Ülkesinde "sokak tozlarının", gurbette "kimsesizlerin" hikayesi
Ülkesinde "sokak tozlarının", gurbette "kimsesizlerin" hikayesi
ANKARA (AA) - AA muhabiri, "Güney Kore'nin Evlatlık Çocukları" başlıklı üç bölümlük dosya haberin ilkinde Güney Kore'den özellikle Batılı ülkelere evlatlık verme politikasının tarihi gelişimini, etkilerini ve evlat edinilen kişilerin biyolojik ailelerini arayışlarını muhataplarıyla görüşerek anlattı.
Kore Savaşı'nın ardından Güney Kore'de başlayan ve 1970'lerden itibaren yoğunlaşarak bugüne kadar süren, kimsesiz çocukların yurt dışına evlatlık verilmesinde ekonomik ve siyasi nedenler bahane edilirken atalarının yurt dışına evlatlık verme çözümü, torunlarının sorunu oldu.
Güney Kore'nin evlatlıkları ise gittikleri toplumda en iyi ihtimalle entegrasyonda zorlandı ve depresyon başta olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlığa yakalandı.
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından "Soğuk Savaş'ın ilk sıcak çatışması" olarak nitelendirilen, 1950'de başlayan Kore Savaşı'nda Çin ve Sovyetler Birliği Kuzey Kore'ye, ABD önderliğindeki Birleşmiş Milletler (BM) de Güney Kore'ye destek verdi.
Savaşın ardından yabancı askerlerle Güney Koreli kadınların çocukları başta olmak üzere ülkede kimsesiz çocuk sayısında artış görüldü. Ekonomik sıkıntıların pençesindeki Güney Kore'de yetimhanelerdeki kimsesiz çocuklar, ABD ve çeşitli Avrupa ülkelerine evlatlık verilmeye başlandı.
Çocukların çoğunun ülke dışına evlatlık verilmesinin gerekçesi, babalarının ABD veya BM üyesi diğer ülkelerden gelen askerler olmasıydı.
Güney Kore'de o dönem yurt dışından gelen askerlerin "melez çocuklarına yönelik ırkçı tutumu", evlatlık verme sürecinde etkili oldu.
Zaman içinde savaştan çıkan bir ülke olmanın yükünden kurtuluş çabaları kapsamında Güney Kore, kimsesiz çocuklar için yatırım yapmak yerine çareyi, bu çocukları yurt dışına evlatlık vermekte buldu.
Böylece Güney Kore, hem Batılı ülkelerle ilişkilerini "hoş tutabildi" hem de bu politikası ekonomik kalkınmaya yardımcı oldu.
Ancak bu politikayla toplumca baskıya maruz kalan ya da düşük gelirli ailelerin çocukları da evlatlık verilmeye başlandı. Melez olsun, olmasın birçok kimsesiz Güney Koreli, bu politikanın bir parçası haline geldi.
Diğer taraftan kendilerini bir nevi "kurtarıcı" olarak gören Batılı aileler ise okyanusun ötesinden evlat edindikleri kimsesiz çocukların bir gün biyolojik ailesine geri döneceğini düşünmüyordu. Bu da aileleri, ülkelerinde dışlanan bu çocukları evlat edinmeye teşvik ediyordu.
Bu dönemde siyasi veya ekonomik nedenler etkili olsa da evlatlık verilen Güney Koreliler, bu süreci eleştiriyor. Öte yandan, bu kişilerin biyolojik ailelerini arayışlarında dosyalarındaki çelişkiler, doğdukları ülkedeki topluma entegre olamama, aileleriyle aralarında dil bariyerinin bulunması gibi sebepler, insanlar üzerinde sosyo-psikolojik sonuçlar doğuruyor.
ABD'de ülkeler arası evlat edinme konusunu çalışan Minnesota Eyalet Üniversitesi Etnik Çalışmalar Bölümü'nden Doçent Doktor Kim Park Nelson'a göre, yabancı askerlerin çocuklarının ABD'ye evlatlık verilmesi yönünde bir fikir ortaya çıkmış olsa da aslında çocukların biyolojik babalarının bulunması için herhangi bir çaba sarf edilmedi.
Daha çok Kore Savaşı'nın ardından Güney Kore'den çocukların ülke dışına evlatlık verilmeye başlandığı görülse de aslında İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Avrupa'da da benzer bir sürecin başladığını belirten Park Nelson, "Bu şekilde savaş nedeniyle ailelerinden kopan çocuklar konusu, hem İkinci Dünya Savaşı'nda hem de Kore Savaşı'nda ortak savaş deneyimleri arasında yer alıyor." diye konuştu.
Ülkende "sokak tozusun", gurbette kimsesizsinYurt dışına evlatlık verilen "melez çocuklara" karşı Güney Kore'de olumsuz tutumun olduğu ifade ediliyor. Zira Avustralya'daki "Güney Koreli Evlatlıklar Ağı" adlı kuruluş, melez çocukların kaldığı çocuk esirgeme kurumlarında bu çocukların o dönem "sokak tozu" diye nitelendirildiğini belirtiyor.
Güney Kore'den 1972'de ABD'ye evlatlık verilen yazar Jane Jeong Trenka, bu melez çocukların ülke dışına evlatlık verilmesine ilişkin, "Güney Kore, ırkçılık nedeniyle bu çocukların ülkede olmaması gerektiğini düşünüyordu ancak şimdi çok kültürlü evlilikler görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Savaş sonrasında ekonomik sıkıntılar nedeniyle ülkenin evlat edinme politikasının işe yaramış olabileceğini düşünen Trenka, "Daha önce, 'Bu çocukların fırsatını mahvetmek istemiyoruz.' düşüncesini duymuştum. 'Evlat edinilme şanslarını mahvetmek istemiyoruz.' diyerek her türlü yanlış evrak işini yaparak bizim iyiliğimize olduğunu düşündükleri için evlat edinilmemize olanak sağladılar." dedi.
Güney Kore'nin başlattığı bu evlat edindirme sürecinin zaman içinde resmileştiği görülüyor. Dünyada ülke dışına en çok evlatlık veren ülkelerden biri haline gelen Güney Kore'nin, 1950'lerden bu yana 200 bini aşkın Güney Koreli çocuğu yurt dışına evlatlık verdiği belirtiliyor. Bu çocukların yaklaşık 150 bini ise ABD'den evlat edinildi.
ABD'deki Boston College Üniversitesi Gelişim ve Eğitim Psikolojisi Danışmanlığı Bölümü'nden Doçent Doktor Oh Myo Kim, Güney Kore'yi buna iten faktörlerin yanında, bu çocukların evlatlık verildiği ülkelerin çekim etkisinin olduğunu düşünüyor.
Kore Savaşı'ndan sonra 1970'lerde ülkede geçim sıkıntısı çeken aileler daha iyi yaşam sürmeleri umuduyla, bekar ve çalışan anneler de toplum baskısı ve ekonomik zorluklar nedeniyle çocuklarını yetimhanelere yerleştiriyordu.
"Bazen 'Orada yoksulluk, savaş vardı. Melez ırktan çocukları istemiyorlardı, gönderiyorlardı' gibi sadece Güney Kore tarafından bakıyoruz. Bunların tümü doğru, o yıllarda çocukları gönderiyorlardı." diyen Oh Myo ancak ABD gibi ülkelerin de bu evlat edinme sürecine katılmak istemesinde insancıl sebeplerin yanı sıra siyasi beklentilerin de göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Konunun o dönemde basında yer almasının Amerikalıların Güney Koreli çocukları evlat edinmek istemesinde etkili olduğunu düşünen Park Nelson, "Aslında savaş sonrası evlatlık verilen Güney Korelilerin sayısı, toplam sayının çok az bir kısmına tekabül ediyor." diye konuştu.
Park Nelson, 1980'lerde ekonomik koşullar nedeniyle hız kazanan Güney Kore'den evlat edinme sürecinin yavaşlatılması için dönemin hükümetinin bazı çabalarına rağmen yurt dışından evlat edinme sürecinin önüne geçilememesinin sebeplerinden birinin, ABD'den gelen "talep" olduğunu anlattı.
Evlat edinme 1980'lerden sonra en yüksek seviyedeGüney Kore'de 1980'lerden sonra yurt dışına gönderilen çocuk sayısı en yüksek seviyeye ulaşırken 1990'lardan itibaren evlatlık verilen çocukların yüzde 90'ı bekar annelerin çocuklarıydı.
"Adoptees For Justice" adlı sivil toplum kuruluşundan Politika Yöneticisi Amanda Cho, Güney Kore'den 1978'de evlat edinilerek ABD'ye geldi.
Cho, evlat edinilen çocuk sayısının arttığı yıllara ilişkin şunları kaydetti:
"Ailelerindeki en küçük kız çocuk oldukları için evlatlık verilen birçok kadın tanıyorum. Bence hastanelerde kız çocukları doğuran kadınlar bulunuyordu ve erkek çocuk isteyenler, kız çocuklarından vazgeçmeye zorlanıyordu. Gerçekten buna inanıyorum. Sanırım 1970 ve 1980'lerde, erkek çocuk doğurma baskısının olduğu zamanlarda anneler için çocuklarını başka bir yere göndermek daha kolaydı. Bence bu, Güney Kore'de değişen bir durum. Şimdi durumun 1970'lerde olduğu gibi olduğunu düşünmüyorum."
Kendisi de Güney Kore'den evlat edinilen ve evlatlık kişilerin biyolojik ailelerini arayışının psikolojilerine etkilerine odaklanan Oh Myo, o döneme dair verilerin sınırlı olduğunu ifade ediyor. Evlatlık çocukların biyolojik ailelerini arayışındaki psikolojik etkileri değerlendiren Oh Myo, dosyalardaki çelişkilerin yoğun öfkeye, kafa karışıklığına ve hüsrana yol açtığını söyledi.
Muhabir: Aynur Şeyma Asan,Ali İhsan Çam
İran Dışişleri Bakanı: "Altyapımıza saldırı olursa, (misillemede) hiçbir şekilde kısıtlama uygulamayacağız”
ABD'nin Orta Doğu'ya üç savaş gemisi ve yaklaşık 2 bin 500 asker daha konuşlandıracağı iddia edildi
Dışişleri Bakanı Fidan, BAE Devlet Başkanı Al Nahyan tarafından kabul edildi
New York Belediye Başkanı Mamdani, görevdeki ilk bayram namazını kıldı
İran lideri Hamaney ülkesine birlik çağrısı yaptı
Cumhurbaşkanı Erdoğan jandarma personelinin bayramını kutladı
Uluslararası Enerji Ajansından petrol krizine karşı hız sınırı ve evden çalışma çağrısı
Milyonlarca cihazı esir alan siber saldırı şebekesi etkisiz hale getirildi
Çekya'da, İsrailli silah şirketi Elbit Systems ile bağlantılı bir fabrika ateşe verildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Antalya teşkilatıyla telefonda bayramlaştı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmetçikle telefonda bayramlaştı
MSB kaynaklarından İncirlik Üssü'nde "sirenlerin çaldığı" paylaşımlarına ilişkin açıklama
İletişim Başkanı Duran, İsrail'in Mescid-i Aksa'da bayram namazını kılmak isteyenlere saldırısını kınadı
Dünyada Ramazan Bayramı kutlanıyor
Afganistan Pakistan'ın ateşkesi ihlal ettiği iddiasında bulunurken Pakistan iddiayı reddetti
Çocuklar için sosyal medyada güvenli kullanım kritik önem taşıyor
Teknopark İzmir, 2028 yılında 1 milyar dolarlık yüksek teknoloji ihracatı hedefliyor
"Tek Başına Değil, Çok Başına Bayram" projesiyle tek yaşayan yaşlılar yalnız bırakılmayacak
Bakan Işıkhan, SGK'nin 36 ilacı daha geri ödeme listesine dahil ettiğini duyurdu
Filistinliler, bayram namazını İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle kapatılan Mescid-i Aksa çevresinde kıldı
Doğu Anadolu'da soğuk hava etkisini sürdürüyor
Üretim odaklı küresel gıda sistemi, halk sağlığını göz ardı ediyor
KDK'den "otoparkta meydana gelen araç hasarından idare sorumludur" kararı
Uzmanlardan ramazan sonrası "öğün düzenine kademeli dönüş" önerisi
Donanma Komutanlığında bayram sevinci
Sakarya'daki Türkiye'nin ilk hızlı tren fabrikasının yapımında yüzde 55 ilerleme sağlandı
Çinileriyle öne çıkan sultan eseri: Çinili Cami
PFDK, Süper Lig'den 6 kulübe para cezası verdi
Türkiye'de yaklaşık 1,8 milyon yaşlı tek başına yaşıyor
İstilacı türlerle mücadelede yeni düzenlemeler devreye alınıyor
Yükleniyor



