşlar akıyordu.
[5/7 22:53] Ömer Tarık Yılmaz: Kadir gecesini Ramazan'daki son yedi gece içerisinde arayınız.
-Ebu Davud, Şehru Ramazan, 5
 
Günlük Hadis Uygulamasını
Ücretsiz İndir:
https://dailyhadith.page.link/y1E4
[5/7 22:53] Ömer Tarık Yılmaz: [Hadis No : 3616]
 
Ümmü Ammâre radıyallahu anhâ anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm abdest aldı. Bu maksadla kendisine içerisinde üçte iki müdd miktarında su bulunan bir kab getirilmişti.'' 
 
Ebu Dâvud, Tahâret 44, (94); Nesâi, Tahâret 59, (1, 58). 
 
Nesâi şunu ilâve etmiştir: 'Şu'be der ki: 'Ben, Aleyhissalâtu vesselâm'ın kollarını yıkadığını ve onları ovduğunu, kulaklarının iç kısmını meshettiğini öğrendim. Ancak kulakların dışını da meshettiğini bilmiyorum.'
 
 
 
İslami Uygulamalar  islamiuyg@gmail.com
[5/7 22:54] Ömer Tarık Yılmaz: Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler. - Yûsuf - 105. Ayet
[5/7 22:54] Ömer Tarık Yılmaz: Selamı yayın, yemek yedirin ve Allah (c.c.)’ın size emrettiği gibi kardeş olun. - İbn Mâce, Et’ime, 1
[5/7 22:54] Ömer Tarık Yılmaz: 'Allah’ım! Bütün işlerimin sonucunu güzel eyle, beni dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabından koru.' - (İbn Hıbban, 'Ed’ıye', No: 949;el-Heysemi, 'Ed’ıye', 33, No: 17390; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/181)
[5/7 22:54] Ömer Tarık Yılmaz: Sevgili Peygamberimiz “İki nimet vardır ki, birçok insan bu nimetleri doğru değerlendirme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (İbn Mâce, Zühd, 15) buyurmaktadır. Hayatın koşuşturması içerisinde sağlıklı uyanmanın, yürüyebilmenin, görebilmenin, konuşup düşünebilmenin ne kadar anlamlı birer hediye olduğunu unuturuz. Sanki bütün bunlar gayet sıradanmış ve özel bir şükrü gerektirmiyormuş gibi davranırız. Hatta beden ve ruh sağlığımıza zarar verecek hatalı davranış ve alışkanlıklardan uzak durmaya dikkat etmeyiz. Ama sağlığımıza dair ufak bir sıkıntıyla karşılaştığımız anda, aldandığımızı anlar, ah ederiz. Aynı durum vaktimiz için de geçerlidir. Geçmek bilmeyen boş vakitleri tüketirken, faydalı bir iş yapmaksızın anlamsız yerlerde vakit öldürürken, zamanın kıymetini düşünmeyiz. Oysa daraldığımızda, işlerimizi, ibadetlerimizi, vazifelerimizi yetiştiremediğimizde akıp giden vakti durduramamanın çaresizliğini yaşar, boşa geçen günlere yanarız. O halde yokluğu ile imtihan olmadan önce Rabbimizin bu iki nimetini doğru değerlendirmeli değil miyiz? - SAĞLIĞIN VE BOŞ VAKİTLERİN KIYMETİNİ BİL!
[5/7 22:55] Ömer Tarık Yılmaz: Çirkin Huylar
17) İttika: Yüce Allah'dan korkmak, haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Böyle bir hale 'Takva' denir. Bunun sahibine de 'Müttakî' denilir. Müttakî olan bir zat, güvenilir ve itimat edilir bir insan demektir. Ondan hiç bir kimseye zarar gelmez.
İslam önünde insanlar esasen birbirine eşittirler. Bunların seçkinliği ancak takva iledir. Kur'an-ı Kerîm'de buyurulmuştur:
'Şüphe yok ki, Allah yanında en iyiniz, en çok müttakî olanınızdır.'
İttikanın karşıtı fısk'dır, fücur'dur. Daha açığı, doğru yoldan çıkmak, Allah'a asi olmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmamaktır. Böyle bir halin sonucu da felakettir, azabdır.
18) Edeb: Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmaktır, utanılacak şeylerden insanı koruyan bir hal demektir.
Edeb, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir.
Edeb, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır.
'İnsanın edebi, zehebinden (altınından) iyidir' denilmiştir.
Edebden yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroplardan daha tehlikelidir.
19- İhsan: Bağışlama, iyilik etme, bahşiş verme, hayır olarak yapılması uygun olan bir şeyi yapma demektir. İhsan, adaletin üstünde bir faziletdir. Bir ayet-i kerimede buyurulmuştur:
'İhsan ediniz; şübhe yok ki, Allah ihsan edenleri sever.'
Diğer bir ayet-i kerimede de buyurulmuştur:
'Yüce Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et.'
20- İhlas: Herhangi bir işi güzel bir niyetle ve saf bir kalb ile yapmak, işe başka bir şey karıştırmamaktır. Böyle bir hale, 'Hulûs' da denir. Yapılan görevlerin değerleri ihlasa göre artar. İhlasın karşıtı Riya (gösteriş) 'dır. Bir görevi yalnız bir gösteriş için veya maddi bir yarar için yapmaktır.
Riyakar bir insan, temiz ruhlu, iyi bir insan değildir. Yaptığı işlerin mükafatını Allah'dan dilemeğe yüzü olmaz. Bir hadîis-i şerifde buyurulmuştur:
'Şüphe yok ki, Allah, sadece kendisi için yapılan ve kendi rızası için istenen bir işi kabul eder.'
21- İstikamet: Her işte doğruluk üzere bulunmak, adaletten ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl çerçevesi içinde yürümek demektir. Din ve dünya görevlerini olduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman, tam istikamet sahibi bir insandır. Böyle bir insan toplumun en önemli bir organı sayılır.
İstikametin karşıtı, hıyanettir ki, doğruluğu bırakıp verilen sözü gözetmemek, caymak, emanete riayet etmemektir, insanların haklarına tecavüz etmektir. Bir ayet-i kerimede, Peygamber Efendimize hitaben şöyle buyurulmuştur:
'Emrolunduğun gibi istikamette bulun.'
İşte bu ayet-i kerime, istikametin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu göstermeğe yeter.
22- İtaat: Üst amirin dince yasak olmayan emirlerini dinleyip ona göre yürümektir. Yüce Allah'ın buyruklarını dinleyip tutmak bir taattır. İnsanın mutluluğu da bu taata bağlıdır. Bunun karşıtı isyandır. Yüce Allah'ın emirlerini dinlemeyen bir insan günahkar ve hayırsız bir kimsedir ki, kendisini tehlikeye atmış olur. Artık böyle bir kimseden insanlık ne bekleyebilir:
Kur'an-i Kerîm'de şöyle buyurulmuştur:
'Allah'a itaat ediniz; Allah'ın Peygamberine de, sizden olan idarecilere de itaat ediniz.'
23- İtimad: Güvenmek ve emniyet etmek, bir şeye kalben güvenip dayanmak demektir. Halkın güvenini kazanmak bir başarı eseridir. İktisadî ve içtimaî hayatın devamı itimadın varlığına bağlıdır. Onun için insan, güzel ve doğru hareketleriyle herkesin güvenini kazanmaya çalışmalıdır. İtimada aykırı olan şey, hiyanettir, işi kötüye kullanmaktır ki, bunun sonucu pek korkunçtur.
24- İktisad: Her işte denge üzerinde bulunmaktır. Gereğinden fazla veya noksan harcama yapmaktan kaçınmaktır. İnsan iktisada uyma sayesinde rahat yaşar, hadis-i şerîfde buyurulmuştur:
'İktisad üzere bulunan fakir olmaz.'
İktisadın karşıtı israf dır, aşırı gitmektir. İsraf,
[5/7 22:55] Ömer Tarık Yılmaz: -i ismette kaldı mânii Kur'ân henüz.'
 
'Kâinatın bâkir fikirleri parça parça oldu. Fakat
 
Kur'an'ın mânâları hâlâ koruma perdesi içinde kaldı.' demiştir.
 
Biz mantıkî düşünürken estetiğin ölçülerini, edebî düşünürken de mantığın kural ve ilkelerini feda etmek alışkanlığında olduğumuz için, Kur'ân'daki uyum
 
ve ahengi bütün yönleriyle bir cetvel çizer gibi düşünce yoluyla ölçemiyor isek de o fıtratı yaşarken onun yüce zevkini vecd ile duyabiliriz. Kur'ân da, bu zevki, okuyanlardan ziyade yaşayanlarına ihsan etmek için 'Bu, takva ehline hidayettir.' (Bakara, 2/1) diye hitap edecektir. Bundan dolayı herşeyden önce gafletimizden, vesvesemizden, şeytanlıklardan arınmak için bütün bilinç gücümüzle Allah'a sığınarak 'Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.' diyelim ve o her şeyi çeken kuvveti yaşamak için; 'Rahmân ve Rahim Allah'ın adıyla.' demek olan besmele anahtarına yapışalım ve bir teşekkür duygusu
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —
G-H1BEN5KZ8N