LAHEY (AA) - İsrail yanlısı gruplar, BM İnsan Hakları Konseyinin 58. Oturumunun son günü olan 4 Nisan'daki oturumda yapılması planlanan oylamada, Albanese'nin görevinin ikinci 3 yılı için yenilenmesine karşı çıkıyor.
İsrail yanlısı kuruluş UN Watch, Albanese'nin bazı açıklamalarının görevinin gerektirdiği davranış kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla yeniden atanmasını engellemeye çalışıyor.
BM İnsan Hakları Konseyinin 47 üyesi arasında yalnızca Hollanda, Albanese'nin yeniden atanmasına karşı olduğunu kamuoyuna açıklarken, Almanya ise şubatta Albanese'nin Berlin'deki üniversitelerde yapacağı konuşmaları iptal ettirmişti.
Francesca Albanese'ye yönelik baskıları, bu baskıların nedenlerini ve arkasındaki aktörleri, onunla birlikte görev yapan Lex Takkenberg ve hukukçu İhsan Adel, AA muhabirine değerlendirdi.
İsrail yanlısı kuruluşlar harekete geçtiBM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese ile "Uluslararası Hukukta Filistinli Mülteciler" kitabını kaleme alan, BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansında (UNRWA) 31 yıl görev yapan ve bunun 10 senesini Gazze'de geçiren Lex Takkenberg, Albanese'nin görevine bağlılığının İsrail ve destekçilerini endişelendirdiğini söyledi.
Takkenberg, "Son 3 yıl boyunca onu çeşitli vesilelerle engellemeye çalıştılar ve şimdi de bu görev süresinin yenilenmesi formalitesini kullanmaya çalışıyorlar." dedi.
Raportörlerin görevlerine 6 yıl için seçildiğini ve ilk 3 senenin ardından yapılan yenilemenin genelde formaliteden ibaret olduğunu kaydeden Takkenberg, Albanese'nin ikinci 3 yılında görev yapmasının engellenmesi için İsrail yanlısı kuruluşların harekete geçtiğini dile getirdi.
İnsan Hakları Konseyinde Albanese'ye eleştirel yaklaşan sadece birkaç Batılı devlet olduğunu, üyelerin büyük çoğunluğunun ise görevini desteklediğini ifade eden Takkenberg, "Bu nedenle, Konsey Başkanı, Albanese'ye karşı yapılan son iddiaları daha derinlemesine inceleme nedeni görmediği sürece, görev süresinin yenilenmesi bekleniyor." diye konuştu.
Takkenberg, Hollanda hükümetinin Albanese'ye karşı çıktığını anlatarak, "Hollandalı bir vekil, ocakta, Parlamento Dışişleri Komisyonunun Albanese ile görüşmeyi kabul etmesini siyasi soru olarak gündeme getirdi ve hükümet de yanıtında görev süresinin uzatılmasını desteklemediğini açıkça belirtti. Başka hükümetlerin bunu yaptığını görmedim." diye konuştu.
"İsrail eleştirilerini bastırma çabası"İsrail politikalarına yönelik her türlü eleştirinin İsrail ve destekçileri tarafından bastırıldığını kaydeden Takkenberg, "Çoğunlukla sağcı popülist vekiller veya ABD'deki Kongre üyeleri aracılığıyla mesajlarını yayıyorlar. Onlar aracılığıyla rahatsız etmeye ve eleştirmeye çalışıyorlar. Bu sadece Albanese'yi değil, İsrail'i eylemleri için eleştirmeye cesaret eden parlamenterleri, İsrail'e karşı daha eleştirel olan politikacıları ve hükümetleri de etkiliyor." ifadelerini kullandı.
BM özel raportörlerinin BM çalışanı olmadıklarına, bu nedenle BM hiyerarşisinden ve siyasi düşüncelerden etkilenmediklerine dikkati çeken Takkenberg, şöyle devam etti:
"Bu nedenle güç odaklarına gerçeği söyleme özgürlükleri var, Albanese de bunu tutarlı bir şekilde yapıyor. İnsan hakları mekanizmasının çok önemli bir bileşenidirler ve bu nedenle görev süresini yenilemeleri kritik önem taşıyor. Canlı yayınlanan bir soykırımı izliyoruz. Hem soykırım eylemleri hem de İsrailli liderlerin, üst düzey askeri yetkililerin soykırım niyetini ifade eden benzeri görülmemiş açıklamalarına dair çok fazla kanıt var."
Takkenberg, İsrail'in Albanese'ye yönelik karalama kampanyalarının süreceğini öngörerek, "Onu iyi tanıyan biri olarak, kişisel güvenliğinden endişe duyuyorum ve bazen ona bir şey olmasından korkuyorum. İsrail ve destekçilerinin onu rahat bırakacağını düşünmüyorum." dedi.
"Akademik özgürlüğün ciddi bir ihlali""Filistin için Hukuk" kuruluşunun kurucusu İhsan Adel ise Albanese'nin Almanya'daki konuşmalarının iptal edilmesini "akademik özgürlüğün ciddi bir ihlali" olarak nitelendirdi.
BM tarafından atanmış saygın bir hukuk bilgini Francesca Albanese'nin susturulmasının, "sadece ona karşı kişisel bir saldırı değil, aynı zamanda uluslararası hukuk sisteminin ve akademik özgürlüğün bütünlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu" vurgulayan Adel, şu ifadeleri kullandı:
"Gerçekten de gördüğümüz şey, İsrail'in cezasızlığına meydan okuyan meşru hukuki analizleri bastırmak için tasarlanmış siyasi bir susturma kampanyası. Her şeyden önce, yalnızca Francesca'ya değil, önceki Filistin Raportörleri Michael Lynk'e, Richard Falk'a, tüm BM özel raportörlerine İsrail ve destekçileri tarafından saldırı yapıldı. Şimdi Francesca Albanese'ye yönelik saldırının diğerlerine kıyasla daha önemli olmasının nedeni, onun raporlarının İsrail'in uzun süredir kendisini yasal hesap verebilirlikten koruma stratejisine doğrudan meydan okumasıdır."
Adel, Albanese'nin raporlarının ve çalışmalarının, "İsrail'in anlatısını sistematik olarak parçalara ayırdığını ve özellikle Gazze'ye saldırısının soykırım niteliğinde olduğunu, genel olarak Filistinlilere dayattığı apartheid rejimi ve uluslararası hukuk kapsamındaki ihlallerinin kapsamını ortaya koyduğunu" belirtti.
İhsan Adel, Albanese'nin raporlarındaki en kritik bulgulardan birinin, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının "meşru müdafaa" sayılamayacağını ortaya koyması olduğunu vurguladı.
"Uluslararası hukuk sistemi tehdit altında"Adel, Albanese'nin raporlarında, "20 binden fazla çocuğun öldürülmesinin sadece 'sivil zayiatı' olarak gösterilmesinin veya tüm sivil nüfusun 'insan kalkanı' olarak değerlendirilip hedef alınmasının, uluslararası hukukun açık bir çarpıtması olduğunu" bildirdiğini aktardı.
Raporların, soykırımı önleme yükümlülüğüne rağmen İsrail'i destekleyen üçüncü devletlerin suç ortaklığına da işaret ettiğini dile getiren Adel, şunları kaydetti:
"Şu anda 'anti-Filistincilik' veya 'anti-Filistin ırkçılığı' denen şeyle karşı karşıyayız. Albanese'yi susturma çabaları, İsrail'in eylemlerini soykırım olarak çerçevelemesine doğrudan bir yanıttır. Siyasi çıkarların, değerlendirmeleri kanıtlara ve uluslararası hukuk standartlarına dayansa bile hukuk uzmanlarının ne söyleyip ne söyleyemeyeceğini yönlendirmesine izin verirsek tehlikeli bir emsal yaratmış oluruz."
Bu emsalin, güçlü devletlerin uluslararası hukuk ihlallerine karşı çıkanları susturması anlamına geleceğine dikkati çeken Adel, "Bu, tam da Gazze'de bugün ortaya çıkan vahşet gibi olayları önlemek için inşa edilmiş tüm uluslararası insan hakları sisteminin erozyonuyla sonuçlanır." diye konuştu.
Muhabir: Selman Aksünger