ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sudan'dan Somali'ye, Afrika Boynuzu'na, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Gazze'deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar, şu anda dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegane ülke Türkiye, yegane lider Sayın Cumhurbaşkanı'mızdır." dedi.
Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamada bulundu.
Hem iç hem dış politikada yoğun bir gündem olduğunu belirten Çelik, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenleri rahmetle andı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de Osmaniye'de anma töreni gerçekleştirdiklerini hatırlatan Çelik, "Bütün bu süre boyunca, 3 yıl boyunca devlet millet dayanışmasının dünyada eşi benzeri görülmemiş bir örneği gösterildi. Avrupa'daki, dünyadaki pek çok ülkenin yüz ölçümünden daha büyük bir alan, bu kadar kısa bir süre içerisinde toparlandı. Milletimizin bir kere daha çeşitli felaketlerle karşı karşıya kalsa da asla tökezlemeyeceği, devletimizin asla yenilmeyeceği bir kere daha gösterilmiş oldu." diye konuştu.
Yaşananları unutmadıklarını dile getiren Çelik, şunları kaydetti:
"O büyük acıdan sonra tek tek vatandaşlarımızın deprem bölgesine ulaşmaya çalışması, devlet kurumlarının ilk andan itibaren yoğun bir faaliyetle aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilk andan itibaren yoğun bir gayretle oradaki canlarımıza ulaşmaya çalışması herkesin hafızalarında. Havaalanlarının hasar gördüğü, köy yollarının kapandığı bir ortamda son derece zorlu bir mücadele verildi ve günlerce büyük mahrumiyetler içerisinde bu çaba ortaya koyuldu. Aynı şekilde sivil toplum örgütleri oraya gitti. Bir kere daha görüldü ki bir zorluk, bir sıkıntı olduğunda hiçbir zaman hiçbirimiz bir diğerimizi terk etmeyiz. Her türlü ayrılığı, gayrılığı bir kenara bırakırız ve bu bütünleşmeyi sağlarız. O günden bugüne de bu zorlu mücadele en güçlü şekilde verildi ve bugün büyük oranda bu sonuca ulaşılmış oldu. Vatandaşlarımızın evlerine kavuşması, normal bir hayatta kavuşmaya adım atmaları tabii en büyük sevincimiz oluyor. Cumhurbaşkanı'mız ilk andan itibaren, o günün arkasından her toplantımızda bu konuyu gündemimizde tuttu ve en yakın şekilde takip etti."
Çelik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un mesaisinin büyük çoğunluğunu bölgede geçirdiğini, ekiplerin, işçilerin gayretle çalışmasıyla bu sonuca ulaşıldığını ve daha da ileri safhalara gelineceğini vurguladı.
Deprem döneminde bir yandan felaketle bir yandan da dezenformasyonla, yalanlarla uğraştıklarını anımsatan Çelik, hırsızlık, yağma gibi olaylarla hep birlikte mücadele edildiğini ve tüm dünyanın gözü önünde bu mücadelenin başarıyla verildiğini dile getirdi.
"CHP yönetiminin söylemi bir kere daha enkaz altında kaldı"Depremlerin bu yıl dönümündeki en üzücü olaylardan birinin de CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kullandığı üslup ve söylediği sözler olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
"Burada bütün bu yapılanları gölgelemeye, lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin birtakım oraya dönük katkılarını anlatmaya çalışırken, aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Tabii ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle hepsi bir bütündür. Bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü, hangi partiden belediye, hangi kurum, hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması içtenlikli bir takdiri, saygıyı teşekkürü her zaman hak eder.
Ama gerçekten Sayın Özgür Özel'in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara, hakikatleri görmezden gelme gayretine hepimiz çok şaşırdık. Büyük felaketler karşısında, millet ve devlet enkaz altında kalmıyor ama bazı siyasi partilerin zihniyeti ve söylemi enkaz altında kalabiliyor. CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kere daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz, gayret etmeye, yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da diğer konularla da mücadele edeceğiz."
Ramazan ayının geldiğini belirterek, tüm vatandaşların ramazan ayını tebrik eden Çelik, vatandaşlarla bir araya gelecekleri, sahada olacakları yoğun bir ramazan faaliyeti planladıklarını bildirdi.
Çelik, ramazan ayı boyunca Suriye'deki kardeşlerini de yalnız bırakmayacaklarını, buna yönelik hazırlıkları sürdürdüklerini kaydetti.
"Soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir"Dünyanın parçalandığı, kurumların yıprandığı ve dağıldığı, temel ilkelerin aşıldığı bir dönem içerisinde olunduğuna dikkati çeken Çelik, şu değerlendirmede bulundu:
"Bunun en büyük örneklerinden bir tanesi, dünya düzeninin temel ideolojisinin, dünyadaki neoliberal hakimiyetin temel ideolojisinin pekiştirilmesine dönük kullanılan zeminlerden birisi olarak Davos'ta ortaya çıkan tablonun büyük eleştirilerin odağı, platformu olmasıydı. Genelde Davos'ta yeni dünya düzeninin önümüzdeki dönem nasıl olacağı, neoliberal düzenin kendi hayatiyetini nasıl sürdüreceğine dair argümanlar, söylevler, oturumlar, konferanslar gündeme gelir. Küresel Güney denen bunun dışındaki ülkelerde ise eleştiriler gündeme gelir. İlk defa bu sene Davos'ta neoliberal düzenin elitleri bu düzenin artık işlemediğini itiraf eden, bu düzenin yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde, açıklamalarda ve analizlerde bulundular. Bunların bazıları örtülü ya da açık birtakım kavgaların sebebi oldu. Hatta bazı diplomatik krizlerin sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen ikiyüzlülüklerinin bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken, artık tolere edilemez hale geldiği görülmüş oldu."
Bu düzenin ilkesizliğinin en büyük berraklaştırıcısının Gazze'de ortaya konan çifte standart olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
"Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Batı'nın hatırlattığı ilkelerin hiçbirini Gazze'deki soykırım karşısında hatırlatmaması bu belirsizlik çağı dediğimiz şeyin en büyük dönüm noktalarından bir tanesi oldu. Halen de Gazze'de insani yardımlar gelmesi istenilen düzeye gelmemiş durumdadır. Halen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes halen kırılgandır. Kalıcı bir şekilde barışı sağlayacak iki devletli bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır. Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti, Gazze karşısındaki çifte standardı esasında bu belirsizlik çağı dediğimiz çağın tamamen berraklaşmasını ortaya çıkarmıştır. Tabii ki Gazze ile ilgili mücadelemize hiç kesintisiz, hiç ara vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz."
Bütün bu dağılmalar söz konusu olurken, bizzat Batı İttifakı'nın içerisinde gerginlikler ve çatışmalar ortaya çıktığına dikkati çeken Çelik, bu çerçevede şu anda uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet gösteren, uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşımın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaklaşımı olduğunu vurguladı.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasi trafiğine, uluslararası ziyaretlerine bakıldığında, pek çok kriz alanının çözülmesiyle ilgili diyalogların artırılması, daha büyük yakınlaşmaların ortaya çıkmasıyla ilgili güçlü bir irade koyduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en son Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretinde bulunduğunu anımsatan Çelik, "Daha sonrasında Birleşik Arap Emirlikleri, Etiyopya ziyareti olacak, Ürdün Kralı'nın ziyareti, bu hafta Yunanistan Başbakanı'nın ziyareti olacak. Sudan'dan Somali'ye, Afrika Boynuzu'na, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Gazze'deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar, şu anda dünyanın dikişlerinin söküldüğü ortamda belli bir çerçeve koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegane ülke Türkiye, yegane lider Sayın Cumhurbaşkanı'mızdır." ifadelerini kullandı.
İsrail'in istikrarsızlaştırıcı ve daha çok kaos çıkarmaya dönük politikalarının hız kesmediğini belirten Çelik, bu çerçevede büyük sıkıntıların devam ettiğini, buna karşı mücadeleyi sürdürdüklerini vurguladı.
"Gereken cevaplar, gerektiği yerde verilir"Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmaların da kesintisiz şekilde devam ettiğinin altını çizen Çelik, şöyle konuştu:
"Bu konuyu yine gündeme aldık. Tabii bir yandan terörsüz Türkiye'nin ve terörsüz bölgenin ortaya koyduğumuz ilkeler etrafında şekillenmesi, ilerlemesi söz konusu. Buna dönük olarak dezenformasyonlar, maksimalist yaklaşımlar, çerçevenin dışına taşmaya çalışan aşırı söylemler, odağımızı kaybettirmeye, yani terör örgütünün feshi ve silah bırakması odağını sulandırmaya dönük birtakım yanlış yaklaşımlar ya da birtakım ırkçı söylemler söz konusu olabiliyor. Ama bunlara gereken cevaplar, gerektiği yerde verilir. Fakat odağımızı kaybetmeyeceğiz. Manipülasyon ve provokasyonun bizi yolumuzdan geri çevirmesine müsaade etmeyeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye konusunu ele alırken, Suriye'deki istikrara verdiği önemi, tek millet, tek ordu ilkesinin kıymetini bir kere daha değerlendirdiğini aktaran Çelik, "Suriye'nin kuzeydoğusunda yerleşik terör örgütünün faaliyetlerinin bertaraf edilmesiyle birlikte terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecinin bir engelden kurtulduğunu, önümüzdeki dönemde Suriye'nin birlik bütünlük içinde, Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin ortak kazanımları çerçevesinde yoluna devam edeceğini ifade ettiler." diye konuştu.
"Çocuklarımızı korumak için hassas olmamız gerekiyor"Dünyada tartışılan bir diğer konunun da sosyal medya olduğunu anımsatan Çelik, buna yönelik bir çalışma yürüttüklerini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da hem nesilleri korumak ve buradaki dezenformasyonlara karşı direnmek için hem de artık milli egemenliğin bir parçası olan siber egemenliği korumak için pek çok konuşmasında bu konuya dikkati çektiğini hatırlattı.
Çelik, Batı'dan çok yüksek sesli şekilde bu konuya dönük dikkati çekici açıklamalar geldiğini belirterek, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in "Nasıl Filistin konusunda tarihin doğru tarafında durmuşsak, teknoloji oligarklarının çocuklarımızın cep telefonlarından ellerini çekmeleri için akılla ve demokrasiyle mücadele ederek yine tarihin doğru tarafında duracağız" sözlerini anımsattı.
Teknoloji oligarklarının, çocukların cinsiyet algılarını bozmaktan, çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahale etmeye kadar bu algoritmalar yoluyla yaptıkları pek çok faaliyet olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanı'mız buna uzun zamandır dikkati çekiyor. Bu manipülasyonların arkasından başka bir şey oluşmaya başladı. O da şu, esasında birçok datayı, birçok bilgiyi ülkelerin milli egemenliğini manipüle etmek için, milli egemenliğine sızmak için, seçimlerini yönlendirmek için kullanmaya başladıkları görülüyor. Bir yandan hem çocuklara musallat oluyorlar hem de o ülkelerin egemenlik alanlarına musallat oluyorlar. Buna karşı hep beraber güçlü bir direniş sergilemeliyiz. Bunlar özgürlüğü kısıtlamak değil, özgürlüğümüzü korumak için yapmamız gerekenler. Fransa'dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasıyla ilgili güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade ediliyor. Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi korumak için, çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır. Türkiye, siber alandaki egemenliğini korumak için de tavizsiz bir mücadele sürdürecektir. Sosyal Medya Yasası'nı da özgürlüğümüzü koruma çerçevesinde ve bu teknoloji oligarklarının her şeyi yönetme saldırganlığına karşı bir set oluşturma çerçevesinde ele almış olacağız."
(Sürecek)
Muhabir: Zehra Tekeci Eser