RIZE (AA) - Anadolu Ajansının Türkiye'nin Ödeme Yöntemi TROY'un katkılarıyla hayata geçirdiği "2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar" projesinin dördüncü konuğu Samet Akaydin, AA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.
Dünya Kupası hasretini 24 yıl sonra sona erdirme mücadelesi veren A Milli Takım futbolcularını Türk halkına daha yakından tanıtmayı ve "milli takım taraftarı" olgusunu güçlendirmeyi amaçlayan projede, ay-yıldızlı oyuncuların Dünya Kupası hedefi, milli takımla ilgili düşünceleri, yaşadıkları şehirlerdeki günlük yaşamları ve kulüp takımlarındaki durumları detaylı ele alınıyor.
"Rakip kim olursa olsun, Dünya Kupası'na kesinlikle gideceğiz"Samet Akaydin, 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılmak için bu ay tek maç eleme usulüne göre oynanacak play-off karşılaşmalarıyla ilgili "Ülke olarak Dünya Kupası'na katılmaya çok ihtiyacımız var. Ülkemiz ve milli takımımız Dünya Kupası'na gitmeyi kesinlikle hak ediyor." dedi.
Samet, "Çok kaliteli bir milli takımımız, çok kaliteli gençlerimiz, gururlarımız var. Avrupa'nın her yerinde futbol oynayan kardeşlerimiz var. Kaliteli, genç ve başarıyı isteyen bir milli takımımız var. Bunu Avrupa Şampiyonası'nda fazlasıyla gösterdik, Dünya Kupası'na gidersek daha üstüne çıkacağımızı düşünüyorum. İlk maç Romanya ile içeride oynamanın avantajı da var. Daha kaliteli bir takım olduğumuzu, İstanbul'da turu çok rahat geçeceğimizi düşünüyorum, hiçbir şüphem yok. Sonra Slovakya-Kosova galibi... Deplasmanda olması zor görülebilir ama ben takımın gücüne, kalitesine güveniyorum. Rakip kim olursa olsun, Dünya Kupası'na kesinlikle gideceğiz." diye konuştu.
Çaykur Rizespor'daki Rumen takım arkadaşı Valentin Mihaila ile Romanya eşleşmesini konuştuklarını aktaran milli oyuncu, "Şakalaşıyoruz, aramızda konuşuyoruz. Mihaila gerçekten çok kaliteli bir oyuncu. Şakalaşıyoruz ama bizden korktuğunu biliyorum, bunun farkındayım. Milli takımımızın ne kadar güçlü olduğunu kendisi de söylüyor. Dünyanın en iyi takımlarında oynayan oyuncularımız var. Milli takımımızın kalitesini herkes söylüyor. Romanya'nın milli takım oyuncusu bile, ‘Siz çıkınca korktuk, en son sizin çıkmanızı istiyorduk.’ dedi. Böyle bir milli takım haline geldik. O yüzden Dünya Kupası'na gitmemiz gerekiyor, gidersek 2002 Dünya Kupası'nı tekrar yaşayabileceğimizi düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
Hiçbir rakipten çekincelerinin olmadığını vurguluyan Samet Akaydin, "Ne yalan söyleyeyim, benim için fark etmezdi. (Slovakya-Kosova eşleşmesi) İkisinin de birbirinden çok farkı olduğunu düşünmüyorum. Seviye olarak hemen hemen birbirlerine yakınlar, Slovakya biraz daha sert bir takım gibi görünüyor ama bizim de hem sert hem de kaliteli futbol oynayacak oyuncu tarzlarımız var. Öyle geniş bir kadroya sahibiz. Her türlü kapışacağız. Hiç sıkıntı yok. Allah'ın izniyle kimseden çekincemiz yok." yorumunu yaptı.
"Dünya Kupası’na gidersek o gruptan çok rahat çıkacağımızı düşünüyorum"
Dünya Kupası'na her milli futbolcunun gitmeyi isteyeceğini dile getiren Samet, şöyle devam etti:
"Bunlar her zaman olan, her futbolcuya nasip olan şeyler değil. En büyük hayalim Dünya Kupası'na gitmek. Belki de bu hayalimi gerçekleştirdikten sonra, geriye baktığım zaman şunu da yapsaydım diyeceğim bir şey kalmayacak. O yüzden Dünya Kupası'na gitmeyi çok istiyorum. Bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. İnşallah oraya gideriz, hep beraber ülkemizi mutlu ederiz. Türkiye'de oynayan genç oyuncularımız var, Dünya Kupası'nda kendisini gösterip Avrupa'nın en iyi takımlarına gitmek isteyenler var. Bizim de son dönemlerimiz Dünya Kupası'nda oynamak istiyoruz. Bizim için de çok önemli. Katılamazsak tabii ki de çok üzülürüz. Çünkü milli takımımız gitmeyi gerçekten çok hak ediyor. Ülkemizde futbola büyük ilgi var, başarısızlığa da tahammül kalmadı, Dünya Kupası'na gidip başarmak ve ülkeyi rahatlatmak istiyoruz."
Milli futbolcu, Türkiye'nin Dünya Kupası'na katılması halinde ABD, Paraguay ve Avustralya ile eşleşeceğinin hatırlatılması üzerine "Gruptaki takımları da gördük. Eğer Dünya Kupası’na gidersek o gruptan çok rahat çıkacağımızı düşünüyorum. O yüzden Dünya Kupası'na kesin gitmemiz gerekiyor, başka çaremiz yok. Her zaman dünyanın en iyi, kaliteli oyuncularına, en iyi santrforlarına karşı oynamak isterim. Günümüzdeki dünyanın en iyi santrforları kimse Dünya Kupası’nda onlara karşı oynamak isterim. Bizim için Avrupa Şampiyonası yarım kaldı, daha ileri gidebilirdik. Bu yarım kalan hikayeyi Dünya Kupası'nda başarmak ve Avrupa Şampiyonası'nın bir üstüne çıkmak istiyoruz. Çünkü gerçekten o potansiyel var." değerlendirmesinde bulundu.
Milli takım formasını ilk kez 28 yaşında giyen Samet, “Evet, biraz geç oldu. Aslında Süper Lig'de de oynamam biraz geç oldu. Süper Lig’i daha erken yakalayabilirdim. 26-27 yaşında Süper Lig’de oynadım. Milli takıma ilk çağrıldığımda Süper Lig'de Adana Demirspor'daydım, milli takımda Stefan Kuntz vardı. İlk maçım Antep'teki Çekya özel maçıydı. O heyecan inanılmazdı, gurur vericiydi, çok heyecanlıydım. Ondan önce Portekiz'de oynadığımız Dünya Kupası eleme maçının geniş kadrosuna çağrılmıştım ama kadroya girememiştim, üzülmüştüm, ondan sonraki sene özel maça davet gelince çok sevinmiştim. Ondan sonra aralıksız milli takım formasını giydim." bilgilerini verdi.
Ay-yıldızlı formayı giymenin kendisi için gurur kaynağı olduğunu aktaran milli oyuncu, "O dönem iki tane özel maç vardı, ilki Diyarbakır'da İskoçya maçıydı. O maçta oynamamıştım, yedek kulübesinde milli takım formasıyla otururken bile insan heyecanlanıyor. Çünkü ilk milli takım tecrübemdi. İkinci maçta oynayacağımı biliyordum, hoca söylemişti. Kuntz Hoca ile basın toplantısına da ben çıkmıştım. O an heyecan başlamıştı bende ilk maçım, ilk milli takım forması... Antep'te sahaya ısınmaya çıktığım zamanı hatırlıyorum. İnanılmaz bir heyecan vardı içimde. Sanki futbola yeni başlamış gibi hissediyordum. Yaşımın olgun olmasına rağmen çocuk gibiydim. Ama şükür Çekya maçını çok iyi geçirdim, 2-1 kazandık. İlk maçımdı, çok güzel duyguydu, maçtan sonra da inanılmaz duygular yaşadım. Benimle birlikte çok yeni oyuncu vardı, sağ olsun Hakan Çanonoğlu çok destek oldu, çok ilgilendi. Bizi rahatlattılar. Onların sayesinde biz de kendimizi rahatlattık sahanın içinde de bunu gösterdik." ifadelerini kullandı.
"Montella, milli futbolculara kaliteli oyuncular olduğunu hissettirdi"
A Milli Takım formasıyla ilk resmi maçına Türkiye'nin 1-0 kazandığı Hırvatistan karşılaşmasında çıkan Samet, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
"Hırvatistan maçında önce sezon başı sakatlık yaşamıştım Fenerbahçe'de. 6. haftaya kadar oynamamıştım. Milli takımda da istenmeyen sonuçlar alınmıştı, sonra Montella Hoca geldi. Ben de Fenerbahçe’de oynamıyordum ama iyileşmiştim. Stoperlerde de sakatlıklar vardı. Hoca da Adana Demirspor'da beraber olduğumuz ve neler yapabileceğimi bildiği için Fenerbahçe’de oynamadığım halde bana güvenerek milli takıma davet etti. Hırvatistan, belki de milli takımın en önemli maçıydı, Avrupa Şampiyonası'ndaki maçlardan bile önemliydi, o maçın sayesinde oralara gidebildik. Yenilseydik, belki Avrupa Şampiyonası'na gidemeyecektik. Hem hoca hem de ülke için çok kritik bir maçtı. Kime sorsan yenebileceğimizi düşünmüyordu. Hırvatistan'ı evinde yenen bir tek biziz. Maça o kadar inanmışlıkla, hırslı başladık ki ısınmada maçı kazanacağımızı hissetmiştik. Hocanın bunda çok büyük emeği var. Montella, milli futbolculara kaliteli oyuncular olduğunu hissettirdi. Futbolcuların en büyük eksiği buydu, kaliteli olduklarını unutmuştu. Hoca herkese bunu hissettirdi, biz kaliteli oyuncuyuz dedik. Hırvatistan'a gittik. Bizim için Hırvatistan değildi o sahadaki, normal, sıradan bir takımdı, öyle baktık. İnanılmaz mücadele sonucunda maçı 1-0 kazandık, o mutluluğu tarif bile edemiyorum. Sonra Konya’da Letonya'yı 4-0 yendik ve Avrupa Şampiyonası'na katıldık. Ben de asist yapmıştım."
"Hoca bizi bir bütün haline getirdi"
Milli futbolcu, EURO 2024'te çeyrek final oynanması hakkında, "Avrupa Şampiyonası’nda başarıyı getiren faktör tamamen arkadaşlık. Kulüp takımı olur ya Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi milli takım o hale gelmişti. Yıllardır beraber oynayan bir ekip gibi olduk. Hoca aslında bizi bir bütün haline getirdi, beraberliğimizi pekiştirdi. Birbirimize inancımızı, her şeyimizi düzeltti. Çünkü hocadan önce daha dağınıktık. Maçı oynuyoruz, maçtan sonra herkes bir odada toplanıyor, muhabbet ediyor, sohbet ediyor, herkes herkesle şakalaşıyor. Yani o kadar güzel bir ortam oldu ki bu ortam Avrupa Şampiyonası’nda bize başarıya getiren en büyük etken oldu." ifadelerini kullandı.
Samet Akaydin, "Kapattığında EURO 2024 ile ilgili gözünün önüne ilk neler geliyor?" sorusuna, "Gözümü kapattığım zaman Avrupa Şampiyonası’yla ilgili aklıma gelen ilk an tabii attığım gol. Hollanda'ya attığım golü hayatım boyunca unutamayacağım. Tabii maçı da unutamıyorum, çok rahat hak ederek kazanabileceğimiz maçtı, belki de Avrupa Şampiyonası'nda performans olarak en iyi oynadığımız maçı kaybettik. Hayatım boyunca hem o golü hem o maçı unutamayacağım. Ben golü attıktan sonra aslında hepimiz bu maçı yeneceğimizi düşündük. Gerçekten yeneceğimizi hissettik. Çünkü o kadar iyi oynuyoruz ki o an Hollanda bir şey yapamıyor, pozisyon vermiyoruz ve 1-0 öndeyiz. O rahatlığı soyunma odasında aldık, turu geçtik kafasına büründük. Golü yedikten sonra da yenileceğiz, eleneceğiz düşüncesi hiç olmadı, 2-1 öne geçtiler. Ona rağmen 2-3 tane net pozisyon kaçırdık. Beraberliği yakalasak belki de maçı çevirecektik. Maç elimizden kaydı gitti." yanıtını verdi.
Samet, Hollanda'ya çeyrek finalde kaybedilmesinin ardından yaşanılanları "Çok kötü bir şeydi, herkes ağlıyordu, herkesin morali bozuktu. Sadece o gün değil, Almanya'dan Türkiye'ye dönene kadar herkes üzgündü. Çok kötüydük, o anı bir daha yaşamak istemem. Gerçekten çok kötü bir durumdu. Çünkü herkesin o kadar büyük hayalleri vardı ki biz bu turu da geçip yarı finale belki de finale çıkacağız, bunun düşüncesindeydik. Bir anda hayatında en kötü şey olur ya öyle bir haldeydik ama işte maalesef bazen bunların altından da kalkmak gerekiyor. Tabii bizim için çok kötü bir anı oldu. Çok güzel anılar da yaşadık ama Hollanda maçı her zaman unutamayacağımız bir yerde olacak." sözleriyle anlattı.
Milli futbolcu, "Avrupa Şampiyonasında attığın gol, çizgiden çıkardığın top ve kendi kalene attığın bir gol de var. Bir anda kahraman oluyorsun, ardından bir anda eleştiriler geliyor. O süreçte neler yaşadın?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Şampiyonada çok maç oynadık ama en çok hangisinde heyecanlandın diye sorsanız Gürcistan diyebilirim. İlk maç, Avrupa Şampiyonası atmosferini, ilk defa yaşıyorum. O an sahada stresten ölüyordum. O maçı çok iyi geçirdiğim için bana bir rahatlık geldi tek ben değil herkes rahatladı. Tabii bu rahatlıktan dolayı şımardık da Portekiz maçına öyle çıktık değil. Taşıdığımız milli takım forması, şımarmak haddimize değil. Bu forma için herkes her şeyini ortaya koyar. Herkesin hayali bu forma da herkese nasip olmuyor. Kıymetini her zaman en iyi bilenlerdeniz. Gürcistan maçında kral olduk, Portekiz maçında yerin dibine sokulduk ama normal. Ben de Altay da çok üzüldü. Anlaşamadık, 40 yılda bir olacak bir pozisyon oldu. Dünyanın en iyi oyuncuları yaşıyor. Bizim de Altay'la başımıza geldi. Portekiz maçında iyi oynuyordum, iyi oynarken o hatayı yaptım. Gürcistan maçında üst düzey bir performans gösteriyorsun, herkes seni konuşuyor sonraki maçta kendi kalene gol atıyorsun, seni yerin dibine sokuyorlar. O hatayı hemen silip attım. Çekya maçı, gruptan çıkma maçıydı. Hocamız benimle konuştu, ‘Sana güvenim sonsuz. İstediğinde neler yapabileceğini iyi biliyorsun’ dedi, moral verdi, motivasyonumu düzeltti. Güvenini boşa çıkarmamak için tamamen Çekya'ya odaklandım. O maçta da çok iyi bir performans sergiledim. Kazandık, cezalı duruma düştüm ama gruptan çıktık."
Samet Akaydin, şampiyonada stoper hattının sürekli değiştiğini hatırlatarak "Portekiz maçında Apo cezalı duruma düştü, Çek Cumhuriyeti maçında Merih'le ben oynuyorum. Sonra Çekya maçında ben cezalı duruma düşüyorum, Avusturya'da Apo'yla Merih oynuyor. Sonra Merih cezalı duruma düşüyor, Apo'yla ben Hollanda'ya karşı oynuyoruz. Hep böyle değişkenlik oldu. Avrupa Şampiyonası'nda golleri atan hep savunma oyuncularıydı. Mert Müldür, ben, Merih, Hakan, savunma oyuncuları goller attı. O yönden de biraz şanslıydık." dedi.
"Maçlara savaşa gider gibi çıkıyoruz, Osmanlı müzikleriyle hazırlanıyoruz"
Kaptan Hakan Çalhanoğlu'nun milli takımdaki yerinin çok önemli olduğunun altını çizen Samet, "Maçlardan önce kaptanımız olarak konuşuyor. Hakan biraz duygusal bir kardeşimiz. Bir şeyi yaşarken duygularıyla yaşıyor. Ülkesine, milli takım armasına çok değer veriyor, değer verdiğini her zaman belli ediyor. Takıma inanılmaz bir liderliği ve kaptanlığı var. Ona çok saygı duyuyoruz, aynı yaşta olmama rağmen Hakan'a çok saygı duyuyorum. Ağzından çıkan her kelimeyi dikkatle dinliyorum. Çok büyük bir tecrübe ve bizim için çok büyük bir gurur. Her maçtan önce konuşurken Hakan'ın gözlerinden o duyguları hissedebiliyorsun, kalpten söylediğine inanıyorsun, konuşurken gözleri doluyor. Çünkü öyle sahip çıkıyor. Onun armaya olan sevgisi, inancı, bağlılığı ve bize olan sevgisi, sahip çıkması, biz bunun farkındayız, her şeyi gözlerinde görüyoruz. Bu bizi etkiliyor." ifadelerini kullandı.
Oyuncuların birbirine hep destek olduğunu aktaran milli futbolcu, "Sahada, soyunma odasında birbirimizi motive ediyoruz. Çünkü kardeşlik, arkadaşlık var. Ortada milli takım, Türk bayrağı varsa onun için savaşmaya hazır olan herkes orada. Bayrak bizim için çok farklı bir şey. Milliyetçi insanlarız, bayrağımıza nasıl değer verdiğimiz tartışılmaz. Maçlara savaşa gider gibi çıkıyoruz, Osmanlı müzikleriyle hazırlanıyoruz. Bunlar bizi daha çok gaza getiriyor. Almanya'da tüylerimiz diken diken oluyordu ki maçtan önce soyunma odasında hep Osmanlı müziklerini açıyorduk. Maça çıktığın zaman tamam, kesin kazandık diyorsun, böyle hazırlanıyorduk, kendimizi motive ediyorduk. Ceddin Deden'i falan çok dinliyoruz. Çok güzel Osmanlı marşları var, hep savaş müzikleri dinliyoruz. Gaza geliyor insan, gelmeme şansın yok ki zaten abi, o müzikler kendine getiriyor, titriyorsun." şeklinde konuştu.
Dünya Kupası eleme grubunda farklı kaybedilen İspanya maçına da değinen Samet Akaydin, "İspanya'dan 6 yedik, aslında bu bizim moralimizi çok bozmadı. Çünkü bu her zaman olacak şey değil, anlık bir şey. Aynısını hazırlık maçlarında Avusturya'ya karşı da yaşamıştık, 6 tane yemiştik. Ondan sonra Avusturya'yı Avrupa Şampiyonası'nda yenip elemiştik. Aslında bazen böyle şeyler iyi oluyor, ters tepiyor. Kendine geliyorsun, bir tokat yiyorsun, silkeleniyorsun. Onun gibi bir şey oldu. İspanya'ya gittiğimiz zaman çoğu oyuncu gelmemişti, sakatlar, cezalılar da vardı. İlk maçta oynayan en az 5 oyuncu gelmedi. Ama öyle bir hazırlandık ki maça hezimet yaşamayacağımızın farkındaydık. Sahada birbirimize sahip çıktık, konuştuk, mücadele ettik, hırslı oynadık. Sahaya gerçek milli takımı yansıttık. Milli takımı milli takım yapan şey hırs ve mücadele. Yenebilirdik de olmadı ama çok iyi mücadele ettik. Herkes de maçtan sonra bizden bahsetti." diye konuştu.
"Unutamadığım şey Ümit Davala'nın attığı gol"
Samet, unutamadığı dünya kupası anısını, "En son Dünya Kupası'na gittiğimiz zaman 7-8 yaşındaydım. Unutamadığım şey Ümit Davala'nın attığı gol. Onu hiç unutamam. Okullar tatil olmuştu, evde izlemiştim, ortalığı yıkıyordum, yer yerinden oynuyordu. İnanılmaz bir duyguydu. Dünya Kupası mutlaka gitmeliyiz. Dünya Kupası'na gidemiyorsun, bütün ülkeler Dünya Kupası'nda, senin ülken yok. Çok kötü bir şey. Bizim bunu yaşatmamamız gerek." sözleriyle anlattı.
"Bir hoca düşünün, kötü oynayan bir futbolcuyu milli takım gibi büyük bir yerde oynatmaya devam eder mi?""Montella Hoca'yla Adana Demirspor'da tanıştım, daha önce tanımıyordum, hiçbir bağım yok. İnsanların dediği gibi değil yani, Adana Demir'in öncesi yok. Hatta ilk geldiği zaman beni ilk maçta kadroya almadı, çünkü tanımıyordu. Sonra beni idmanlarda gördü. İdmanlarda gördüğü performansımla, çalışmamla, duruşumla, direkt oynattı sonra devamı geldi." sözlerini kullanan milli futbolcu şöyle konuştu:
"Adana Demir'de ona bir tane kötü maç oynamadım, Montella ile çok güzel sezonlar geçirdik, bağımız orada oluştu, başka bir bağımız yoktu. Bana çok değer verdi, çok sevdi. Ben de ona çok saygılı oldum. Adana Demir'den onun için transfer bile olmadım. Gidebileceğim zaman gitmedim, onu bırakmadım. Sonra ben Fenerbahçe'ye transfer oldum, o da Adana Demirspor'dan ayrıldı. Sonra bir anda milli takıma geldi. Bana sonsuz güveni vardı, ben saygımla, performansımla hiçbir zaman güvenini boşa çıkardığımı düşünmüyorum. Milli takımda en zor görevlerde de en iyi performansları verdim. Bunu hikaye olarak anlatmıyorum her şey ortada. Bunlara bazen üzülüyorum. Diyorum ki nasıl oluyor da bunlar görülmüyor. Milli takımda, kötü oynadığım maç yok belki de… Kötü oynadığım bir tane, o da kötü diyemezsin yani, bir hata var diye kötü diyebilirsin ama o da olabilir. Sonuçta 17 maç oynamışım. Bir tanesinde de olabilir. Genelde hepsinde üst düzey performanslar verdim. Şimdi bir hoca düşünün, kötü oynayan bir futbolcuyu milli takım gibi büyük bir yerde oynatmaya devam eder mi? Etmez, keser, burası milli takım. İyi performans veriyorum ki adam beni oynatıyor ama maalesef algılarla bunun önüne geçmeye çalışıyorlar, Twitter'da, orada, burada. Bunun önüne geçemiyoruz maalesef ama Allah'tan hocamızın algılara kapılan bir yapısı yok. Kendi kararlarını kendi veriyor bu da onu başarıya götürüyor."
"Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki kavgalarda yerli oyuncuların hepsi eziliyor"
Samet Akaydin, sosyal medyada "Montella'nın evladı Samet" yorumlarına da güldüğünü belirterek şunları dile getirdi:
"Her oyuncuyla her hoca anlaşamaz. Hocayla aramda güven ilişkisi var. Hocayla beraber farklı bir Samet oluyorum. Aslında yapım da böyle, kendimi değersiz hissedersem benden performans alamazsın. Duygusal, lider ruhlu bir oyuncuyum ama o değeri hissetmeliyim, hissetmediğim de hiçbir şeyin önemi yok. Hocayla da aramdaki tek bağ bu, saygı. Artık yorulduk yani, gereksiz bunlar. Yaptığımız şeylere saygı duymuyorlar. Avrupa Şampiyonası'nda Hırvatistan, Gürcistan, Hollanda, Çekya maçında verdiğim performansları görmezden gelip beni böyle yapmaları üzücü. Milli takım formasıyla iyi performans veren oyunculardan bir tanesiyim. Bunların üstünü çizip, Fenerbahçe'de kötü sezon geçirmiş... Bazı şeylerimiz uyuşmamış olabilir. Sırf bundan dolayı beni Twitter'da taşlıyorlar, kötülüyorlar. İsteyerek mi yaptım? Olmadı. Bazen bazı şeyler, bazı yerlerde olmuyor. Ben de Fenerbahçe'de olmadım, futbolda olan şeyler. Hala Fenerbahçe troll hesapları benim yakamı bırakmıyor. Niye? Galatasaray'la maç oynuyoruz. Galatasaray bizi yenince Fenerbahçe trolleri bana sallıyor. Fenerbahçe ile oynuyoruz, yenildiğimiz zaman Galatasaray trolleri saldırıyor. Fenerbahçe ile Galatasaray arasında kaldık. Bunların arasında eziliyoruz. Tek ben değil, Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki kavgalarda yerli oyuncuların hepsi eziliyor. En büyük sorunumuz bu."
"Üstün 14, şortun 4 olduğunu hala anlayan yok"
Samet, Gürcistan maçında ikinci yarıda forma numarasının 4, şort numarasını 14 olması ve gelen yorumlar üzerine şu ifadeleri kullandı:
"Gürcistan maçıydı. Şortum biraz büyük oluyordu ilk yarı, sürekli şortumla uğraşıyordum, çekiyordum. Yağmur da çok yağıyordu, soyunma odasına gittim, bizim malzemeciye ‘Ağabey şortu değişelim, çok büyük’ dedim. 4 numara giyiyorum, şortu çıkardım verdim, o da bana şort getirdi. Ne bileyim ben 14 numara olduğunu, malzemeci biliyor yani numaramızı, bakmazsın, alırsın giyersin. Onun verdiğini giydim çıktım. Meğer o da 14'ü 4 olarak görüyor, onda da 4 var ya. Hadi biz anlamadık, hakem anlamadı, kimse anlamadı. Maç bitti, seviniyoruz, üstün 14, şortun 4 olduğunu hala anlayan yok. Bir fotoğraf çekiliyor, twitter'a atılıyor. Forma ve şort numarasının farklı olduğunu otelde anlıyoruz. Gerçekten çok komikti ama dediğim gibi hiç kimse anlamadı. Forma sahibine verildi, sıkıntı yok diye tweet attım, Apo da sonradan fark etti. Aramızda da muhabbeti oldu hepimiz şoktayız, kimse farkına nasıl varamadı anlayamadık. Hakemin anlamadığı şeyi biz nasıl anlayacağız ki! Hakem, malzemeci anlamamış, o kadar seyirci var statta, oyuncular var, hiç anlamıyoruz. Maç bittikten sonra fotoğrafta görüyoruz. Malzemeciyle biz kafa yapıyoruz, 'İyi ki forma istedik senden, insan numarayı bilmez mi diyoruz' makara yapıyoruz."
Dört büyüklerden de transfer teklifi
Futbola Trabzon İdman Ocağı Spor Kulübü'nde başlayan, Trabzonspor altyapısı, Boluspor, Arsinspor, Sancaktepe, Şanlıurfaspor, Keçiörengücü, Adana Demirspor, Fenerbahçe ve Çaykur Rizespor formaları giyen Samet Akaydin, "Türkiye'de oynamadığım bir lig yok. Her ligde de şampiyonluk yaşadım Süper Lig hariç." diyerek kariyerinin önemli noktaları hakkında şöyle konuştu:
"Adana Demirspor'da şampiyonluk yaşadık, Süper Lig'e çıktık. İnanılmaz bir takım kurduk, Balotelli, Belhanda, Vargas… Samet Hoca ile Süper Lig'de ilk dört hafta kötü gittik, sıfır çekmiştik. O ara kadroya giriyordum ama oynamıyordum, Samet Hoca yerine Montella Hoca geldi, beni kadroya almadı. Hocayla ‘Oynamak istiyorum, sizden önce beni hiç oynatmadılar ama artık şans gelmesini istiyorum’ dedim. O da seni tanımıyorum, bakacağım antrenmanlar benim için önemli’ dedi. Konuştuk, ‘Hocam görürsün, siz beni oynatın formayı alacağım, bir daha da kimseye vermeyeceğim’ dedim. Ertesi hafta Rizespor’la maç vardı, ilk Süper Lig maçım, ilk 11 oynadığım maç Çaykur Rizespor'a karşı. İnanılmaz performans verdim. Ondan sonra her maç beni oynattı, hocanın güvenini kazandım. Bir dahaki sene birinci stoperi oldum, hatta kaptanlık verildi. Öyle kaliteli bir takımda kaptanlık yapma şerefini de yaşadım. Devre arası çok iyi teklifler geldi Trabzon’dan, Beşiktaş'tan, bırakmadılar. Montella Hoca da gitmeme izin vermedi, o giderse ben de giderim gibisinden konuştu. Milli takıma davet edildikten sonra Fenerbahçe ve Galatasaray'dan teklif geldi. Fenerbahçe maddi olarak daha ağır bastı. Bu sefer hoca da bir şey diyemedi, çünkü kulüp de o aralar kötü bir durumdaydı, satmak zorunda kaldılar. Fenerbahçe serüvenim başladı."
"Ciddi anlamda Jesus Hoca'dan korkuyordum"
Montella, Jesus, Fatih Terim ve Mourinho gibi önemli teknik adamlarla çalışan Samet, şu yorumları yaptı:
"İnanılmaz hocalar. İsimlere bakınca herkese böyle hocalarla çalışmak nasip olmaz. Çok büyük hocalarla çalıştım. Hepsinden bir şeyler aldım, hepsi çok kaliteliydi, aram iyiydi, beni çok severlerdi. Çünkü disiplinli bir oyuncuyum, sadece işimi yaparım, ekstramı yaparım, evime giderim. Konuşmaların, münakaşaların içinde olan bir yapım yok. Disiplinliydim. hocalar da disiplinli oyuncuları severler bende sadece işimi yapıyordum. Böyle hocalarla çalışmak çok güzeldi. Hepsinin ortak bir özelliği var aslında, futbolcuya inandıkları ve güvendikleri zaman onu bırakmıyorlar. Jesus hocadan korkuyordum. Ciddi anlamda Jesus hocadan korkuyordum. Sadece ben değil, çoğu kişi korkuyordu. İdmanda yanlış bir şey yaptığın zaman hemen bağırıyordu, seni idmandan kovuyordu. Ben böyle titriyordum, Samandıra'ya giderken korkudan titriyordum. İdmanda ofsayt sistemi çalışacağız… Zaten ofsayt sistemini çalışmak o kadar zor ki çok zor. Küçük bir hata yaptığın zaman yıkıyordu, çok sinirleniyordu. Ama çok kaliteli bir hocaydı. Gerçekten çok beğeniyordum. Çok iyi bir hocaydı ama dediğim çok sinirliydi. Ondan korkuyorduk."
"Fenerbahçe'de yıllardır şampiyon olamamanın verdiği psikolojik problemler de var"
Samet Akaydin, Fenerbahçe serüveninin beklendiği gibi geçmemesi hakkında, şu ifadeleri kullandı:
"Fenerbahçe'de yıllardır şampiyon olamamanın verdiği psikolojik problemler de var. Seyircinin üstündeki baskı, şampiyon olmamanın verdiği duygu, futbolcunun üzerinde hissettirilen bir baskı var. Öyle bir döneme geldim ki Fenerbahçe'nin kendi sahasında Galatasaray'a yenildikten sonraki gün transfer oldum. Aslında ben çok şey başaracağımı hissediyordum, o inançla gelmiştim. Ama işte bazı şeyler bazı yerlerde olmuyor. Aslında ilk sezon çok kötü geçmedi. İkinci dönem İsmail Hoca gelmişti, İsmail Hoca ile uyuşamadık açıkçası. Futbol anlamında fazla uyuşamadık. Futbolda herkes herkesle uyuşacak diye bir şey yok. Gitmek istedim, sezon başı bırakmadılar, devre arası gitmek istedim, mecburiyetten Panathinaikos'a kiralık gittim. Fenerbahçe'de başarılı olmayı, şampiyonluklar yaşamayı çok istiyordum. Fenerbahçe'ye isteyerek gitmiştim. Jorge hoca çok istediği için gitmiştim ama olmadı. Keşke zamanı geri alabilsem de Fenerbahçe'de daha iyi başarılar yapabilsem. İnsan ister yani, ben de isterim ama bazen işte olmayınca olmuyor."
"Büyük takımda herkeste baskı var ama diğer takımlara göre Fenerbahçe'de çok daha fazla vardı." sözlerini kullanan Samet, "Çünkü 10 yıldır şampiyon olamıyorsun, bunun verdiği baskı var üzerinde o da bize denk geldi. Diğer futbolculara göre bence ben daha çok hissettiğimi düşünüyorum ama kimse kadar da konuşmadım. Herkes baskı der ama benim yaşadığım baskının yarısını yaşamadılar ama küçük bir şeyde onlar böyle baskı var üzerimizde falan yapıyor. Ben bir kere olsan ağzımı açmadım belki de benim yaşadığım hiçbirini yaşamamışlardır ama ona rağmen ben ayakta kalmaya çalıştım. Aslında bir arada çok iyi olmuştu, Mourinho hocayla çok iyi başlamıştım Avrupa Şampiyonası'ndan sonra. İlk 7 hafta inanılmaz oynadım ama Atletico Bilbao maçında yaptığım hatadan dolayı bağlar iyice kopmuştu. Sekiz maçlık süreçte bir maçta koptuk orada. Yoksa çok iyi başlamıştık, olmadı, nasip diyelim. Futbolda var bunlar." şeklinde konuştu.
"Bir kişi açıyor 3 bin troll hesap. Birini yukarı çekiyorlar, birini aşağıya indiriyorlar"
Fenerbahçe tercihinden dolayı hiç pişmanlık yaşamadığının altını çizen Samet, "Yok, yaşanılacak şeyler bunlar. Fenerbahçe'den niye pişmanlık duyarsın? Hiçbir futbolcuk duymaz ki. Sonuçta Türkiye'nin en özel, en güzel kulüplerinden bir tanesi. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon… Bunların büyüklüğü tartışılmaz. Herkes bu takımlarda oynamak ister. Fenerbahçe'ye gittiğim ya da Fenerbahçe'de yaşadıklarımdan dolayı hiç pişman olmadım. Şu an Rize'de olmama rağmen Fenerbahçeliler beni seviyor. Aslında gerçek Fenerbahçelilerle hiçbir sıkıntı yaşamadım, Twitter'daki isimsiz troll hesaplardan yaşadık. Hesapların adı bile yok, bunu kullanan kişinin kim olduğu belli değil. Kimin yaptığını biliyoruz, bir kişi açıyor 3 bin troll hesap. Birini yukarı çekiyorlar, birini aşağıya indiriyorlar. Bazılarını haddinden fazla değer veriyorlar, bazılarını haddinden fazla yerin dibine sokuyorlar. Biz gerçekleri biliyoruz aslında da bilmeyenlere anlatmaya çalışıyoruz da anlayanlara işte." dedi.
"Barış Alper topu atıp atıp gidiyordu, kuvvetliydi. Biz de hayranlıkla izliyorduk”Samet, Keçiörengücü'nde birlikte oynadığı "çok iyi dostu" Barış Alper Yılmaz ile tanışma hikayesini ise şöyle anlattı:
"Barış Alper'in o zaman Rizeli olduğunu da bilmiyordum. Keçiören'de oynadığım zamanlar o bana göre çok küçüktü, bize denemeye gelmişti. Bolu kampında denemeye gelen oyuncular hazırlık maçı yapıyordu, ben de İlker Püren hoca ile maçı izliyordum. Barış Alper topu atıp atıp gidiyordu. Kalitesini belli ediyordu, kuvvetliydi. Biz de hayranlıkla izliyorduk, ‘Yeni geldi bu kimdir, ne kadar iyi oyuncuymuş, kaldı herhalde değil mi?’ dedim, İlker hoca da ‘Yok yok, tutacağım, ben de çok beğeniyorum’ dedi. Kaldı bizde. Barış, Keçiören’de belki bir tek benimle konuşuyordu. İçine kapanık bir çocuktur aslında, herkesle samimi olamıyor, samimi olduğu zaman da çok güler yüzlü, iyi insandır. Tanımak gerek. Dışarıdan gören insanlar farklı konuşabilir ama Barış çok temiz kalpli, iyi niyetli bir çocuktur. Ben de çok severim, çok saygılıdır. Hep beraberdik, hep benim yanımdaydı. Sonra Barış oynamaya başladı, sonradan giriyordu ama her oyuna girdiğinde ya asist, ya gol üretiyordu. Formayı tırnaklarıyla kazıyarak aldı. Hakkını verdi, Rabbim önünü açık etsin her zaman. Böyle futbolcuları severim, alt ligden gelip de kendi başına başarması kolay değil. Barış da bunlardan bir tanesi. İnşallah da hep başarılı olur. Çok güzel bir sezon geçirdi, ben Adana Demirspor'a transfer oldum, o da Galatasaray'a gitti."
“Fatih Hoca, Panathinaikos'a biraz fazla geldi”
Yunan ekibi Panathinaikos'ta kısa süren döneminden de bahseden milli oyuncu, "Aslında Panathinaikos sezon başı da beni istedi, sezon başı gitmedim. Sezon başı Fatih hoca yoktu, başka bir hoca vardı. Yabancı bir ülkeye gitmeye kendimi hazır hissetmedim, ilk yarıyı Fenerbahçe'de bitireyim dedim. Devre arası Fatih hoca Panathinaikos'a gitmişti, kulüpten Fatih hocaya, Samet'i alalım diye öneri gelmiş. Hoca da 'alınsın' demiş. Fatih hoca orada diye gittim, bu gerçek. Panathinaikos için gitseydim sezon başı giderdim. Fatih hoca inanılmaz, nasıl diyeyim, hep birlikte olmak istersin, oturup muhabbet etmek çok güzeldi. Başarılı olabilirdik aslında ama Fatih hocanın elinde olmayan bazı şeyler de vardı, kadro kalitesiyle de alakalı tabii ki çok eksiklerimiz vardı. Fatih hoca, Panathinaikos'a biraz fazla geldi. Fatih hocanın kalitesi oraya biraz ağır bastı. Çok güzel anılarımız vardı. Fatih hoca dışarıdan bakınca çok sert görünür ama aslında çok cana yakın, insanlara değer veren, özel anlarında seni arayan, soran, alçak gönüllü bir insan." değerlendirmesinde bulundu.
Fatih Terim ile eğlenceli anılarının da olduğunu aktaran Samet, "Fatih hoca sallamasında çok meşhurdur. Brezilyalı Bernard Panathinaikos'taydı. Bir maça çıktık ama o kadar kötü oynuyor ki o maça kadar da en etkili oyuncumuz oydu. Ama aldığı her topu kaptırdı, yenildik. Maç sonu analiz yapıyoruz, hoca anlatıyor, ‘Beyler 10 kişi oynadık maçta, o yüzden fazla bir şey demek istemiyorum size.’ dedi, herkes düşünüyor, ‘Bernard'ı o gün tesiste unuttuk’ dedi. Kahkahalar attık. Biz başta ciddi anlamda anlatıyor sanıyoruz, hepimize sallıyor ama Fatih hoca salladığı zaman insanın hoşuna gidiyor. Çünkü onun içini biliyorsun, ne niyetle yaptığını falan biliyorsun. O yüzden Fatih hocanın takılmaları güzel." şeklinde konuştu.
Panathinaikos'tan yaptığı "19" paylaşımı nedeniyle ayrıldığını anlatan deneyimli oyuncu, "Sıkıntılı süreçlerdi. Milli bayramımız, 19 Mayıs paylaşımımızdan dolayı yaşandı. 19 Mayıs onların da önemli günüymüş. 19 Mayıs paylaşımımdan dolayı bana çok tepki gösterdiler. 19 Mayıs’tan mı Atatürklü paylaşımdan dolayı mı tepki gösterdiler bilemiyorum. Kaldırmamı istediler, ben de kaldırmadım. Kaldırmazsan çok büyük tepki alacaksın dediler, oynayacağım maçta oynatmadılar, bir anda kadrodan çıkardılar. Seni stada çıkaramayız, koruyamayız, sana çok tepki var dediler. Ya ben de böyle şeyleri sevmem, gelemem. Tehdit edici şeyler bana göre değil. Tehdit edildiğimi hissettiğim anda ne olursa olsun ona ters giderim. Öyle bir yapım var ben de çektim, gittim.” İfadelerini kullandı.
“Cornelius çok farklıydı, inanılmaz bir kuvvet vardı”Samet, “Kariyerinde seni en çok zorlayan forvetler kimlerdi?” sorusunu, “Trabzonspor'da Cornelius'da zorlanmıştım. Cornelius çok farklıydı, inanılmaz bir kuvvet vardı. Gerçekten beni zorlamıştı. Onun dışında tabii ki Osimhen iyi santrfor, tedirgin ediyor seni, her an bir şey yapabilir.” yanıtını verdi.
Samet beğendiği stoperin sorulması üzerine ise “Ben küçüklükten beri Pepe hayranıydım.” dedi.
Hayallerinin bitmediğini, 30 yaşında olduğunu belirten deneyimli oyuncu, “İlk hayalim Dünya Kupası. Dünya Kupası'ndan sonra kendime yeni bir yol çizeceğim. Önümde çok iyi 4 yıl var. Dört yılda çok iyi şeyler yapacağımı düşünüyorum. Bakalım hayırlısı, inşallah güzel şeyler yaparım.” şeklinde konuştu.
"Fenerbahçe’den Rizespor’a gelmeden önce aslında Venezia ile anlaşmıştım"
Samet, İtalya’ya transferinin son anda gerçekleşmediğini de sözlerine ekleyerek şu bilgileri verdi:
"Fenerbahçe’den Rizespor’a gelmeden önce aslında Venezia ile anlaşmıştım. Venezia'nın spor direktörüyle görüşmüştüm. Menajerim, ben ve Venezia’nın sportif direktörü telefonda görüntülü konferans yaptık. Her şey bitmişti, anlaşmalar tamamdı. Kiralık, satın alma opsiyonlu gidiyordum. Fenerbahçe'nin kiralık oyuncu yollama hakkı bitmişti, gidemedik. Bonservisle de alamayacaklarına göre Fenerbahçe’de kalmak zorunda kaldım. Rize'ye geldim. Venezia'yı düşünürken Rize'de buldum kendimi, bir anda havalimanında.”
Samet, Avrupa’da İtalya Ligi'ni beğendiğini aktararak “Kendimi İtalya Ligi'ne de uygun görüyorum. İtalya Ligi'ni çok seviyorum, beğeniyorum, izliyorum ama yeni evlendim. Yeni evlendiğim için bir anda da yurt dışına gidip, yani evliliğimin düzenini de bozmak istemiyorum. Kendi ülkemde de kalmak çok istiyorum. O yüzden bu konularda biraz kararsızım. Avrupa nasıl olur bilmiyorum.” ifadelerini kullandı.
Samet sert görüntüsünün aksine saha dışında sempatik olduğunu anlatarak "İnsanlarla ilişkim çok iyidir. Beni sevmeyen insan yoktur, beni sevmiyorsa kesin onda bir sorun vardır. Çünkü insanlarla çok iyi anlaşırım. Beni sevmeyen insan sayısı azdır. Yani sevmeyenler de sevmesin diyorum. O yüzden çoğu kişiyle çok iyi anlaşırım, kötü olduğum insan sayısı azdır. Cana yakın bir kişiliğim var ama tabii ki sertlik bakımından, kişilik bakımından sinirliyimdir. Damarıma basmayacaksın sadece. Damarıma bastığın zaman o başka bir yöne devriliyor, tam Trabzon damarım çıkıyor. Komik, sinirli, duygusal. Tipik bir Karadenizli aslında." değerlendirmesini yaptı.
Aslen Trabzon Akçaabatlı olan Samet, ailesi hakkında "Trabzon, Bahçecik Mahallesi'nde doğduk büyüdük. Yukarıda Beşteş Köyü var, bütün köy bizim akrabadır. Annem ev hanımı, babam üniversiteden emekli memur. Şu anda babam çalışmıyor, annem babam kendi halinde normal bir ailemiz var. Ablam var evli, iki çocuğu var. O da Trabzon'da yaşıyor. Özellikle babam futbol hayatım boyunca çok destek olmuştur. Ben antrenmanlara gitmeden önce babam antrenman sahasında beklerdi. Babam inanılmaz futbol aşığıydı. Ben idmana gidiyordum, bakıyordum, babam tesislere gelmiş antrenman izliyordu. Hala da hiçbir maçımı kaçırmaz, her maçıma da gelir. Sağ olsun babam bana çok destek. O konuda hakkını hiçbir zaman ödeyemem. Ben de en iyi şekilde onlara evlatlık yapmaya, onları gururlandırmaya çalışıyorum. İnşallah böyle de gururlandırmaya devam ederim." bilgilerini paylaştı.
“Ben futbol delisiydim. Futbolculuk harici başka bir hayale girmedim." diyen Samet, “Başıma çok şeyler geldi. Acayip yaramazmışım. Arabanın altından mı kalmadım? Evin üstünden aşağı mı düşmedim? Okulun önünde oynarken demirlikler mi düşmedi, yaşamam mucizeymiş. Annem bazen, ‘Sen bu yaşına iyi geldin, küçük yaşta seni kaybetmediğimize şükrediyoruz’ derdi. Durduramıyorlardı beni." ifadelerini kullandı.
Yeni evliliğinde çok mutlu olduğunu dile getiren Samet, “Evlilik nasıl sorusuna cevap veremiyorum şu anda. Çünkü evliliğin tadına daha varamadım. Evine kaç kere gittin diye sorsanız belki bir kere gitmişimdir. Eşim de çalışıyor, o oyuncu. Ben Rize'deyim, o da Eskişehir'de çalışıyor. Gidemiyoruz, buluşamıyoruz ki. Çok nadir karşılaşabiliyoruz. Şu anda evliliğin tadına tam varamadık. Hala sevgiliymişiz gibi geliyor. Bazen şaşırıyoruz, kız arkadaşım diyorum, o da erkek arkadaşım diyor. Şakalaşıyoruz.” şeklinde konuştu.
Düğünün çok eğlenceli geçtiğini aktaran milli oyuncu, "Nikah şahitlerinle danslarınız çok konuşuldu. Dansa yeteneğin var değil mi?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Bende var, bende her şey var. Oyun havası, kemençe, horon, kol bastı, bizim yörenin bütün oyunları var bende. İddialıyım da hevesliyim de oynuyorum. Bence her insanın kendi yöresel oyunlarını bilmesi gerek. En sevdiğim tabii ki de oyun havası, kemençe de seviyorum. Şahitlerim de inanılmaz iyiydi. Bir ara gülmemek için kendimi zor tuttum. Hatta onlarla fazla göz göze gelmemeye çalıştım, ağzımdan yanlış bir şey çıkar diye. Dans konusunda en yetenekli değişiyor aslında, figürleri değişiyor. Barış, kemençe konusunda iyidir Rizeli olduğu için. Yunus da çok iyi roman oynar. Eren'de hepsi var. Eren karışık, kemençe, oyun havası, roman hepsi var onda. Çok güzeldi valla. İnanılmaz eğlenceliydi. Herkes çok eğlendi. Çok güzel bir düğün oldu."
"Rize taraftarı bana sahip çıktı""Ben Trabzonluyum ama Rize'yi çok seviyorum. Rizespor'un daha iyi yerlerde olma şansı da potansiyeli de var. Taraftarımız da takımını, futbolu seviyor. Rize insanı hırslıdır, başarıyı sever. Sahada da itici güç olmaya çalışıyorlar. Küçük bir hatada sinirlenebiliyorlar çünkü yapımızda var sinirlenmek." ifadelerini kullanan Samet, açıklamalarını şöyle tamamladı:
"Trabzon-Rize insanı birbirine çok benziyor. Aynı kıyının evladıyız. Aramızda bir yer yok. Rize'yi de insanlarını da çok seviyorum. Burada olduğum için de mutluyum. Fenerbahçe'den geldiğimde mental olarak çok düşmüştüm ama Rize taraftarı bana çok sahip çıktı. İlk geldiğim zamanlar böyle düşünmüyordum, Rize'ye geldiğim için çok mutlu değildim ama burada yaşadıkça, burada futbol oynadıkça buraya alıştım ve buranın insanını çok sevdim. Zaten aynı yörenin evladıyız. Onları daha iyi anlayabiliyorum. Çünkü ben de Trabzon ve Karadenizli olarak onlarla aynı düşüncelere sahibim. Rize'nin insanlarını ve kulübü seviyorum. Şehir güzel. Daha iyisini yapacağımızı düşünüyorum. Daha iyisini hak ediyorlar. Daha iyisi için de savaşmaya devam edeceğiz. Rizespor taraftarı forma için savaşan her oyuncuyu sahiplenir. Onlar da beni sahipleniyor. Çünkü ben de forma için gerçekten savaşmaya, her şeyimi vermeye çalışıyorum. İnşallah onların verdiği o sevgiyi, değeri karşılıksız bırakmam."
Muhabir: Hilmi Sever