HAYIRLI CUMALAR
RAD SÜRESİ 28. AYET
بسم الله الرحمن الرحيم
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ
Onlar, iman edip kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olan kimselerdir;
“Bilin ki, kalpler yalnızca Allah’ı anmakla huzur bulur.”
Bu ayet, insan ruhunun en temel ihtiyacını işaret eder:
Psikolojide huzur arayışı farklı tekniklerle açıklanır; kimileri meditasyona, kimileri nefes egzersizlerine, kimileri de dünyevî tatminlere yönelir. Fakat insan ruhu doyumsuzdur; mal, makam, eğlence ve hatta insan sevgisi bile kalıcı bir sükûnet sağlayamaz. Çünkü bunların tümü geçicidir.
Kalp, ebedi olana yönelmek ister.
İşte bu yüzden Kur’an, kalıcı huzuru sadece Allah’ı anmaya bağlar. “Zikir” burada yalnızca dilin tekrarından ibaret değildir; kalbin, zihnin, ruhun Allah’la bağ kurmasıdır.
Zikir, ruhun kendi hakikatini bulmasıdır.
Modern psikolojide “bağlanma teorisi” insanın güven arayışını açıklar; Kur’an ise bağlanmanın en güvenli adresini gösterir:
Allah. Kalp, O’na bağlanınca, başka her şeyin kaygısı azalır.
Zikir,
Allah’ın birliğini, sonsuz kudretini ve yüceliğini dile getirmek, O’nun nimetlerini tefekkür ve tezekkür etmektir.
Zikir,
Bizi Rabbimizden uzaklaştıracak her şeyi kalbimizden söküp atmaktır.
Hamd ile Allah’ı tesbih etmek ve O’na gönülden ibadet etmektir.
Zikir, dil, kalp ve bedenle olur. Dil ile zikir, Allah’ı anmak, O’na yalvarıp yakarmak, hak ve hakikati söylemektir.
Kalp ile zikir, Allah’ın varlığı ile ilgili her türlü şüpheden uzaklaşıp O’nun muhabbetiyle hemhal olmaktır.
Beden ile zikir ise tüm benliğimizle Allah’ın rızasını aramaktır, varlığımızı ve imkânlarımızı O’nun yolunda seferber etmektir, O’nun emirleri doğrultusunda bir hayat sürmektir
Rabbim cümlemize onun yolunda ve emirleri doğrultusunda hayat sürmeyi nasip eylesin