Eserlerinde kendi öz kültüründen faydalanan ressam: Nuri İyem

Eserlerinde kendi öz kültüründen faydalanan ressam: Nuri İyem

GÜNDEM 18.06.2025 15:02:25 175 0
Eserlerinde kendi öz kültüründen faydalanan ressam: Nuri İyem

İSTANBUL (AA) - Toplumcu-gerçekçi akımın önde gelen isimlerinden İyem, Bulgaristan göçmeni Hüsnü Bey ile Melek Hanım'ın yedinci ve son çocuğu olarak 1915'te İstanbul Aksaray'da dünyaya geldi.

Savaş yıllarında adı kayıplar listesine yazılan babasının Diyarbakır'da yaşadığı haberini almaları üzerine İyem, annesi ve ablasıyla 1918'de Cizre'ye yerleşti.

Unutulmaz sanatçı, resim sanatına henüz çocuk yaşlarında kömür kalemle duvarlara çizimler yaparak adım attı.

Nuri İyem, kendisiyle çok yakından ilgilenen ve sonraki yıllarda gözleri portrelerine konu olan ablası Aliye'yi 1922'de kaybetti.

Ailesiyle 1923'te Cizre'den İstanbul'a dönen İyem, daha sonra dedesinden kalan miras nedeniyle annesi ve teyzesi eşliğinde Arnavutluk'un İşkodra şehrine gitti. İyem, İşkodra'da önce mahalle mektebine, ardından İtalyan İlkokulu'na devam etti. Babasının çağırması nedeniyle annesi ve ablasıyla 1924'te Mardin'e giden İyem, ilkokulu Mardin'de tamamladı.

Usta sanatçı, 1929'da İstanbul'da Fatih Gelenbevi Ortaokuluna başladı, ardından sırasıyla Pertevniyal ve Vefa liselerine gitti.

Lisedeyken yaptığı resimler, İyem'e akademinin kapısını araladı

Lisede sanat eğitiminde istediğini bulamayan İyem, öğrenciyken yaptığı resimleri, dönemin akademi hocası Nazmi Ziya Güran'a gösterdi. Güran, resimleri beğenince onu akademiye kabul edilebileceğini söyledi.

Güran'ın desteğiyle 1933'te Güzel Sanatlar Akademisine başlayan İyem, öğreniminin ilk yılını Nazmi Ziya Güran Atölyesinde tamamladı. Nazmi Ziya Güran, İyem'in resim yeteneğine kalıcı değerler kattı.

Usta sanatçı, akademideyken İbrahim Çallı ve Hikmet Onat atölyelerinde de çalıştı. Akademinin orta bölümünden Ragıp Gökcan'la birinciliği paylaşarak mezun olan sanatçı, İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce 1938'de asteğmen olarak Trakya'ya gitti.

Çağdaş Eleştiri dergisinin Mayıs 1982 tarihli 3. sayısında yayınlanan röportajında İyem, resme olan tutkusunu şu sözlerle anlatmıştı:

"Çok yadırgayacaksın. Benim resim yapmadığım günler oluyor ama inanılmaz, hani Orhan Veli'nin dediği gibi 'tarif edilmez kederler'e bulanıyorum ben o günlerde. Görevini yapamamış bir insan gibi ağlaya sızlaya gider yatarım. Hasta olurum resim yapmazsam. Uyanırım, ilk işim atölyeye gitmek olur. Atölye de hemen yatak odamın yanında. Akşam gün ışığıyla bıraktığım yerden başlarım. Duvarda çalıştığım bir sürü resim vardır, onlara bakarım. Biri beni çok çeker, şununla bir hasbihal edelim, derim. Karşıma koyarım. Kendimi yoklarım, ona çalışabilecek gücüm var, onu daha iyi duruma getirecek hevesim var mı? Ne koyarsam buna, daha alımlı olur?"

Sanatçı, aynı röportajda, resimde kendi kültüründen yararlanmanın önemine işaret ederek, şunları söylemişti:

"Yağlıboya ile resim yapma olayını biz Batı'dan almışız ama Nurullah Berk ve arkadaşları, D Grubu, Türkiye'de ancak Levantenler'e yakışır bir tavırla Paris ekolünün temsilcisi olduklarını ilan etti ve sergi açtılar. Bunu benim aklım almıyor. Bu, adamı sömürge olmaya götürür. Bu düşüncede insana ben sanatçı demem ama ben demiyorum ki öyle bir resim yapalım ki, 'İşte Türk resmi budur.' densin. Elden geldiğince kendi çevremizden, kendi sorunlarımızdan girelim. Dilde bir örnek var, sapasağlam duruyor. Bugün herkes severek isteyerek kendi dilini arıyor. Benim gibi bir adam bile. Ben 67 yaşındayım, bu sorunun öncüsü falan da değilim. Sonradan katılmışım kervana, ama içimden gelerek, Arapça bir sözcük kullandığım zaman 'Nerden çıkardım bunu?' diyorum. İşte bunu yaratabilmek resimde de mümkündür."

Gruba daha sonra Abidin Dino, Faruk Morel, Agop Arad ile Yusuf Karaçay katıldı ve bu etkinlik 1951'e kadar sürdü. Ziya Ülken, 1942'de yayımladığı "Resim ve Cemiyet" adlı kitabıyla, grubun savunuculuğunu üstlendi. Zamanla gruptan kopmalar da oldu.

Ressam İyem, askerlik görevinin ardından Giresun'a resim öğretmeni olarak atandı. Bu sırada İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisinin yüksek bölümü de açıldı. Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisinin lise kısmına ilaveten akademi daha da geliştirilerek orta ve yüksek devreli bir sanat eğitim kurumu haline getirildi.

Leopold Levy ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın öğrencisi oldu

Avrupa'da tanınmış usta sanatçıların eğitim kadrosuna getirildiği akademinin yüksek bölümünde de 4 yıl eğitim gören İyem, Fransız ressam Leopold Levy'in yanı sıra estetik derslerini daha sonraki yıllarda yakın dostu olacak Ahmet Hamdi Tanpınar'dan aldı.

Usta ressam, akademide yüksek resim bölümünden 1944'te "Nalbant" adlı çalışmasıyla ikinci kez birincilikle mezun oldu ve okulun ilk birincisi olma unvanını da elde etti.

Öğrenciyken desenleri Servet-i Fünun dergilerinin kapaklarında basılan sanatçı, okuldan mezun olduğu yıl seramik sanatçısı, heykeltıraş ve ressam Nasip Özçapan ile evlendi. Çift, birlikte birçok sergiye imza attı.

Nuri İyem, toplumcu-gerçekçi sanat anlayışıyla 1941'de arkadaşları Kemal Sönmezler, Selim Turan, Fethi Karakaş, Ferruh Başağa ve Mümtaz Yener'le "Yeniler" grubunu kurdu. Hepsi de Leopold Levy'nin öğrencisi olan bu grup, ilk sergisini "Liman Kenti İstanbul" adıyla 1941'de Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü binasında açtı.

Türkiye'nin ilk özel resim dershanesini kurdu

Türkiye'nin ilk özel resim dershanesini Beyoğlu'nda Fethi Karakaş ve Ferruh Başağa ile kuran İyem'in öğrencileri ilerleyen yıllarda "Tavan Arası Ressamları" adlı grubu kurdu.

"Yeniler"in ikinci sergisi 1942'de yine Beyoğlu'nda, üçüncüsü ise Eminönü Halkevinde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Grubun toplumsal konuları irdeleyen sergileri 1950'ye kadar sürdü.

Sanatçı, bir süre Resim-Heykel Müzesi'nde Halil Dikmen'in yardımcısı olarak çalıştı. 1946'da ilk kişisel sergisini, Beyoğlu'nda bir mobilya mağazasında açan İyem, Ankara, İstanbul ve İzmir'de duvar resimleri yaptı.

Türkiye'deki toplumsal, siyasi ve kültürel değişime tanıklık eden ve Türk sanatında yeri dolduramayacak eserlere imza atan İyem, akademiden mezun olurken yaptığı "Nalbant" adlı tabloda yer alan orak ve çekiç sembolleri nedeniyle, 1944'te tutuklandı ve iki yıla yakın hapis yattı.

Usta ressam, 1950'den sonra yöneldiği soyut resim anlayışını 1960'lı yıllarda bırakarak, köyden kente göç eden insanları, gecekondu yaşamından sahneleri ve genç kadın portrelerini resmetti.

Yurt içi ve yurt dışında çok sayıda sergiye imza attı

İstanbul'un ilk özel galerisi Maya'da 1950'li yıllarda kişisel sergiler açan sanatçı, yurt dışında da karma sergilere katıldı. İstanbul ve Ankara'da yaklaşık 25 özel sergiye imza atan usta ressam, Hollanda, Venedik ve Sao Paola'daki sanat merkezlerinde de eserlerini sergiledi.

Nuri İyem'in oğlu ve gelini tarafından 1996'da kurulan Evin Sanat Galerisi, sanatçının çok sayıda kişisel sergisine ev sahipliği yaptı.

Soyut ve soyut sonrası olmak üzere iki dönem altında biçimlenen İyem'in sanatı, Tanpınar'ın deyimiyle "rehbersiz" ve "pusulasız" bir yörünge üzerinde gelişmiş ve akademi merkezli sanat görüşlerine karşıt bir seçenek üzerinde kimliğini bulmuştu.

Ahmet Hamdi Tanpınar, onun eserleri için "Bir heykel kadar sımsıkı, yeşil mehtap aydınlığı kadar zarif, geçmiş zamanın havasını içinde taşıyan eski fresk ve ikonalar kadar yalın." yorumunu yapmıştı.

Yeditepe ve Dost dergileri için sanat yazıları yazan İyem'in 1986'da Tüyap Ticaret Merkezi'nde 50. sanat yılı onuruna retrospektif sergisi açıldı ve sergiyle ilgili kitabı yayımlandı.

Sanatçı, 1973'te Cumhuriyet'in 50. Yılı Resim Ödülü, 1989'da Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü ve 1997'de TÜYAP İstanbul Sanat Fuarı Onur Ödülü'nü aldı. 2001'de ise Evin Sanat Galerisi, İyem'in resimlerinin yer aldığı koleksiyonları tespit ederek görselleri arşivledi. Projenin devamı olarak, 1504 resimden oluşan "Dünden Yarına Nuri İyem" retrospektif sergisi açıldı ve sergideki tüm yapıtlar iki ciltlik kitap ve CD olarak yayımlandı.

Kendine özgü stili ve kişiliği içinde figüratif alanda eserler verdi

İlk dönemlerinde duygusal bir realizm yolunda yürüyen sanatçı, kübizm ve soyut geometrik alanlarda geniş ve başarılı araştırmalarda da bulundu. Kendine özgü stili ve kişiliği içinde figüratif alanda eserler veren İyem, kendi kuşağının en güçlü ressamlarından biri oldu.

Sanatçı, 1940'larda toplumsal sorunları dile getiren gerçekçi figüratif resimler, 1950'lerde non figüratif (figürsüz resim) üslupta çalışmalar yaptı.

Hayatı boyunca 3 binin üzerinde esere imza atan sanatçı, 18 Haziran 2005'te Ulus'taki evinde 90 yaşında vefat etti. İyem'in cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.


Muhabir: Hilal Uştuk

Haber Kaynak : Anadolu Ajansı

Irak, elektrik üretimi için İran'dan gelen gaz akışının tamamen durduğunu açıkladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şüheda 1915" Tiyatro Gösterimi'ni izledi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: GÖKBEY, sivil yolcu taşıma sertifikasyonunu tamamlayan ilk milli hava aracımız oldu

ABD'de üretici enflasyonu şubatta beklentileri aştı

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti yayımlandı

Hakkari'de beyaz örtüyle kaplı dağlardaki kar manzarası dronla görüntülendi

UEFA Konferans Ligi'nde çeyrek finalistler yarın belli olacak

Suriyeli Abdülbari için 15 yıldır sakladığı evinin anahtarı "umudun başlangıcını" simgeliyor

Eminönü'nde bayram alışverişi hareketliliği

Diyarbakır'da "bayramda sofralar tatlansın" diye kadayıf üreticilerinden vardiyalı çalışma

Trump, Hürmüz Boğazı'nı ele geçirmeleri halinde "müttefiklerinin harekete geçeceğini" savundu

Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığınca görevlendirilen patriot sistemi Adana'da konuşlandırılıyor

ABD Başkan Yardımcısı Vance'in İran'a yönelik saldırılar konusunda sessiz kalması dikkati çekiyor

73 ildeki uyuşturucu operasyonlarında 958 şüpheli yakalandı

Trabzon'da terzi kardeşlerin ömrü dikiş makinesinin başında geçti

Milli futbolcu Kenan Yıldız: 4 yıldır buradayım ve burası bana büyük güven gösterdi

Afrika Uluslar Kupası şampiyonluğu iptal edilen Senegal kararı tahkime taşıyacak

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı

Özbek aileler ramazanda "ağız açar" iftar sofralarında bir araya geliyor

Depremzede anne, Türk Kızılay gönüllüsü olarak kız çocuklarına bayramlık dikti

Baharın müjdecisi leylekler Tunceli'deki köylerde bulunan yuvalarına dönmeye başladı

Kanoyla suda değil, Erciyes'te kar üzerinde süzüldüler

Hatay'da meslek liselilerin ürettiği çikolatalar bayramda ağızları tatlandıracak

Çanakkale Savaşları'nın bilinmeyen yönleri, Hisart Canlı Tarih Müzesi'nde sergileniyor

Kız kardeşler hayallerini sanat atölyesinde gerçeğe dönüştürdü

Sezonda 200 bin kişiyi ağırlayan Davraz Kayak Merkezi bayramı da hareketli geçirecek

"Saygınlar Kulübü" 65 yaş üstündekilerin buluşma adresi oldu

Kastamonu'da şehit öğretmen ve öğrencilerin hatıraları sınıftaki müzede yaşatılıyor

Tescilli Antep baklavasında üretim bayram için iki katına çıktı

SHURA'ya göre enerji güvenliği için ithal kaynak azaltılmalı, yenilenebilir yatırımları artırılmalı

Yükleniyor

loading