Bayırbucak Türkmenleri, Esed ailesinin saraylar için gasbettiği toprakları geri istiyor

Bayırbucak Türkmenleri, Esed ailesinin saraylar için gasbettiği toprakları geri istiyor

GÜNDEM 27.01.2025 13:39:03 116 0
Bayırbucak Türkmenleri, Esed ailesinin saraylar için gasbettiği toprakları geri istiyor

BAYIRBUCAK (AA) - Bayırbucak bölgesindeki Sılayip Türkmen ve Burç İslam köylerinde bulunan 4 bin 500 dönüm arazide köylüler, zeytin, limon ve portakal üretimi yapıyordu.

1974 yılından itibaren saraylar inşa etmek için bu arazilere göz diken Esed ailesi, tarlalarını satmak istemeyen köylülere, tehdit, baskı, şiddet ve işkence uyguladı.

Çeşitli iftiralarla tutuklanarak hapsedilen ya da tarlalarının ortasından yol geçirilmekle tehdit edilen yöre halkı, sonunda arazilerini bedelinin çok altında satmaya mecbur bırakıldı.

Esed rejimi, çoğu zeytin ağaçlarıyla dolu bu arazileri dümdüz ederek zamanla 4 saray inşa ettirdi ve çevresini tel örgülerle korumaya aldırdı.

Bununla birlikte, bölge halkının tapulu zeytinliklerine hasat için yılda ancak bir kez asker nezaretinde girmesine izin verildi.

Baas rejimi devrilse de yaşadıklarını hala unutamayan köylüler, karşılaştıkları baskı, tehdit ve işkenceleri, AA muhabirine anlattı.

"Yabancı bir ülke ile işbirliği yapma iftirasıyla suçlandım"

Esed rejimi el koymadan önce 50 dönüm tarlayı ailesiyle işleten 70 yaşındaki Vahid Said Şalha, haksız yere "yabancı bir ülkeyle işbirliği yaptığı" iddiasıyla hapis yattığını ve mallarına el konulduğunu belirtti.

Balıkçılıkla geçimini sağladığını söyleyen Şalha, "Bir gün rejim güçleri çıkageldi ve beni, 'Türk komutanlarla görüşüyorsun, bilgi sızdırıyorsun' diyerek iftirayla suçladı. Onlara bunun yalan olduğunu söylesem de beni tutuklayıp Sednaya Hapishanesi'ne götürdüler. Bana işkence ettiler. Bir ay boyunca üzerime bir şey giyemedim." dedi.

Şalha, hapishanede üç yıl kaldığını, ardından tekrar köyüne döndüğünü aktararak, "Bizim buralarda 50 dönümlük üzüm arsamız var. Bu arsanın içinde amcaoğullarımın, kardeşlerimin ve benim payımız var. Bu arsa bize dedemizden miras. Benden arsayı istediler, bana 'satacak mısın' diye sordular. Ben de onlara satmayacağımı ifade ettim. Bana gitmemi söylediler. 5 yıl içinde beni üst üste çağırdılar. Beş yılın sonunda ise arsadan yol açtırmak için kepçeyi getirdiler. Bu saraydan ikinci saraya kadar yol açtırdılar. Ben de onlara yine de arsayı satmayacağımı ifade ettim." diye konuştu.

Esed rejimi tarafından görevlendirilen Muhammed Hatip isimli bir kişinin kendisini tehdit ettiğini belirten Şalha, "Bu adam gelip bana 'sen Sednaya Hapishanesi'nden çıktın. Seni oraya tekrar gönderirsem sence nasıl olur? Ama seni oraya geri gönderirsem bu sefer geçen seferki yolculuğun gibi olmaz, kendini kaybedersin' dedi. Ben de ona 'tamam' dedim. Geldim ve aileme durumu izah ettim. 'Beni tehdit ediyorlar dedim'. Aileme, eğer arsayı vermezsem tekrar beni Sednaya Hapishanesi'ne götüreceklerini söyledim." şeklinde konuştu.

Topraklarının değerinin çok altında bir bedelle kendisinden alındığını vurgulayan Şalha, "Dönümüne 100 bin Suriye lirası vereceklerini söylediler. O zamanlarda her dönümün gerçek değeri 1 milyondu. Mahkemede zeytin ağaçlarını hasat etmem için bana izin verilmezse satmayacağımı ifade ettim. Hakimin karşısında Muhammed Hatip silahını çıkarıp göbeğime doğrulttu ve beni vurmamak için çekip gitmemi söyledi." ifadelerini kullandı.

Şalha, 1974'te Türkmen Dağı'na rejim tarafından bir saray yapılmaya başlandığını söyleyerek, şöyle devam etti:

"Bu saray kurulduğundan beri tarlalarımıza girmemiz yasaklandı. Yılda sadece bir kez, o da asker kontrolünde tarlalarımızı görmeye izin verilirdi. Zeytin ağaçlarını hasat ederken dahi askerler başımızda dururdu. Kapıda kimliğimizi ve nüfus cüzdanımızı alıp bizleri malımızı görmek için geçirirlerdi. 50 yıldır bu şekilde yaşıyorduk."

Hapishanede çok fazla zulüm gördüğünü ve dayak yediğini vurgulayan Şalha, "Ben milliyetçi bir insanım. Türk bayrağının üzerinde sinek görsem gider onla kavga ederim. Allah korusun bana Türkiye'den bir kaza haberi gelse o gece uyuyamam. Koluma ay yıldız dövmesini yaptırmıştım. Bu yüzden çok dayak yedim. Yediğim dayağı bir Allah bir de ben bilirim. Bu dövme halen kolumda duruyor. 1968'den bu yana yanımda taşıyorum. Gece gündüz demeden her nefes alışımda, yatarken, tekrar uyanırken hep kontrol edip öyle günüme devam ederim." dedi.

Şalha, Esed rejiminin zulmü karşısında tek talebinin adalet olduğuna işaret ederek, "Biz yeni devletten adalet istiyoruz. Topraklarımızın değeri her neyse onu ödesinler. Yarısını bile verseler ama adil bir şekilde yapılsa, kabul ederim." diye konuştu.

"Topraklarımız bizim mezarımız olsa bile satmayız"​​​​​​​

Bayırbucaklı Hasan Faris de ailesine ait zeytinlikleri ellerinden almak için yapılan tehditleri şöyle anlattı:

"Bir gün gelip oturduğumuz evi başımıza yıkacaklarını söylediler. Biz de onlara 'elinizden geleni ardınıza koymayın. Biz size satmayız, ne yapacaksınız yapın' dedik. Onlar 'sizi öldürürüz' dediler. 'Nasıl öldüreceksiniz bizi' dedik. Onlar da 'kepçelerle milleti nasıl yok ettiysek sizleri de öyle yok ederiz. Buralar sizin mezarınız olur' dediler. Biz de onlara 'buralar bizim mezarımız olsa bile satmayacağız' dedik."

11 kardeş olduklarını ve geçimlerini bu topraklardan sağladıklarını aktaran Faris, babasına da aynı tehditleri yönelttiklerini ancak babasının da direndiğini söyledi.

Faris, Esed rejiminin sarayı için tarlasının ellerinden alınmasına ve ölüm tehditlerine de değinerek, "Ancak bir gün uyandığımızda kepçeler tarlamıza girmiş, zeytin ağaçlarımızı yok etmişti. Bir tek ağaç bırakmamışlar. Tarlamıza yaklaşmak istediğimizde, 'Buralara yaklaşmayın, sizi buraya gömeriz' diyerek tehdit ettiler. Biz de onlara şu cevabı verdik: 'Alın dünya malı sizin olsun. Ama ahiret günü hakkımızı sizden alırız.'" ifadelerini kullandı.

Ailelerinin topraklarının tapusunun olmadığını kaydeden Faris, ancak herkesin yaklaşık üç dönüm toprağın onlara ait olduğunu bildiğini söyledi.

Faris, "Biz sadece kendi adımıza değil, tüm Bayırbucak Türkmenleri adına konuşuyoruz. Herkes adalet istiyor. Herkes kendi malını geri almak istiyor." diye konuştu.

Faris, kendilerinin mallarını milyonlar verseler bile satmak istemediklerini, malların zorla ellerinden alındığını vurgulayarak, "Yeni gelecek olan yönetim hakkımızı vermezse, onlara da hakkımızı helal etmiyoruz." ifadelerini kullandı.

"Tapulu tarlalarımıza yaklaşmak bile yasak"

Sılayip Türkmen köyünden İbrahim Bilal ise "Üç dönümlük tarlamız var ve üzerimize tapulu. Ancak bu tarlanın yanından yürürken bile bakmak yasak. Tarlamıza evimizden, uzaktan bakabiliyoruz ancak yaklaşmak yasak." dedi.

Tarlaya girebilmek için kimlik ve nüfus cüzdanlarını teslim ettiklerini, yanlarına bir asker gönderildiğini, askerin de tarlada kendilerini izlediğini dile getiren Bilal, "Eğer zeytin hasadı yapıyorsanız, sürekli acele ettiriyorlar ve 'Hadi, artık fazla kalmayın' diyorlar." dedi.

Bilal, Türkmenlerin sahip olduğu malların üzerlerine tapulu olmasına rağmen erişim haklarının ellerinden alındığının altını çizdi.

Esed rejiminin bölgede inşa ettirdiği sarayları anlatan Bilal, "Bir tane Büşra Esed'in var. Daha ileride bir tane devrik Esed'in Cumhuriyetçi Başkanlık Sarayı var. Daha ileride Basil Esed'in ve Münzir Esed'in sarayları bulunuyor. Münzir Esed, bu sarayı işkence, dayak ve tehditlerle zorla aldı. Bizler hakkımız olanı istiyoruz. Hak yerini bulsun. Adalet olsun. İstediğimizin hepsi bu. Bize ait olan mallarımızı versinler." diye konuştu.


Muhabir: Muhammet Tarhan,Eşref Musa

Haber Kaynak : Anadolu Ajansı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: GÖKBEY, sivil yolcu taşıma sertifikasyonunu tamamlayan ilk milli hava aracımız oldu

ABD'de üretici enflasyonu şubatta beklentileri aştı

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti yayımlandı

Hakkari'de beyaz örtüyle kaplı dağlardaki kar manzarası dronla görüntülendi

UEFA Konferans Ligi'nde çeyrek finalistler yarın belli olacak

Suriyeli Abdülbari için 15 yıldır sakladığı evinin anahtarı "umudun başlangıcını" simgeliyor

Eminönü'nde bayram alışverişi hareketliliği

Diyarbakır'da "bayramda sofralar tatlansın" diye kadayıf üreticilerinden vardiyalı çalışma

Trump, Hürmüz Boğazı'nı ele geçirmeleri halinde "müttefiklerinin harekete geçeceğini" savundu

Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığınca görevlendirilen patriot sistemi Adana'da konuşlandırılıyor

ABD Başkan Yardımcısı Vance'in İran'a yönelik saldırılar konusunda sessiz kalması dikkati çekiyor

73 ildeki uyuşturucu operasyonlarında 958 şüpheli yakalandı

Trabzon'da terzi kardeşlerin ömrü dikiş makinesinin başında geçti

Milli futbolcu Kenan Yıldız: 4 yıldır buradayım ve burası bana büyük güven gösterdi

Afrika Uluslar Kupası şampiyonluğu iptal edilen Senegal kararı tahkime taşıyacak

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı

Özbek aileler ramazanda "ağız açar" iftar sofralarında bir araya geliyor

Depremzede anne, Türk Kızılay gönüllüsü olarak kız çocuklarına bayramlık dikti

Baharın müjdecisi leylekler Tunceli'deki köylerde bulunan yuvalarına dönmeye başladı

Kanoyla suda değil, Erciyes'te kar üzerinde süzüldüler

Hatay'da meslek liselilerin ürettiği çikolatalar bayramda ağızları tatlandıracak

Çanakkale Savaşları'nın bilinmeyen yönleri, Hisart Canlı Tarih Müzesi'nde sergileniyor

Kız kardeşler hayallerini sanat atölyesinde gerçeğe dönüştürdü

Sezonda 200 bin kişiyi ağırlayan Davraz Kayak Merkezi bayramı da hareketli geçirecek

"Saygınlar Kulübü" 65 yaş üstündekilerin buluşma adresi oldu

Kastamonu'da şehit öğretmen ve öğrencilerin hatıraları sınıftaki müzede yaşatılıyor

Tescilli Antep baklavasında üretim bayram için iki katına çıktı

SHURA'ya göre enerji güvenliği için ithal kaynak azaltılmalı, yenilenebilir yatırımları artırılmalı

AB, girişimcilere 48 saatte şirket kurma imkanı sunmaya hazırlanıyor

"Güvenilir Gıda" mobil uygulaması kullanıma sunuldu

Yükleniyor

loading