Uzmanlar "15 Temmuz"a karşı Türkiye ekonomisinin gücünü koruduğunu vurguladı

Uzmanlar "15 Temmuz"a karşı Türkiye ekonomisinin gücünü koruduğunu vurguladı

EKONOMİ 15.07.2024 17:36:17 127 0
Uzmanlar

İSTANBUL (AA) - Analist Cüneyt Paksoy, 15 Temmuz hain darbe girişiminin Türkiye siyasal tarihi kadar Türkiye ekonomisi ve finans piyasalarına önemli etkileri olduğunu belirtti.

Bu süreçle mücadele ederken Türkiye'nin kararlı olduğunu göstermek adına hain darbe girişiminden sonra ilk günden itibaren piyasaları açık tuttuğunu, işlemlerin kesintisiz devam ettiğini ifade eden Paksoy, mücadelenin hemen sonrasında alınan önlemlerle sürecin negatif etkilerinin yumuşatılmaya çalışıldığını söyledi.

Aslında bunların çok önemli adım ve mücadeleler olduğunu, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ekonomi ve finans piyasaları üzerinde o günün şartlarında kaçınılmaz bazı etkilerinin de bulunduğunu anlatan Paksoy, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ekonomi üzerinde o dönemde enflasyonun yüzde 6'lara yakın ve tek hanelerde olduğunu biliyoruz. Sonrasında hemen bir sene içinde enflasyon tekrar yüzde 10'ların üzerine çıkmıştır. İşsizlik o dönemde yüzde 10 sınırını zorlarken, yine o dönemin etkileri olarak 12'lere, 13'lere ulaşmıştır. Makro anlamdaki gelişmelerdeki en büyük etken de büyüme tarafında olmuştur. Özellikle 7 yıllık bir büyüme sürecinin kesintiye uğradığını ve trendin etkilendiğini gözledik. Finans piyasalarında da önemli etkiler oluştu. Kurlarda hareketlilik gördük. Borsada birkaç gün içinde sert düşüşler gördük. Kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen not indirimlerini ve bu not indirimlerinin yabancı sermaye üzerindeki etkilerini izledik. Yabancı sermaye o dönemde önemli bir şekilde nakde geçerek yurt dışına çekilmişti. Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primindeki (CDS) yükseliş ve diğer dinamikler kurdaki harekete de bağlı olarak borçlanma maliyetlerimizi yukarı yönlü etkilemişti."

Bunların aslında önemli bir paradigma değişimi olarak görülebileceğini aktaran Paksoy, çünkü ekonomi iyi noktada ilerlerken milli gelirin de 12-13 bin dolarlara yaklaştığı bir ortamda daha ileriye gitmek isterken, tekrar yönünü aşağıya çevirmesinin, bireylere, vatandaşlara dokunuşu anlamında önemli görülmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin önemli süreçlerdeki mücadele gücü öne çıktı

Paksoy, Türkiye'nin bu süreçten çıkmak adına ciddi kararlar aldığını dile getirdi.

Türkiye'nin bu süreçte yapısal reform yapmaya gayret ettiğini kaydeden Paksoy, bu süreçten çıkmanın kolay olmadığını ifade etti.

Türkiye'nin bu mücadelesini anlatan Paksoy, şunları kaydetti:

"Aslında tam toparlanma sinyallerinin oluşacağı ortamda da 2017-2018 dönemlerinde ABD'yle Rahip Brunson davası üzerinden oluşan sürecin de etkilerini gözlemledik. Türkiye ekonomisinde orada da bir mücadele süreci oluştu. Akabinde pandemi süreci, yine bir mücadele yaşanan deprem afetleri, hepsi kısa tarihimizde önemli dönemeçler olarak geçti. Yani 15 Temmuz'da da başlayan süreç aslında bahsettiğimiz başlıklarla da etkisini devam ettirdi ama şunu görüyoruz ki gelinen noktada tamam olarak belki bu dönemin muhasebesini yaptığımızda enflasyonun yüksekliği, ekonomideki bazı dinamiklerin bozulma eğilimleri, büyüme tarafındaki mücadele ve diğer tüm dinamiklere baktığımızda yaşanan gelişmeler zorlukları gösterse de Türkiye'nin bir yandan da mücadele gücünü de görmek gerekiyor. Yani belirli kısa vadeli daralma süreçleri dışında Türkiye hep büyümeyi becerebilmiş, ekonomisini yukarı yönlü taşıyabilmiş bir ülke olarak kayda geçti. Türkiye yine bu dönemde ihracatını artırmayı başarabildi. Enerji gibi bir konuda önemli adımlar attı. Başta savunma sanayi olmak üzere birçok alanda adımlar atıldı."

Paksoy, bunların, sonuçlarının ileride görülebilecek adımlar olduğunu vurguladı.

Şu an yürütülen enflasyonla mücadele programı kapsamında da enflasyonun aşağı gelmesi sonrasında reel sektörün motivasyonunu kazanması ve ihracatın artması adına alınacak önlemlerin de önemli olacağını vurgulayan Paksoy, ama 15 Temmuz'dan başlayarak birçok stres başlığıyla mücadele eden Türkiye'nin yeniden güçlü ve normal piyasa dengelerine kavuşma mücadelesinin önem taşıdığını belirtti.

Paksoy, bu mücadelenin hedeflerinin belli olduğunu dile getirerek, "Tabii ki yapısal reform noktasında ve daha birçok alanda önemli adımlar bizi bekliyor. Yapılması gereken çok iş var ama en azından Türkiye piyasası rekabetçi olabildiğini, krizlerle mücadele edebildiğini, dinamik bir ekonomi olabildiğini göstermiştir." diye konuştu.

Paksoy, "Bundan sonrasında da global piyasalarda yaşanan zorluklara, küresel risk iştahındaki azalışa, enflasyonun tüm dünyada yaptığı etkiyle kendi içimizde de mücadele etmemize rağmen jeopolitik risklerin ciddi bir başlık olduğu ve siyasetin global ölçekte ABD seçimleri ve Avrupa içindeki yaşanan gelişmelerle öne çıktığı bir döneme rağmen Türkiye, kendi dinamiklerini oluşturma noktasına kararlı olduğunu göstermeye devam ediyor. Bunda da kesintisiz olarak bu karar sürecinde yoluna devam etmelidir. Türkiye ekonomisinin dinamikleri güçlüdür. Mücadele gücü güçlüdür. Bunu tam olarak kazanıma dönüştürmek ve hedeflerimizi yukarı yönde revize etmek için önemli bir çalışma süreci bizi beklemektedir." değerlendirmesinde bulundu.

"Darbeler her zaman Türkiye ekonomisinin dünyadaki sıralamasında gerilemeye neden oldu"

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Dinç de Türkiye'de darbelerin her zaman demokrasiye yapılan saldırılar olarak tartışıldığını belirtti.

Temelde bunun doğru olduğunu ancak bu darbelerin ekonomiyi de vurduğunun tartışılmaması durumunda eksik kalacağını ifade eden Dinç, şöyle devam etti:

"1960 darbesinden önce Türkiye dünyanın ilk 10 ekonomisi arasındaydı veya farklı raporlamalara göre 11. ekonomisiydi. Darbeyle beraber 6 sıra birden kaybetti. 1961'de sıralamada 16'ncılığa düştü. Ertesi sene 17'inciliğe geriledi. 71 darbesiyle beraber 19'unculuğa düştü. Bu da yetmemiş olacak ki 80 darbesi Türkiye'yi dünyanın ilk 20 büyük ekonomisi listesinin dışına atmıştı. Dünyada birçok ekonomi hızla ileri giderken Türkiye darbe ortamının etkisi altında tam tersine gidiyordu. 1990'larda da Türkiye'nin kaderi değişmedi.

28 Şubat sürecinin bir sonucu olan 2001 krizinde darbeciler ve onların şemsiyesi altındakilerin Türkiye'den hortumladığı tutar 60 milyar doları buldu. 28 Şubatçılar ekonominin neredeyse üçte birini yok etti. 2001 krizinden önce 200 milyar dolar civarı olan gayrisafi milli hasıla krizle beraber 140 milyar dolar civarına düştü ve Türkiye'nin cari açık sorunu da 28 Şubat'ın sonucu ve ürünü olan 2001 krizinden sonra başladı. İlk 20 ekonomi arasına dönmek 30 yıl sürdü ama bunun işaretleri belirir belirmez, AK Parti'ye kapatma davası, e-muhtıra, 17-25 derken, 15 Temmuz da tüm diğer darbelerin devamı olan 'aynı zihniyet rolünü' oynamak için sahneye çıktı. 27 Nisan muhtırasında darbeci kafaya atılan tokat 15 Temmuz'da yüzlerinde patladı."

Dinç, "15 Temmuz hain darbecileri amaçlarına ulaşsaydı Türkiye, ekonomisinin üçte birini kaybetmiş olacaktı. 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı bu millet verdiği kahramanca mücadele ile dinini, imanını, izzet ve haysiyetini korumuştur ama sadece bunlarla sınırlı değildir. 15 Temmuz hain darbe girişimi başarılı olsaydı 30'uncu ekonomi ancak olabilirdik. Bugün Türkiye'de kazanılan her ekmekte o günkü mücadelenin de bir katkısı olduğunu unutmamalıyız." diyerek sözlerini tamamladı.


Muhabir: Burhan Sansarlıoğlu

Haber Kaynak : Anadolu Ajansı

Diyarbakır'da "bayramda sofralar tatlansın" diye kadayıf üreticilerinden vardiyalı çalışma

Trump, Hürmüz Boğazı'nı ele geçirmeleri halinde "müttefiklerinin harekete geçeceğini" savundu

Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığınca görevlendirilen patriot sistemi Adana'da konuşlandırılıyor

ABD Başkan Yardımcısı Vance'in İran'a yönelik saldırılar konusunda sessiz kalması dikkati çekiyor

73 ildeki uyuşturucu operasyonlarında 958 şüpheli yakalandı

Trabzon'da terzi kardeşlerin ömrü dikiş makinesinin başında geçti

Milli futbolcu Kenan Yıldız: 4 yıldır buradayım ve burası bana büyük güven gösterdi

Afrika Uluslar Kupası şampiyonluğu iptal edilen Senegal kararı tahkime taşıyacak

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yenilenen seçkisiyle açıldı

Özbek aileler ramazanda "ağız açar" iftar sofralarında bir araya geliyor

Depremzede anne, Türk Kızılay gönüllüsü olarak kız çocuklarına bayramlık dikti

Baharın müjdecisi leylekler Tunceli'deki köylerde bulunan yuvalarına dönmeye başladı

Kanoyla suda değil, Erciyes'te kar üzerinde süzüldüler

Hatay'da meslek liselilerin ürettiği çikolatalar bayramda ağızları tatlandıracak

Çanakkale Savaşları'nın bilinmeyen yönleri, Hisart Canlı Tarih Müzesi'nde sergileniyor

Kız kardeşler hayallerini sanat atölyesinde gerçeğe dönüştürdü

Sezonda 200 bin kişiyi ağırlayan Davraz Kayak Merkezi bayramı da hareketli geçirecek

"Saygınlar Kulübü" 65 yaş üstündekilerin buluşma adresi oldu

Kastamonu'da şehit öğretmen ve öğrencilerin hatıraları sınıftaki müzede yaşatılıyor

Tescilli Antep baklavasında üretim bayram için iki katına çıktı

SHURA'ya göre enerji güvenliği için ithal kaynak azaltılmalı, yenilenebilir yatırımları artırılmalı

AB, girişimcilere 48 saatte şirket kurma imkanı sunmaya hazırlanıyor

"Güvenilir Gıda" mobil uygulaması kullanıma sunuldu

Okulda projeye dönüştürülen Osmanlı geleneğiyle veresiye borçları kapatılıyor

Ramazan Bayramı'nda yurtta yağışlı hava hakim olacak

S&P Global Ratings, petrol üretim kesintileri nedeniyle Irak'ın kredi notunu negatif izlemeye aldı

Hatay'da gönüllülerin açtığı lokanta depremzede kadınlara gelir kaynağı oldu

tabii'nin yeni dizisi "Onbeşliler", Çanakkale Savaşı'nın genç kahramanlarını anlatıyor

Üniversite öğrencileri "Ninemin Tarifleri Atölyesi" ile yöresel yemekleri öğreniyor

Yıllarca dinleri araştırdıktan sonra Müslüman olan Meksikalı Roberto, İslam'ın "kalbe huzur getirdiğini" söyledi

Yükleniyor

loading