Sapanca Gölü çevresindeki etnobotanik hafıza 112 bitkiyle kayıt altına alındı

Sapanca Gölü çevresindeki etnobotanik hafıza 112 bitkiyle kayıt altına alındı

GÜNDEM 3.03.2026 15:52:15 43 0
Sapanca Gölü çevresindeki etnobotanik hafıza 112 bitkiyle kayıt altına alındı

SAKARYA (AA) - Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Sağıroğlu ve lisans öğrencisi Neşe Başar, Sapanca'nın doğasında saklı etnobotanik mirası gün yüzüne çıkarmak için geçen yıl çalışma yürüttü.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenen proje kapsamında öğrenci Neşe Başar, Sapanca Gölü çevresindeki 11 bölgede yaşları 55 ve üzeri olan 52 kişiyle görüşme yaptı ve 17 kez arazi çalışması gerçekleştirdi.

Yöre halkının bitkileri kullanma yöntemlerini belirleyen Başar, arazi çalışmasında fotoğrafladığı bitkileri köklerine zarar vermeden çıkarıp üniversitedeki herbaryumda presleme yöntemiyle kuruttu.

Doç. Dr. Sağıroğlu danışmanlığında bitkileri morfolojik özelliklerine göre ayıran Başar, Peter Hadland Davis'in 11 ciltten oluşan Flora of Turkey and the East Aegean Islands (Türkiye Florası ve Doğu Ege Adaları) eserinden yararlanarak kültürel mirasın izini sürdü.

Genç araştırmacı, hem yöredeki etnobotanik kültürünün belgelenmesi hem de geleneksel bilgi birikiminin korunarak gelecek nesillere aktarmayı amaçladığı çalışmada 48 familyaya ait 112 bitkinin bilimsel teşhisini gerçekleştirdi. Başar, bitkilerin 48'inin tıbbi amaçlı, 49'unun hem tıbbi hem gıda amaçlı, 15'inin ise diğer amaçlarla kullanıldığını belgeledi.

Doç. Dr. Mehmet Sağıroğlu, AA muhabirine, tilkikuyruğu, sirken, çakır dikeni, şeytanarabası, şerbetçiotu, aslankuyruğu, ebegümeci, sivri salep, şekerciboyası, burunca, yün otu ve asmanın aralarında bulunduğu 48 familyaya ait 112 bitkinin halk tarafından doğal olarak farklı amaçlarda kullanıldığını tespit ettiklerini söyledi.

Anadolu'nun, medeniyetlerin beşiği olduğunu ve çok sayıda insan topluluğunun kültürünü bünyesinde barındırdığını belirten Sağıroğlu, "Sapanca da önemli yerlerden birisi. Çok farklı insan topluluğunun bulunduğu alan. Buradaki halkın bildiği yöntemlerin yok olmadan tespit edilip ortaya çıkarılması gerekiyor. Aksi takdirde o kültür yavaş yavaş yok olup gidecek. Halktaki mevcut bilgiyi ortaya çıkarmak amacıyla bu çalışmayı yaptık." diye konuştu.

"Endemik türlere ve sağlık alanına çok büyük faydalar sağlayacağını düşünüyorum"

Neşe Başar, etnobotaniğin halkın bitkilerle ilişkisini inceleyen bilim dalı olduğunu, Sapanca'yı da bitki çeşitliliği yüksek bölge olmasından dolayı tercih ettiklerini anlattı.

Halkın bitkileri nasıl ve hangi hastalıklarda kullandığını, bitkilerin hangi kısımlarından yararlandığını ve yöresel adlarını kayıt altına aldıklarını anlatan Başar, şöyle devam etti:

"Teşhiste bitkinin morfolojik özellikleri yani çiçeği, meyvesi, tohumu, gövdesi ve köklerini araştırıyoruz, karşılaştırmalar yaparak bitkiyi teşhis etmiş oluyoruz. Sapanca'da 11 bölgede çalıştık, 52 kişiyle görüşme yapıldı. Görüşme yaptığım kişilerin çoğu 55 yaş üstü çünkü geçmişten gelen bilgiler bizim için çok kıymetli ve bunları kayıt altına almak istedik. Eski zamandan gelen bilgileri derleyip bunları kayıt altına almak istiyoruz çünkü onlar yok olup gidebilir, gitmesini istemiyoruz."

Başar, bilgilerin geleceğe önemli katkılar sağlayacağını düşündüğünü belirterek, "Göl çevresinden aldığım zakkum bitkisi normalde zehirli, asla ağız yoluyla alınmaması gerekiyor ama yaprakları ve çiçekleri kaynatılıp ezilerek egzamalı bölgelerde çok fayda sağladığı görülmüş. Yani pul pul görüntüleri geçirdiği biliniyor. Soğan bitkisi de aynı şekilde hocam sayesinde makaleye dönüşmüş. Arpacığı geçirdiği biliniyor. Suyu sıkılarak uçuk yarasında da aynı şekilde çok faydalı oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kayıt altına almadıkça sözlü şeylerin yok olup gittiğini vurgulayan Başar, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Kayıt altına almamızdaki amaç gelecek kuşaklara aktarmak, insanlığa fayda sağlamak. Özellikle endemik türlere çok fayda sağlayacağını ve ortaya çıkabileceğini düşünüyorum. Türkiye zaten bitki yönünden çok zengin bir bölge, ekstra zenginleşeceğini düşünüyorum. İlaç firmaları ve sağlık alanında çok büyük faydalar sağlayacağını düşünüyorum. Çoğu bitkiyi kesinlikle kayıt altına almamız gerekiyor."


Muhabir: Mine Yıldırım

Haber Kaynak : Anadolu Ajansı

AA ekibi, İsrail ve ABD’nin Tahran’daki saldırılarında hasar gören Gülistan Sarayı’nı görüntüledi

Külliye'de Ramazan etkinlikleri devam ediyor

ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı sonrası İngiltere'nin denizaşırı askeri varlığı yeniden gündeme geldi

BM'den, ABD-İsrail'in İran'da ilkokula düzenlediği saldırıya ilişkin acil soruşturma çağrısı

Rusya: İran'a karşı savaş, nükleer silah üretimine yönelik eylemleri canlandırabilir

Tescillenen "Gün Işığı" üzümünün yaygınlaştırılması hedefleniyor

Sapanca Gölü çevresindeki etnobotanik hafıza 112 bitkiyle kayıt altına alındı

Yedi Güzel Okuma projesi, 40 bin üniversiteli gence ulaştı

Bakla dolması

Adana içli köftesi

Süper Lig'de 26 ve 27. hafta maçlarının programı belli oldu

"Süper 1 Takım" 22 Mayıs'ta vizyona girecek

Zeugma'da yaklaşık 2 bin yıllık Mars heykeline seyir platformu yapıldı

Mali'de iftarda sofralar iki kez kuruluyor, yemekler camide yeniyor

Anadolu Efes'te sportif direktör İsmail Şenol ile yollar ayrıldı

Tarihi camide yıllardır "Ümmet İftarı" aynı sofrada buluşturuyor

Ziraat Türkiye Kupası'nda yarın oynanacak maçları yönetecek hakemler belli oldu

Rizeli öğretmen atık malzemeleri sanata dönüştürüyor

Genç yaşta bağımlısı olduğu sanal kumardan Yeşilayın desteğiyle kurtuldu

Yazar Muhammed Berdibek: Arabeskte meseleyi göç üzerinden okuyamayız

800 yıllık Selçuklu ipeği Antalya'da yeniden hayat buluyor

Doğada yaralı bulunan yaban hayvanları Gölya Tabiat Parkı'nda sağlığına kavuşuyor

Hurda klasik otomobilleri yenileyen usta yılda 3 sipariş kabul ediyor

Isparta'daki yaklaşık 5 asırlık Firdevs Bey Camisi yıllara meydan okuyor

Senegal'de Müridi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmedu Bamba'nın mirası: Touba Büyük Camisi

Emirhan Başyiğit, Sivasspor'un play-off hedefine inanıyor

Türkiye'ye atletizmde ilk olimpiyat madalyasını kazandıran sporcu: Ruhi Sarıalp

Hollanda'da sonradan Müslüman olan Zeynep van de Weijer: O an İslam'da daha fazlası olduğunu düşündüm

19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin seçkin örneği: Büyük Mecidiye Camisi

Zeliha Berksoy: Tiyatroda hiç boşa geçmiş zamanım olmadı

Yükleniyor

YAZARLAR