İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde açılan "Kabe Yolunda: Mukaddes Yolculuk Hatıraları Sergisi"nde yer alan Kabe örtüleri, İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından yayınlanan "Kabe Kitabı"nda okurların ve araştırmacıların istifadesine sunuldu.
Kantarcı, AA muhabirine, uzun yıllardır İslam sanat tarihi konusunda araştırmalar yaptığını, hayatının önemli bölümünü özellikle Kabe örtüleri ve Kabe'ye ait hatıra ve eserleri topladığı Mekke'de geçirdiğini söyledi.
Kabe'ye ilişkin eserlerin yer aldığı sekizinci sergilerini Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde hayata geçirdiklerini belirten Kantarcı, "Kabe'ye dair bütün eserler deyince genel bir kavram ama burada mukaddes yolculuk hikayesi anlatıldı." dedi.
Kantarcı, Kabe örtülerinin başlı başına çok zengin koleksiyon olduğuna işaret ederek, Ankara'daki sergide Osmanlı'da yüzyıllar boyunca İstanbul'dan Mekke'ye uzanan yolculukta Kabe'ye gönderilen çok değerli eşyaların, Mekke'den padişahlara geri gönderilen kullanılmış örtülerin, sürre alayı yolculuklarında kullanılan feraşet sandıklarının, berat ve ferman gibi evrakların, hacıların geçmişten bugüne hacca hazırlık aşamalarında ve hac yolunda kullandıkları eşyaların yer aldığını aktardı.
"Makam-ı İbrahim örtüsü has altın iplerle örülmüş nadir bir eser"
"Külliye'de Ramazan" etkinlikleri kapsamında Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Davet Kabul Salonu'nda ziyarete açılan "Kabe Yolunda: Mukaddes Yolculuk Hatıraları Sergisi"nde 300'e yakın eserin bulunduğu bilgisini veren Kantarcı, "Bizim ulaşabildiğimiz en eski Kabe örtüleri 1700'lü yıllara kadar uzanıyor. Osmanlı'da en parlak Kabe örtülerinin dokunduğu dönem 1800'lü yıllar, İstanbul'da değişik mekanlarda dokundukları biliniyor. Kabe iç örtüleri ve Ravza örtüleri özellikle bu döneme ait çok kıymetli eserler. Bunların akabinde İstanbul'da Hereke Dokuma Fabrikası, 1860'ta kuruldu. O fabrikanın üretmiş olduğu eserler de Kabe'de kullanıldı ve bu 1910'lu yıllara kadar devam etti. O eserler de sergimizde yer buluyor." diye konuştu.
Bekir Kantarcı, Osmanlı döneminden bugüne ulaşan Kabe'ye ait eserlerin arasında Mekke'de Kabe'nin iç duvarları, Medine'de ise Ravza için özel dokunmuş örtülerin de bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti:
"Bu örtülerden bir tanesi çok ilginçtir, kaynaklarda fotoğrafları dahi nadir olan Makam-ı İbrahim'in örtüsü. Bu örtüyü gerçekten görmek istiyor, arıyordum. Geçtiğimiz sene bu örtü İstanbul'da karşımıza çıktı. Osmanlı'nın çok önemli paşalarından birisinin üçüncü nesil torunları olan bir aileden çıktı. Tabii bir arkadaşım vesilesiyle bana bu eserler gösterildiğinde öncelikle Makam-ı İbrahim örtüleri olduğunu anlamamıştım ama resimdekilerle karşılaştırınca çok net şekilde bunu fark ettik. Çünkü Kabe örtüleri içerisinde som altınla dokunan bir örtü yoktur. Malum Osmanlı dönemi de dahil olmak üzere Kabe'nin kemer-kuşak yazıları, Kabe kapı örtüleri, sırma tekniğiyle gümüş tellerle dokunmuş fakat bu Makam-ı İbrahim örtüsü, 24 ayar has altın iplerle örülmüş, böylesine nadir, kıymetli bir eser. Bu eser Ankara'da Millet Kütüphanesi'nde ilk defa sergileniyor. 4 parça elimizde mevcut. Bir tarihe tanıklık etmesi açısından önemli çünkü Osmanlı'nın son dönemlerini anlatıyor, 1890'lı yıllara ait."
"Suudi Arabistan, Kabe örtülerini kendisi yapmaya başladı"
Osmanlı Devleti tarafından 1916'da Sultan Mehmet Reşad döneminde İstanbul'da bir Kabe kapı örtüsü dokutulduğunu, son surre alayı ile Mekke'ye gönderildiğini fakat bu örtünün Medine'den öteye geçemediğini belirten Kantarcı, bu son Osmanlı Kabe kapısı örtüsünü eski fotoğraftan bakıp orijinaline sadık kalarak, hat ve tezhipleriyle yeniden çizdirerek maketini hazırladıklarını ifade etti.
Kantarcı, Makam-ı İbrahim örtüsünün de Osmanlı'ya ait gelenek olduğuna dikkati çekerek, şunları anlattı:
"Örtünün Osmanlı'dan sonra 1930'lu yıllara kadar kullanıldığından bahsediliyor. Bunun bir örneği de Mısır'da şu an Kabe örtüleriyle ilgili bir müzede sergileniyor. O da en son 1930'lu yıllara ait. Malum Osmanlı sonrasında bir müddet daha Kabe örtüleri, Suudi Arabistan yönetimi tarafından Mısır'da dokutulup Kabe'de kullanıldı. Her sene yine Mısır tarafından gönderiliyordu ama 1940'lardan itibaren öncelikle Mekke'de, geçici süre Hindistan'da dokutuldu, 1950-1960'lı yıllara gelindiğinde artık bu konuda gerekli tecrübe elde edildiğinden Osmanlı yönetimi sonrasında Suudi Arabistan, Kabe örtülerini kendisi yapmaya başladı."
"Kabe Yolunda: Mukaddes Yolculuk Hatıraları" sergisinin 2 ay boyunca ziyarete açık olduğu bilgisini paylaşan Kantarcı, "Ankara'da olması bizim için tabii ayrı mutluluk vesilesi oldu. Öncelikle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Millet Kütüphanesinin böyle bir sergiye ev sahipliği yapması anlamlıydı. Ayrıca, şimdiye kadarki bütün sergilerimiz İstanbul'daydı, Türkiye'nin pek çok ilinden ziyaretçiler, böyle bir serginin kendi şehirlerinde yapılmasını arzu ediyordu. Ankara, Türkiye'nin merkezinde çok önemli şehrimiz, başkentimiz. Umut ediyoruz ki Ankara civarındaki illerden insanlar da gelip bu sergiyi görebilecekler. Kabe'yle ilgili güzel hatıraları yakından temaşa edebilecekler." dedi.
"Bu aslında 3 kitaplık projenin birinci ayağı"Kantarcı, IRCICA tarafından basılan "Kabe Kitabı"nın, Kabe örtülerinin ve Kabe'ye dair topladıkları çok değerli koleksiyonun insanlarla buluşmasını arzu etmeleri vesilesiyle ortaya çıktığını söyleyerek, şu bilgileri verdi:
"Bu aslında 3 kitaplık projenin birinci ayağı. Kabe'yi bize anlatan, Kabe tarihiyle Kabe örtülerinin geçmişi, Osmanlı dönemi öncesi, Osmanlı sonrası Kabe örtüleri, Kabe örtülerinin sarayda nasıl kullanıldığı, Kabe örtüsünde hat yazma geleneği ve günümüzde de Kabe örtülerinin hangi değişikliklerden ve değişimden geçerek bugünkü duruma geldiğini gösteren, elimizdeki Kabe örtü örnekleriyle detaylı şekilde açıklanan bir eser."
Kitabın hazırlanmasında emeği geçen IRCICA Genel Direktörü Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç ile Prof. Dr. Cengiz Tomar'a ve eserin hazırlanmasında beraber çalıştığı Hasan Mert Kaya'ya teşekkür eden Kantarcı, "Bu eser Kabe örtülerinin yaşadığı değişiklikleri ortaya koyan, tarihe tanıklık eden çok önemli bir eser oldu. Kendileri büyük gayret göstererek baştan aşağı kitabı incelediler, düzenlediler, yayına hazırladılar ve halkımızla buluşturdular. Bundan dolayı son derece mutluyuz." dedi.
Uzman akademisyenlerin makalelerinin de ilk defa kamuoyuyla paylaşıldığı eserin 6 yıllık çalışma sonucu ortaya çıktığını, daha önce yayınlanmamış fotoğrafların, koleksiyondaki çok değerli eserlerin görüntülerinin de okuyucunun ilgisine sunulduğunu bildiren Kantarcı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu şekliyle kaynak eser, çok önemli başvuru kitabı olarak inşallah insanımızın istifadesine sunulmuş bulunuyor. Bu ilk kitabımız, bundan sonra geçmiş yüzyıllarda haccın nasıl yaşandığı, hacıların İstanbul'dan 6 aylık yolculuklarla Mekke'ye varış ve dönüş hikayeleri ve son olarak da Kabe özlemini yansıtan, pek çok Müslüman'ın dünya gözüyle göremediği Kabe'yi resim, yağlı boya, tablo, minyatür, cam altı veya pulat tepsilerde çizimler şeklinde geçmişte görebildiklerini anlatan bir sanat koleksiyonu var. O da bizim koleksiyonumuzun önemli parçasını oluşturuyor. Onu da kitaplaştırmayı düşünüyoruz. Yakın zamanda sanatseverlerle, insanlarımızla buluşturmaya gayret edeceğiz."
Bekir Kantarcı'nın koleksiyonunda, Kabe ile Mescid-i Nebevi'nin örtüleri, Kabe tabloları, el çizimi Mekke tasvirleri, yazma eserler, Mekke ve Medine tasvirleri ve minyatürler ile Osmanlı Devleti'nden bugüne Kabe'ye verilen değeri gösteren eserler bulunuyor.
Muhabir: Ahmet Esad Şani